Nevzat TARHAN

Nevzat TARHAN

Acı sirke kabına zarar verir!

A+A-

Hiç kimse yanlış teşhis koyduğu bilinen bir doktora hastasını götürmez. Bunun gibi hiç kimse de askerlik, şehitlik, ölüme gitme konularında üst üste kusurlar yapan ve bu kusurunu itiraf edip çözüm aradığını, dersler çıkardığını fark etmeyen komutanların olduğu bir birliğe çocuğunu göndermek istemez.
 
“Kim sızdırdı bulacağız... Bunu herkesin anlamasını istiyorum.... Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum”
Bu sözler Sayın Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ’a ait. Son basın toplantısını bir farkındalık analizinden geçirmemiz gerekiyor.
 
Birincisi, gazeteciler gazetecilik görevini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yapmıyorlar veya yapamıyorlardı. Şimdi yapmaya başladılar. Bunu kabul etmek de zorlanıldığı anlaşılıyor.
 
İkincisi, acı gerçeklerle yüzleşmek istemeyen bir kimsenin ruh hali içinde olunduğu o kadar belli oluyor ki, yüz ifadesi mimik ve jestler insanları korkutmuyor, şaşırtmıyor sadece sorgulatıyor ve endişelendiriyor.
 
Üçüncüsü, Milli Güvenlik Kurulu’nda sivil politikacılara fırça atmaya alışmış ‘Asker Politikacı’ alışkanlığının basına ve topluma yöneltilmesi ‘Farkındalık eksikliği’nin işaretidir.
 
Dördüncüsü, sorumluluk duygusu yüksek bir kimsenin kendini çaresiz hissettiği zamanlardaki bir ruh halinin varlığını görebiliyoruz. İşler yolunda gitmezse öfkelenir, kontrolu kaybettiği için orantısız tepkiler verir ve abartılı davrandığı içinde haklı iken bile haksız duruma düşer.
 
Beşincisi, bazı maganda erkekler vardır, pek çok yanlışlar yapar eve geç gelir, geldiğinde de bağırıp çağırıp herkesi susturur, böylece evde asayiş berkemal gibi gözükür. Fakat çocuklar babaya derin ve sessiz bir öfke hissederler, ileri yaşta babaya düşman olurlar. Yanlış varsa kabul etmek yoksa dinleyip ikna etmeye çalışmak zordur ve olgunluk gerektirir.
 
Eğer generallerimiz ‘Esip gürleyerek’ insanları susturacağını ve kontrolu ellerinde tutacaklarını düşünüyorlarsa mesleki körlük içindeler demektir. Tehditvari konuşmalar, suçlayarak ve insanları değersizleştirerek yapılan açıklamalar akıl ve sağduyu zaafı göstergesidir. Beklenenin ötesinde amacın tersini besler ve öfke birikimine neden olur.
 
Çocuklarını askere gönderen ailelerin rahatlatılması yerine onların endişeleri daha da arttı. “En büyük kusur kusurunu bilmemektir” sözü halka malolmuş büyük sözlerdendir. Askerlik çağında çocuğu olan ailelerin ‘böyle öfkeli, soğukkanlılıktan uzak bir komutanın olduğu asker ocağına çocuğumuzu gönderirsek çocuğumuzu harcamış oluruz’ diye düşünmelerini normal kabul etmek gerekiyor.
 
Bir insanı ikna etmenin yolu kabullenip yönlendirmektir. Karşımıza alıp düzeltmeye çalışmak yerine yanımıza alıp rehber olmaktır. Karşı tarafa önem verdiğinizi değerli gördüğünüzü hissettirir. Tabi bunu fikrine güvenenler yapar. Bağırıp, çağırıp, susturarak kendimizi iyi hissedebiliriz ama sorunu çözemeyiz.
 
Haklılığına inanan bir insanın esip gürlemesine gerek yoktur, sağlam fikirlerini haklı gerekçelerini sayar ve varsa hatasını kabul eder. Böyle bir insan küçülmez, saygı uyandırır. Ayrıca yalnızlaşmaktan kurtulur.
 
Çoğu zaman acı gerçekle yüzleşmek istemeyen bir kimse sorunun psikolojik yükünden ve baskısından kurtulmak için sorumluluğu kendi dışında bir nedene bağlar. Böylece geçici olarak rahatlar. Fakat kendini aldattığı için orta ve uzun vadede kaybeder.
 
Terör konusunda askeri bürokrasinin beceriksizliği o kadar belirginleşti ki insansız uçak alarak anlık istihbaratla sorunun çözüleceğini söylemiş Orgeneral Babaoğlu. Bu yoksul milletin milyon dolarları silah tüccarlarına gidecek. Yanlış teşhis, yanlış ve pahalı tedavi.
Kuşatılmış ruh halindeki kişilerin içlerindeki korku o kadar ilerlerki ellerindeki barutu sonuna kadar kullanırlar, kendileri ile birlikte gemi de batar.
 
Farkındalık eksikliği o kadar belirgin ki arkasına dört kuvvet komutanını alarak kaşı çatık bir şekilde 12 Eylül 1980’i çağrıştırır tarzda ‘En büyük biziz, biz nirvanaya ermişiz, bizi eleştirenin canına okuruz’ beden dili ifadesi verilmeye çalışılmış. Tabi toplum yerse… 12 Eylül’de yemişti, ancak halen hazımsızlık sürüyor, darbe hukukunun sancıları bitmiyor.
 
“Problemin çözümünü ve açıklığa kavuşmasını gözardı et, kamuoyuna nasıl sızdırıldığının üzerinde dur” bu hiç dürüst bir davranış değil.
Artık siyasetçilerimiz de gözlerini dört açsınlar. Türkiye’yi çağdaş hukuka kavuştursunlar. Gemiyi batıracak öfkeli general istemiyoruz.

ntarhan@gmail.com

Haber 7

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.