Abdulkadir CEYLAN
Öz Kardeş, En Birinci, En Yüksek ve En Fedakâr Talebe: Abdülmecid Nursi-5
Değerli dostlar! Bu yazımızda Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiyle “öz kardeşi ve en birinci ve en yüksek ve fedakâr bir talebesi olan1 Abdülmecid Nursi’nin Diyarbekir’in Ergani ilçesi ve Malatya da geçirdiği hayat dönemi ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağız inşaallah.
Bediüzzaman Said Nursi, Şeyh Said kıyamına hiçbir dahli yokken yapılan son araştırmalara göre 1 Mart 1926 tarihinde Van’dan sürgün edilir.2 Abdülmecid Nursi de sürgün hadisesinden bir müddet sonra öğretmenlikten alınıp, Gümrük Müdürlüğüne geçici olarak verilir. Bununla da yetinilmeyip sınır boylarına gönderilmek istenir. Bunun üzerine Abdülmecid Nursi görevden ayrılır. Van, Tahtakale semtindeki evini satarak Diyarbekir’in Ergani ilçesine Hicret eder.3
Abdülmecid Nursi’nin Ergani hayatının şahitlerinden Hacı Battal Keskin, Abdülmecid Nursi’nin Ergani’ye gelişini şöyle anlatır: “Hiç unutamadığım arkadaşım ve komşumdu, Abdülmecid Efendi. Şeyh Şahabeddin’in eniştesiydi. 1927 senesinde Ergani’ye geldi.”4
Bu bilgiden anlaşılacağı gibi Abdülmecid Nursi’nin Ergani’ye gelmeyi tercih etmesinin sebebi kayın biraderi Şahabeddin Efendinin burada ikamet etmesidir. Üstad Bediüzzaman hazretleri, "Üçüncü Mektub"un dördüncü kısmında, Diyarbakır'ın kazası Ergani'deki Vanlı Şehabeddin Efendiden bahsetmektedir.5 Şehabeddin Efendi, Abdülmecid Ünlükul'un eşi Rabia Hanımın kardeşidir. Şehabeddin Özer 1893'de Van'ın Şabaniye Mahallesinde doğmuştu. Babası H. Mustafa, annesi ise Fidan'dı. Şeyh Gazail Baba diye bilinen babası, Gazail Camiinde medfundur ve türbesi ziyaretgâhtır. "Üçüncü Mektup"ta bahsi geçen Şehabeddin Efendi Diyarbakır Mardinkapı mezarlığında yatıyor. Nureddin, Şemseddin, Necmeddin ve Rabia isimli kardeşleri vardır. Fidan ve İhsan isminde iki çocuğu vardır. Kardeşi Rabia Hanım Abdülmecid Nursî ile evlendiği zaman, Bediüzzaman'la tanışmaları ve irtibatları olmuştu. Şehabeddin Özer şirpençe hastalığından rahatsızlanınca, Ergani'den Diyarbakır'a getirilişinin ikinci günü 3 Ağustos 1943'te vefat etti. Diyarbakır Mardinkapı kabristanına defnedildi. Mezarı Şeyh Muhammed türbesinden 5 metre soldadır.”6
“Abdülmecid Nursi, Ergani’ye yerleşince Uzun Çarşı’da Ziya Gökalp Caddesinde manifaturacılık yapmaya başlar. Kazım bey adlı bir vatandaşın dükkânını 80 Mecidiyeye kiralar. Abdülmecid Efendi çok zamanlar sabah namazlarını Zülkifl Aleyhisselamın türbesine gider, orada kılardık. Daima yaya gider, tesbihatlar okur, çok çok tefekkür ederdik. Daha sonraki tarihlerde CHP devrinde Zülkifl (a.s.) Peygamberin türbesini yıktılar. 1950’den sonra Demokratlar tekrar tamir ettirdiler. Abdülmecid Efendi cemaatlerin ısrarlarıyla Ergani’nin büyük camiinde bazı Cuma günleri vaaz ederdi. Sohbetleri, ekseriyetle fıkhi mevzular teşkil ederdi. Seyda Bediüzzaman’ın kitaplarını bizlere ara sıra okurdu.”7
Ergani eski müftülerinden Zeki Yıldırım’ın Abdülmecid Nursi’nin Ergani hayatı ile ilgili hatıraları da şu şekildedir:
“Seyda Bediüzzaman ve kardeşi Abdülmecid Efendi, rahmetli babam Hacı Hüsnü Efendinin en yakın arkadaşı idiler. Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla büyük âlimdi. Bir vakitler Maden kazasında İsmail Hakkı isminde bir doktor vardı. Hazret-i İsa (a.s.) ve domuz eti hakkında gayet asılsız ifadelerle hurafevari yazılar yazmış ve dağıtmıştı. Buna karşılık Abdülmecid Efendi ile babam Hacı Hüsnü bir cevabi lahika neşrettiler. Sonra o doktor bir gün Ergani’ye geldi. Kaza merkezinin büyük kahvesinde, münazara neticesinde onu ilzam ettiler. Bir daha da buralarda görülmedi. Kendileri 1927 senesinde Ergani’ye geldiler 1936 senesinde de Malatya’ya gittiler. Sakal bırakmazdı. Şafii mezhebindendi. Gayet mütevazı idiler. Şu mısraları ondan sık sık duyardım: “Gitme, ey yolcu! Gel beraber oturup ağlaşalım, Elemin, bir yüreğin kârı değil, paylaşalım.”8
Abdülmecid Nursi, Ergani’de ağabeyi ve Seyda’sı Bediüzzaman Said Nursi ile sık sık mektuplaşmıştır. Ergani eşrafından Ali Ekber Bey, Abdülmecid Efendiye Seyda Bediüzzaman’dan sık sık mektup geldiğini ifade ederken “bütün müşkillerimizi cevaplandırdı” demektedir.9
Abdülmecid Nursi Ergani’de ilk yıllarda Seyda’sı Bediüzzaman ve diğer kardeş ve akrabalardan ayrılığın acısını yaşarken sevinç ve mutluluklar da yaşamıştır. Oğlu Suad Ünlükul 1929 yılında burada doğmuştur.10 Maalesef bazı Bediüzzaman araştırmacıları Suad Ünlükul’un doğum yeri olarak bir açıklama yapmadan Osmaniye demektedirler. Bu bilgi doğru olmakla beraber yanlış anlaşılmaya müsaittir. Doğru olması Ergani’nin eski adının Osmaniye olmasındandır. Bu konuda şu bilgi meseleyi vuzuha kavuşturuyor: “XIX. yüzyılın sonlarına doğru bugünkü kentin yerinde Osmaniye ismiyle yeni bir yerleşim oluşmuş ve eski Ergani sönükleşmiştir. Ancak buraya verilen Osmaniye ismi Adana’daki Osmaniye ile karışmış ve Cumhuriyetin ilânından sonra yeniden Ergani ismi verilmiştir.”11 Ancak uzun bir müddet boyunca halk Osmaniye ismini kullanmaya devam etmiştir.
Abdülmecid Efendi’nin iki oğlu Fuad ve Nihad’ın ilkokul eğitimlerini Ergani’de aldıkları kanaatindeyiz. Her ne kadar Mustafa Öztürkçü, Fuad’ın ilkokulu Van’da okuduğunu yazıyorsa da bu açık bir sehivdir. Çünkü Öztürkçü, Fuad’ın 1923’te Van’da doğduğunu belirtir.12 Abdülmecid Nursi 1927 de Van’dan ayrıldığında Fuad dört yaşında küçük bir çocuktur. Dolayısıyla 7 yaşında başlayan ilkokul eğitimi için 4 yaşında olan biri için ilkokulu okudu demek mümkün değildir. Abdülmecid Nursi, Fuad’ın ilkokula Ergani’de başladığına dair şu bilgiyi vermektedir: “Fuad, Diyarbekir Osmaniye’sinde (Ergani) ilkokula ilk kaydolduğunda 186 numara almıştır. Cebeci de konulduğu mezara da 186 numaralı küçük bir levha dikilmiştir.”13
Nihad Ünlükul’unda Van’da doğup, Ergani’de ilkokula başladığı kanaatindeyiz. Her ne kadar Nurpedia sitesi Necmeddin Şahiner’i kaynak göstererek Nihad Ünlükul’un doğum tarihini Ergani 192714 olarak yazmışsa da yaptığımız tahkik neticesinde bu bilgide bir sehiv olduğu anlaşılıyor. Nihad Ünlükul, Hulusi Yahyagil ağabey Kars’ta görevliyken orada askerdir. Hulusi ağabey yazdığı biyografisinde “10 Aralık 1945’te Kars Askerlik Şubesine, 1946 Ağustos’unda Sarıkamış Askerlik Daire Başkanlığına tayin, 30 Eylül 1948’te Urfa Askerlik Daire Başkanlığında işe başladım.”15 bilgisini veriyor. Askerlik yaşı 20 olduğuna göre 1945’te 20 yaşında olan Nihad’ın 1925 doğumlu olması gerekmektedir. 1925, Abdülmecid Nursi’nin henüz Van’da olduğu bir tarihtir.
Araştırmacı Yazar Mehmet Selim Mardin de resmi kayıtlara dayanarak Nihad’ın doğum tarihini 01. 07. 1925 Van olarak vermektedir.16
Nihad Ünlükul’un Hulusi Yahyagil Ağabeyle Kars’ta görüştüğünü Üstad bir mektupta şu ifadelerle ortaya koymaktadır: “Hulusi'nin Kars'tan bir mektubunu biraderzadem Nihad'ın mektubuyla aldım. Elhak o kardeşimiz, daima fevkalâde sadakatını ve Nurlara kuvvetli alâkasını muhafaza ediyor. Manidar bir tevafuktur ki, bilmediğim halde, Nihad'ın orada bulunması ihtimaliyle, Sabri'ye ait fıkrada demiştim ki: Nihad Kars'ta ise, Hulusi ile görüşür mealinde burada söylediğim ve sonra size yazdığım aynı zamanda, o ikisi şimdiye kadar sükût ettikleri halde, beraber bana mektub yazıyorlar.”17
İhsan Atasoy, Nihad ve Hulusi Ağabeyin görüşmelerini şu şekilde anlatır: “Kars’tayken Üstad’ın yeğeni Nihad da askerlik görevini yapmak için Kars’a gelir. Nihad’ın yüzü Üstad’a çok benzediğinden Hulusi Bey, zaman zaman onu yanına çağırarak, fark ettirmeden doya doya yüzüne bakarak Üstad’a olan hasretini gidermeye çalışır.”18
Abdülmecid Nursi’yi Ergani’de en çok üzen hususlardan biri de Bediüzzaman Said Nursi’nin nerede olduğundan haberdar olmamasıdır. Ancak bir süre sonra yeğeni Abdurrahman Nursi, hem onunla, hem de Üstad’la irtibat kurar. Üstad’a yazdığı son mektubun gayrı münteşir kısmında şunları yazar: “Muhterem amucam! Molla Abdülmecid Efendi şimdi Diyarbekir’in Ergani Osmaniye’sinde ticaretle iştigal ediyor. Sizin sıhhatinizi ona yazacağım. Muhabere ediyoruz ve sizi her vakit benden soruyor. Ne çare ki, şimdiye kadar sizin yerinizi bilmiyordum. Şimdiden sonra inşâallah sizi kaybetmeyiz.”19
Bediüzzaman Said Nursi, kardeşi Abdülmecid Nursi’yi nefsi gibi kabul etmiştir. Nitekim Şefkat Tokatları Risalesinde onun için şöyle der: “Nefsim gibi telakki ettiğim Abdülmecid ile Hulusi'ye vekâleten yazdım.”20
Abdülmecid Nursi, Ergani’de ikamete devam ederken yeğeni Abdurrahman 1931 yılında Ankara’da genç yaşta vefat etmiştir. Yeğeninin cenazesine katılamaması, Abdurrahman Nursi’nin oğlu Vahdeti Suad’ın küçük yaşta hem yetim hem öksüz kalması nedeniyle Abdülmecid Nursi bir perişaniyet hissetmiştir. Bediüzzaman Said Nursi bu durum ile ilgili olarak 28. Mektup Üçüncü Mesele Üçüncü Risale Beşinci Misal’de şunları yazar: “Kardeşim Abdülmecid, biraderzadem Abdurrahman'ın (Rahmetullahi Aleyh) vefatı üzerine ve daha sair elîm ahvalât içinde bir perişaniyet hissetmişti. Hem elimden gelmeyen manevî himmet ve meded bekliyordu. Ben onunla muhabere etmiyordum. Birdenbire mühim birkaç Söz'ü ona gönderdim. O da mütalaa ettikten sonra yazıyor ki: "Elhamdülillah kurtuldum! Çıldıracaktım. Bu Sözler'in her biri birer mürşid hükmüne geçti. Çendan bir mürşidden ayrıldım, fakat çok mürşidleri birden buldum, kurtuldum." diye yazıyordu. Ben baktım ki, hakikaten Abdülmecid güzel bir mesleğe girip o eski vaziyetlerinden kurtulmuş.”21
Abdülmecid Nursi, Ergani’de iken soyadı kanunu çıkar. Ağabeyi Bediüzzaman Said Nursi’nin tavsiyesiyle Ünlükul soyadını alır. Bu hususu oğlu Suad Ünlükul’un oğlu Seyda Ünlükul şöyle anlatıyor: “24 Kasım 1934 yılında 2258 Sayılı soyadı kanunu çıktı. Abisi Bediüzzaman sana çok eziyet verdiler soyadını adının anlamı olan Ünlükul yap ben de soyadımı Nursi ve Okur olarak alacağım diyerek kardeşini yönlendirdi.”22
1936 yılına kadar Ergâni'de yaşadıktan sonra çocuklarının eğitimi sebebiyle Malatya'ya göç etti. Burada (Eski adı Kürtler Çarşısı) olan Cumhuriyet Çarşısında manifaturacılık yaptı. Örnek bir ticari ahlaka sahip olması kısa zamanda çevresinin dikkatini çekti. Siftah ettikten sonra gelen müşterilerini henüz siftah yapmamış komşu esnafa göndermek suretiyle ticari ahlaka katkıda bulundu. Hiçbir komşusunu incitmemesi, sempatik oluşu ve sürekli bir şekilde sohbetlerinde imani konulara ağırlık vermesi, etrafındaki sevgi çemberinin giderek büyümesine sebep oldu.23
Abdülmecid Nursi, Malatya’da 1936-1940 yılları arasında 4 yıl kalır.24 Malatya hayatıyla ilgili olarak en yakın arkadaşlarından Abdülkerim Gökçay şu hatıraları anlatıyor:
“Kendileri Malatya’ya teşrif ettiklerinde Cevheriye Mahallesi, Aşıklar Çıkmazı sokağında kaldılar. Kürtler Çarşısında manifatura dükkânı açtılar. Kendisiyle çok yakınlığımız vardı. O manevi karanlığın hakim olduğu günlerde, bizlere nur saçıyordu. Çok büyük bir alimdi. Malatya’da kaldıkları süre içinde daima aynı evde oturmuştur. Aşıklar Çıkmazı Sokakta merhum Nedviran Oğullarından Abdullah Ustanın evinde. O evde dini sohbetler yapardık. Abdülmecid Efendiden istifade ederdik. Ne sorsaydık hemen cevabını verirdi. Hz. Bediüzzaman’ın ahvalini bizlere çok anlatırdı.”25
Bir zamanlar Demokrat Parti Malatya İl Başkanlığı da yapmış olan Hasan Çuhacı da şunları anlatmıştır: “Benim dükkân komşumdu. Zaten onun gibiler unutulamaz. Namazlarını daima cemaatle, Söğütlü Camiinde kılardı. Kadınlarla alışveriş yapmayı sevmezdi. Dükkân da boş vakitlerini Kur’an-ı Kerim okuyarak geçirirdi. Malatya’ya gelişleri 1936 senesiydi. Bir anda Said Nursi Hazretlerinin kardeşleri gelmiş diye duyuldu. Yanına daima alimler gelirdi. Meşhur Eyüp Baba, Nevzat Elmalıoğlu ve aşiret ağalarından Turan Ağa, Hacı Bedir Ağa ve Zeynel Beyler bunlardan yalnız bir kaçı idiler. Onun ticari ahlakına da hayrandım. Bir müşteri ile siftah ettikten sonra, ikinci müşteriyi siftah etmeyen komşusuna gönderirdi. Bu duruma defalarca şahit olmuştum. Hiçbir komşusunu incitmezdi, sempatikti. Yemeğini evden getirir, lokantaya gitmezdi. 1940’ta Ürgüp’e müftü tayin edildi.”26
Değerli dostlar! Abdülmecid Nursi ile ilgili bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz. Selam ve dua ile.
Dipnotlar:
1 . Bediüzzaman Said Nursi, Lemalar, Envar Neşriyat, sh. 41-42
2. Bilal Tunç, Bediüzzaman Said Nursi Muhtasar Tarihçe-i Hayatı 6. Bölüm 1926-1960, Risale Tashih, 21 Ekim 2020; https://risaletashih.org/2020/10/21/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-vi-1926-1960/
3. Halil Uslu, Bediüzzaman’ın Kardeşi Abdülmecid Nursi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 1997, sh. 32
4. A. g. e, sh.43
5. Bediüzzaman Said Nursi, Gayrı Münteşir Risaleler, sh. 741 (Pdf)
6. Yusuf Kenan Haspolat, Bediüzzaman ve Diyarbakır, Dicle Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2013, sh. 20
7. Halil Uslu, Abdülmecid Nursi, 43
8. A. g. e, sh. 44
9. A. g. e, sh. 44
10. Abdülmecid Nursi, Risale-i Fuadiye, Risale-i Nur Araştırma Merkezi, sh. 102 (pdf)
11. https://www.diyarbakir.gov.tr/ergani
12. Mustafa Öztürkçü, Bediüzzaman’ın Bilinmeyen Akrabaları, sh. 106-107
13. Risale-i Fuadiye, sh. 47
14. https://nurpedia.org/wiki/Nihad_%C3%9Cnl%C3%BCkul
15. Tercüme-i Halimden Bir Hülasa, 18 Ekim 2018; https://www.hulusiyahyagil.com/kendi-kaleminden-hulusi-bey-kimdir/
16. Mehmet Selim Mardin, Yeni Bilgi ve Belgelerle Bediüzzaman Said Nursi, Folıant Yayınları, İstanbul 2021, sh. 46
17. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası 1, Envar Neşriyat, sh. 144-145
18. İhsan Atasoy, Hulusi Yahyagil, Nesil Yayınları, İstanbul 2011, sh. 65 (Pdf)
19. Abdulkadir Ceylan, Bediüzzaman’ın Deha-i Nurani Sahibi Yeğeni, Manevi Evladı: Abdurrahman Nursi-5, Risale Haber, 27 Nisan 2026; https://www.risalehaber.com/abdulkadir-ceylan-bediuzzamanin-deha-i-nurani-sahibi-yegeni-manevi-evladi-28935yy.htm
20. Lemalar, sh. 380
21. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Envar Neşriyat, sh. 358
22. Seyda Ünlükul, Dedem Abdülmecid Ünlükul, Risale Akademi, 25 Kasım 2013; https://risaleakademi.org/dedem-abdulmecid-unlukul--ps-133
23. A. g. y.
24. Halil Uslu, Abdülmecid Nursi, sh. 52
25. A. g. e, sh. 53
26. A. g. e, sh. 54-55
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.