Papa: İslam’dan öğreneceklerimiz var!

Papa 14’üncü Leo ile Trump atışmasında öne çıkan üç husus var. Bunlardan birisi Judeo-Christian (Yahudi-Hıristiyan) uygarlığının sona ermesidir. Daha doğrusu bu uygarlığı oluşturan ayaklardan Katolikliğin geri çekilmesidir. Bu uygarlık etrafındaki tarafların çözülmesidir. Yapı bozumudur. En azından Hıristiyanlığın kahiri ekseriyetini temsil eden (1 milyar 400 milyon) Katoliklerin gemiden inmeleridir. Siyonizmle işbirliği halinde olan tek grubun Protestanlar olarak kalmasıdır. Tek ayağa inmesidir. Daha doğrusu İsrail ile ortaklığı sürdüren tek blok ve kitlenin İncilciler/Evanjelikler olarak kalmasıdır. 18'inci yüzyıldan itibaren dünyaya hakim olan Batı uygarlığının dört kolu ve kanadı bulunuyor. Greko-Romen ve Yahudi-Hıristiyan. Bunu en son terennüm edenlerden birisi Colin Powell olmuştur. Şimdi bu terkip en azından en büyük bileşeni Hıristiyanlık ayağında çözülüyor. İkinci Vatikan Konsili ile birlikte İsrail'e açılan Vatikan penceresi şimdi kapanma emareleri gösteriyor. Ortodokslar ise İsrail'e mesafeli duruyor.

Greko-Romen tanımı ise eskiye ait bir tanım. Sadece kökleri ifade etmek için kullanılan bir deyim. Dr. Muhammed Tahir şunları söylüyor: “Yahudi-Hıristiyan” terimini terk etme zamanı geldi. Bu ifade çelişkili ve anlamsızdır. Hahamlar, İsa’yı cehennemde insan dışkısında kaynar olarak betimlerken ve kutsanmış annesi Meryem’in onurunu karalarken, nasıl ortak bir ahlaki bayrak olabilir? Bir Müslüman olarak, bu sözler ruhu sarsar. Biz, İsa Aleyhisselamı Allah’ın en büyük elçilerinden biri olarak selamlıyor ve ona saygı duyuyoruz. Betül annesi Meryem’i, yaratılmışların çoğundan üstün kılındığı için arındırılmış ve seçilmiş bir kadın olarak yüceltiyoruz. Onların onuru pazarlık konusu edilemez. Bunu savunmak için canlarımızı dahi veririz. Belki de Siyonizm’e karşı savaşmak için bir Hristo-İslamî vicdanını düşünme zamanı gelmiştir? (https://x.com/nerve_ surgeon/status/2044435526980079686 )."

Netanyahu ve İsrail ise sürekli olarak Mesih'e hakarette bulunuyor. Mescid-i Aksa gibi Hıristiyanların Filistin’deki mabetlerini süreli süresiz kapatıyor. Lübnan işgali sırasında toplarla Hazreti İsa'nın heykellerini hedef alıyorlar. Netanyahu konuşmalarında Cengiz Han'ı Hazreti İsa'dan üstün tutuyor.

Papa ikinci nokta olarak yeryüzü cebbarlarından bahsediyor. Papa bu hususta şunları söylüyor: “Dünya, bir avuç tiran tarafından harap ediliyor.” İslam literatüründe bunu teyit eden metinler var. Musa Aleyhisselm kademi üzerine olan ahirzaman kahramanlarının cebbar rejimleri yerle bir edeceği ve zulmü bertaraf ederek adaleti ikame edeceği haber verilmektedir. Bu cebbar veya totaliter rejimler Papa'nın ifadesiyle küresel sahaya yayılmıştır. Amerikalı gazeteci Tucker Carlson'un ifadesiyle acaba Trump Deccal taslağı mı yoksa Deccal çarpığı mıdır? Atalarının kutsallarıyla alay ediyor kendisini Mesih'in kisvesine sokuyor. Böylece sahte Mesih kisvesine giriyor. Dolayısıyla bir nevi Deccal olmaya aday görünüyor!

Papa'nın konuşmalarında öne çıkan üçüncü nokta ise dinin siyasi ve şahsi emellere alet edilmesidir. İslam kültürü ile at başı giden ifadelerinde şunu söylüyor: "Allah adına dini istismar edene ve edenlere yazıklar olsun. Dini siyasi, askeri ve ekonomik amaçlar doğrultusunda istismar edenlere yazıklar olsun... İki yakaları biraya gelmesin! Onlar kutsalı karanlığa ve pisliğe itiyorlar..."

Bediüzzaman da dinin siyasete alet edilmesi noktasında İslam uleması arasında çok hassas davranmıştır. Bediüzzaman iki kavramla öne çıkmaktadır. Bunlardan birisi yapıcı hareket diğeri de dinin siyasete alet edilmemesidir. Papa da bunu vurguluyor. Akıl için yol bir. İslam selamdan Hazreti Mesih ise barıştan söz ediyor. İkisi de aynı kapıya çıkıyor. İslam’ın işarı selam, Mesih’in vurgusu ise barıştır. Papa'nın İslam ile ilgili şu sözüyle meramımızı noktalayalım: “İslam barış dinidir. Ondan ders çıkarabiliriz. Ondan öğreneceklerimiz henüz bitmedi. Islam a religion of peace we can learn from Islam…”

KATOLİKLİK VE İSLAM’IN BULUŞMA NOKTALARI

Mısır'da bir zamanlar slogan haline gelen ‘çözüm İslam'da’ söyleminin veya ifadesinin kaynağı üzerinde çok duruldu. Kimileri bu sözün İhvan kaynaklı olduğunu iddia etti. Bu tartışma kesin bir sonuca bağlanamadı. Kimileri de bu sloganın eş Şa'b gazetesi yayın yönetmenlerinden Adil Hüseyin'e ait olduğunu söylemiştir. Çözümün İslam'da olması birebir çözümün Müslümanlarda olduğu anlamına gelmiyor. Gayri Müslimler de aynı sistemi uygularsa başarıya ulaşabilir. Söz teorik olarak doğru olabilir lakin bunun hayata yansıması farklı tecelli edebilir. Sözün gerçekleşebilmesi için Müslümanlar tarafından hayata yansıtılması lazım. Teorik zeminden pratik zemine geçirilmesi gerekir. Müslümanlar ise kusurlu varlıklardır. İdealleri ne kadar yansıtabilir? Üstün gayretleri ile İslam’ı hayata yansıtmaları halinde çözüm Müslümanlarda olabilir. Kısaca şartlı bir söylemden bahsediyoruz.

16'ıncı yüzyılda Hıristiyanlığın büyük bölünme ile ikiye ayrılmasının artçılarını yaşıyoruz. Bu artçılardan birisi Papa 14’üncü Leo ile Donald Trump’ın atışmalarına yansıyor. Papa, Trump’ın narsist bir varlık olarak kendisine ve paraya taptığını ima etmiştir. Şimdi Katolik Kilisesi ile Protestanlar özellikle de İncilciler (Evanjelikler) birbirlerine ters bakıyorlar. Buna mukabil Katolikler ile Müslümanlar arasında bir uyum ve yakınlaşma seziliyor. Evanjelizm sosyo-ekonomik olarak ferdiyetçiliği Katoliklik ise toplumculuğu temsil ediyor. Protestanlık çalışmayı ve pazarı takdis etmektedir. Bir piyasa teslisi (Trınity) vücuda getirmiştir. Sıkı çalışma, tasarruf ve disiplin şiarları olmuş ve ekanim-i selase olarak tezahür etmiştir. Bu süreç Martin Luther ile başlamış ve Max Weber gibi yorumcular da bu süreci sosyolojik zeminde tahlil etmiştir. Bu itibarla Protestanlığın kapitalizmi doğurduğunu savunmuştur. Protestanlığın ferdiyetçiliği ve serveti takdis etmesine mukabil bir cemaat dini veya mezhebi olan Katolik Kilisesi Trump’a göre sola kaymıştır. Anti kapitalizmi temsil etmektedir. Bu noktada İslami ile buluştukları noktalar var. Esasında Max Weber’in analizi dini açıdan iktisadi bir sapmadır. Servet ve zenginlik takdis edilmekte ve kuralsız büyüme esas alınmaktadır. “Bırakın yapsınlar bırakın geçsinler” anlayışı temel yaklaşım biçimi olmuştur. Kapitalizme karşı en keskin duruşu İslam temsil etmiştir. İslam’ın sosyalizm ile kapitalizm arasında nerede durduğu daima merak konusu olmuştur. Birçok müellif bu konuda farklı yaklaşımlar benimsemiş ve sergilemiştir. Sözgelimi Maxime Rodinson’un İslam et Capitalisme kitabı bunlardan birisidir. Burada İslam’ın kapitalizm ile sosyalizm arasında karma bir yapıyı temsil ettiğini savunmaktadır. Bir taraftan özel mülkiyete izin veriyor diğer taraftan da para ticaretini ya da faizi yasaklıyor ve fakirler lehine zekat zorunluluğu getiriyor. Buna mukabil Mustafa Sıbai sosyalizm ile İslam’ın telif edilebileceğini savunmuş ve İslam sosyalizmi kitabını kaleme almıştır. Kontra bir zaviyeden ise Iraklı alimlerden Abdulaziz el-Bedri Sosyalizm ve İslam kitabını yazmıştır.

Thomas Aquinas gibi önemli Hıristiyan bilginler, faizi haksız kazanç ve günah olarak nitelendirerek faiz yasağını savunmuştur. Günümüzde Vatikan, küresel finansal krizleri sırasında faiz odaklı sistemi eleştirmiş ve İslami finans ilkelerine benzer şekilde, spekülasyondan uzak, reel ekonomiye dayalı bir sistemi önermiştir.

4 Mayıs 2009 tarihinde Vatikan'ın resmi yayın organı olan L'Osservatore Romano'da yayınlanan Loretta Napoleoni ve Claudia Segre'nin ortak makalesinde faizsiz İslami bankacılık sistemi önerildi. İslami mali sistemin hilafına Vatikan kapitalist sistemi başarısız buluyor. Batı mali sisteminin içinde barındırdığı handikaplar nedeniyle krizlerden kurtulamayacağı belirtiliyor. Şayanı dikkat olan bu görüşlerin 'İslam kılıç dini' diyen Papa Benedict döneminde yayınlanmış olmasıdır. Denildiği gibi fazilet odur ki düşman bile ona tanıklık ede!

Makalede İslam bankacılık sisteminin benimsenmesi tavsiye ediliyor ve bu kuralların köklerinin Tevrat ve İncil’e yabancı olmadığını vurgulanıyor. Bu anlamda kapitalizm bir sapmadır ve Max Weber’in yorumu da yanlış bir çığırdır. Yahudilik ise kumar gibi bu hususta da çifte standart uyguluyor ve kendi aralarında faiz muamelesini yasaklıyor lakin harbiler veya goyimlere karşı serbest bırakıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum