‘Zelzele (deprem) naraları sizi hiç korkutmasın’

‘Zelzele (deprem) naraları sizi hiç korkutmasın’

6 Şubat depreminin yıldönümünde vefat edenleri rahmetle anıyoruz

"Hiç de üzülmeyiniz, bizden sıkılmayınız. 'Zelzele nâraları, hadisat sayhaları sizi hiç korkutmasın, vesvese de vermesin. Zira onlar içinde bir zemzeme-i ezkâr, bir demdeme-i tesbih, velvele-i nâz ü niyaz.

Sizi bize gönderen o Zât-ı Zülcelâl, ellerinde tutmuştur bunların dizginlerini.' İman gözü okuyor yüzlerinde âyet-i rahmet, her biri birer âvâz." (Sözler, Lemeât)

ZELZELELER VEYA HADİSELER BİZİ NASIL KORKUTMASIN?

İnsan, fıtratı gereği acizdir ve gücünün yetmediği büyük doğa olaylarından korkar. Ancak metin, bu korkuyu yenecek olanın imanî bakış açısı olduğunu söyler. Korkmamamızın temel sebepleri şunlardır:

Metinde geçen nara, sayha, velvele gibi kelimeler ilk bakışta korkutucu birer gürültü gibi görünse de; aslında bunların içinde bir zemzeme-i ezkâr (zikir fısıltısı) ve demdeme-i tesbih (tesbih tınısı) olduğu belirtilir. Yani bu olaylar tesadüfi birer yıkım değil, her biri Allah'ı tesbih eden, onun bir ismini ilan eden görevli olaylardır.

Eğer olaylara sadece maddi boyutuyla bakarsak (binaların yıkılması, yerin sarsılması) sadece dehşet duyarız. Fakat iman gözüyle bakıldığında, o sert yüzlerin arkasındaki âyet-i rahmet görünür. Yani her musibetin altında ya manevi bir temizlik ya bir imtihan ya da daha büyük bir hayra kapı açan bir hikmet gizlidir.

DİZGİNLERİN CENAB-I HAKK’IN ELİNDE OLMASI NE DEMEKTİR?

Bu ifade, tevekkül ve tevhid inancının zirvesidir. Dizginlerin onun (c.c) elinde olması şu manalara gelir:

Hiçbir atom, hiçbir fay hattı veya hiçbir yıldız Allah’tan bağımsız hareket edemez. Deprem, kendi başına buyruk bir canavar değil; Allah’ın emriyle hareket eden bir memurdur.

Eğer dizginler başkasının elinde olsaydı veya olaylar tesadüfe bağlı olsaydı, tam bir dehşet içinde kalırdık. Çünkü o zaman korunmamız imkânsız olurdu. Ancak "Dizginler onun elinde" demek; "Seni bilen, seni gören ve sana şefkat eden bir Zat'ın izni olmadan hiçbir şey sana zarar veremez." demektir.

Bir çocuk, babasının kullandığı bir arabada hızdan korksa bile; "Babam sürüyor, o beni tehlikeye atmaz." diyerek rahatlar. İşte mümin de "Bu kâinat gemisinin dizginleri benim Rabbimin elindedir." diyerek, en fırtınalı hadiseler karşısında bile kalbi bir huzur bulur.

Özetle; dışarıdan bakıldığında korkutucu görünen bu hadiseler, aslında Allah'ın birer mektubudur. Eğer biz o mektubu göndereni tanırsak, onun her şeye hükmettiğini bilirsek ve mektubun vermek istediği mesajı okuyarak dersimizi alırsak, o zaman korkunun yerini bir nevi naz ve niyaz yani dua ve sığınma alır. Tabiatla iç içe yaşarken bu dizginlerin tek elde olması hakikatini tefekkür etmek, insana müthiş bir manevi kuvvet verir.

Sorularla Risale

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.