28 Şubat'ta beni uyaran asker,sonra holdinge danışman oldu

28 Şubat'ta beni uyaran asker,sonra holdinge danışman oldu

50 yıldır sürdürdüğü Sağlık-İş Sendikası başkanlığını geçen hafta sonu bırakan Mustafa Başoğlu, yarım asırlık sürede önemli olaylara tanıklık etti.

Başoğlu, hem 12 Eylül hem de 28 Şubat'a karşı çıktı. 28 Şubat sürecinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in askerî danışmanının kendisini uyardığını vurgulayan Başoğlu, "Kendisi daha sonra büyük bir holdinge danışman oldu." diyor.

Türkiye onu, 50 yıldır sürdürdüğü başkanlık görevini devredeceği konuşmasındaki gözyaşları ile tanıdı. Tam 50 yıldır Türk-İş'e bağlı Sağlık-İş Sendikası'nın başkanı olan eski milletvekili Mustafa Başoğlu, ayrılırken gözyaşı dökmesini, hizmet edemeyecek olmasına bağlıyor. Sağlık-İş'in kurucu başkanı olan Başoğlu, 50 yılda karşı karşıya kaldığı ilginç olayları Zaman'a anlattı.

Başoğlu, geçen ay 10'uncu yılı olması sebebiyle kamuoyunda tartışılan 28 Şubat 'postmodern' darbe sürecinde dik duruşuyla dikkat çekmişti. Başoğlu, 28 Şubat döneminde Türk-İş darbecileri desteklerken kendisinin bu sürece karşı çıktığını anlatıyor. Bu sebeple dönemin Türk-İş Başkanı Bayram Meral ile şiddetli tartışmalar yaşadıklarını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde vefat eden dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ı ziyaret ederek kuzu hediye ettiğini ifade eden Başoğlu, adına da 'demokrasi kuzusu' dediğini söylüyor. Başoğlu, "O süreçte bütün sendikaların, 5'li çetenin karşısına geçip hükümetin, demokrasinin yanında yer aldım." diyor. 28 Şubat'ta danışmanı olduğu dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in tavrını da şiddetle eleştiriyor. "Eğer Demirel açıkça askerlere karşı çıksaydı 28 Şubat olmazdı." diyor. Demokratik tutumu sebebiyle diğer sendikacılar tarafından Demirel'e şikayet edildiğini söyleyen Başoğlu, Cumhurbaşkanı'nın askerî danışmanının kendisini uyardığını anlatıyor. "Bana Köşk'ün iradesinin dışında tavır takındığımı söyledi. Kendisi daha sonra büyük bir holdinge danışman oldu." diyor.

Türkiye'nin yakın tarihine tanıklık eden Başoğlu, 50'den fazla Çalışma Bakanı ile çalışmış. 1977'de Adalet Partisi'nden milletvekili seçildikten sonra da sendika başkanlığını bırakmamış. O zamanki mevzuat izin verdiği için milletvekilliği ile sendika başkanlığını birlikte yürütmüş. 12 Eylül 1980 darbesiyle milletvekilliği son bulan Başoğlu, daha sonra ise 1994'te, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 4 yıl boyunca danışmanlığını üstlenmiş. Bu görevini yürütürken de sendika başkanlığını sürdürmüş. Türk-İş'in geleneksel çizgisinin aksine hep demokrasiden yana tavır koyduğunu anlatan Başoğlu, Türk-İş'in 12 Eylül'e destek olmasına şiddetle karşı çıkmış. Türk-İş'in 12 Eylül'den sonra kurulan hükümete bakan verdiğini hatırlatan Başoğlu, darbeye destek bildirisinin ise kendisinin karşı çıkması sebebiyle yönetimden kaçırılarak gizlice açıklandığını söylüyor.

Genç diye seçtikleri benden 5 yaş küçük

Sağlık-İş'teki görev değişimi sebebiyle kırgın olduğunu gizlemeyen Başoğlu, son dakikaya kadar aday olmayı düşündüğünü ancak Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu'nun "Abi, 50 yılın ardından kaybederek gitme." sözleriyle kerhen, gönülsüz olarak aday olmadığını anlatıyor. Sezar misali ihanete uğradığına inanan Başoğlu, "Aday olsaydım yine kazanırdım. Şimdi rahat mıyım, değilim. Hasta dediler, yıprandı dediler. Bunlar iftiraydı. Rahatsızlığım yok. Hizmet edecek gücüm var. Beni yıkamayanlar işçiyi böyle kandırdı. Garip bir iş, yardımcı olduğun insanlar sana karşı çıkıyor. Onların elini sıkmıyorum, kalleş diyorum." ifadelerini kullanıyor. Genç diye seçilen yeni başkan Hasan Öztürk'ün kendisinden 5 yaş küçük olduğunu anlatıyor. Yeni yönetimi yakından izleyeceğini söyleyen Başoğlu, "İşler ters giderse müdahale ederim. İşçi beni çağırırsa gelirim, tekrar aday olurum." ifadelerini kullanıyor.

Bazı sendikaların sürekli yolsuzluk ve suistimalle gündeme geldiğine işaret eden Başoğlu, "İşçi ne kadar zam aldıysa ben de onu aldım. Alacağım hizmet ödeneğini düşürdüm. İlk okul yaptıran sendikacı ben oldum. İşçinin parası ile otel, tatil köyü yapmak yerine burs verdim, eğitim yardımı yaptım. İftar verdim." şeklinde konuşuyor.

50 yıl sendikaya gittim geldim, yarın sabah ne yapacağımı bilmiyorum

Mustafa Başoğlu, başkanlıktan ayrılmasının ardından duygularını şöyle anlatıyor: "50 sene her sabah sendikaya gidip geldim. Yarın sabah ne yapacağımı ise bilmiyorum. Belki kitap okurum. Ama emekli olmayacağım. Kendime bir iş bulup çalışacağım. Başörtüsü ve laiklik konusunda iki kitap yazacağım. Eşim 'görev alırsan eve gelme' diyordu. Şimdi o 'bana kaldın' diyor. Ben sevinmedim ama o sevindi." Kendisinin hep delegenin iradesiyle seçildiğini anlatan Başoğlu, 50 yıldır başkanlık yapmasının eleştirilmesine içerliyor: "Bazıları 50 sene köşe yazıyor. Bazıları tiyatroda oynuyor. Sahne sanatlarını icra ediyorlar. Bunlar alkışlanıyor. Niye sendika başkanı 50 yıl görev yapınca suç oluyor? Bilakis seçimle geldiği için ayrıca başarı. Demokrasi varsa seçimle gelene saygı duyulmalı."
Zaman