Yâ Rabbi! Beni zulmedenlerden değil, zulmü kaldırmaya çalışanlardan eyle
Celcelutiye'den ilhamla dualar...
Bismillahirrahmânirrahîm
Ey dualara icabet eden Mucîb, ey darda kalanların nidasını işiten Semî’ ve Basîr, ey Habibi'nin hatırını zayi etmeyen Vâsiu'l-Kerîm, ey azgınlaşmış zalimlerin, tağutların ve zorbaların tuğyanını darmadağın eden Kahhâr ve Kahredici-i Zülcelâl! Ya Allah, Ya Mucîb, Ya Kerîm!
Yâ Rabbi! Habîb-i Ekrem'inin ﷺ hürmetine Sana yöneliyorum. Beni Habîbinin ﷺ ahlâkıyla ahlâklandır. Onun gibi affedebilmeyi, onun gibi merhamet edebilmeyi, onun gibi adaletli olabilmeyi nasip et.
Beni zulmedenlerden değil, zulmü kaldırmaya çalışanlardan eyle.
Beni kibir sahiplerinden değil, tevazu sahiplerinden eyle. Beni tuğyan ehli değil, ubudiyet ehli eyle.
Habîbinin ﷺ şefaatine mazhar, sünnetine ittiba eden, ahlâkına benzeyen kullarından eyle. Ve mahşer günü onun sancağı altında, Firdevs'te onun komşuluğuna kabul buyur.
Ya Rabbi! Bilirim ki benim günahkar dilim, aciz vücudum ve kusurlu amellerimle huzurunda doğrudan hacet istemeye yüzüm yoktur. Bu yüzden, her bir muradımın, her bir ihtiyacımın ve duamın başına, Senin katındaki en yüce şerefin, en muazzam makamın sahibi olan Hz. Muhammed Mustafa’yı (s.a.v.) vesile koyuyorum (min câhihî). O En Sevgili’nin hatırı, yüzü suyu hürmetine kalbimin darlıklarını gider, dualarımı makbul eyle, maddî ve manevi bütün hacetlerimi rızan dairesinde ihsan buyur. O’nun nurunu dualarımın sarsılmaz kabul senedi eyle.
Ya Selâm, Ya Mâni, Ya Azîz! 'Ve selhu likey tencû ve minel cevri veŧ ŧağat' fermanının emniyetine sığınıyorum. Ya Rabbi! Hayat yolculuğunda, nefsin azgınlığından, şeytanın tecavüzünden ve yeryüzünün hak hukuk bilmez, gaddar ve müstebit zalimlerinin cevr ü cefasından bunaldım (minel cevri veŧ ŧağat). Sen katından öyle bir muhafaza indir ki, Efendimiz’i (s.a.v.) araya koyarak yaptığım bu iltica hürmetine beni bütün o zorba otoritelerin, sinsi komitelerin ve tağuti zihniyetlerin tuzaklarından tam bir necatla kurtar (likey tencû). Zalimlerin cevrini bana dokundurma; onların azgınlıklarını kendi başlarına makus eyle. Beni sadece Sana kul olan, beşerin azgın heybetinden emin kılınmış hür muvahhidlerden eyle.
Yâ Rabbe'l-Âlemîn! Ümmet-i Muhammed'i zulümden koru. Mazlumlara yardım et.
Zalimlere hidayet ver veya zulümlerini durdur.
Kalpleri adaletle doldur.
Toplumları merhametle yaşat.
Yâ Adl! Yeryüzünde adaletini tecelli ettir.
Yâ Rahîm! İnsanlığı merhametinle kuşat.
Yâ Vedûd! Kalplerdeki kini ve düşmanlığı gider.
Allah’ım! Yeryüzünün dört bir yanında tağutların, gaddar diktatörlerin ve imana düşman küresel zalimlerin cevr ü cefası (zulmü) altında inleyen, hakları çiğnenen ümmet-i Muhammed’e (s.a.v.) acilen bu mukaddes 'Tevessül ve Mutlak Necat' sırrıyla külli bir uyanış, sığınış ve selamet ihsan eyle. Müslümanlara dualarında yeniden Efendimiz’in (s.a.v.) makamına tutunma şuurunu lütfet. Mazlum coğrafyalarda sırtlanların, zalim idarecilerin baskısı altında sesleri kısılan din kardeşlerimizi muzaffer kıl; o azgın tağutların tahtlarını sars, mazlumları sahil-i selamete çıkar. Bizleri dünyada Hakkı batılın beynine vuran ve Muhammedî zırha bürünen ihlaslı kullarından eyle; ahirette ise bu necatın mükafatı olarak Efendimiz’in (s.a.v.) sancaktarları arasında haşreyle. Ruhumuzu Muhammedî makamın hürmetiyle aziz kıl, akıbetimizi her türlü zulümden necat bularak ebedi selâmetinle taçlandır.
Ya Hayy, Ya Kayyûm! Bu samimi tevessülümüz, zalimlerin tuğyanından mukaddes dergâhına sığınışımız ve bu celalli beytin esrarı hürmetine dualarımızı kabul eyle.
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنْ أَهْلِ الشَّفَاعَةِ وَمِنْ أَهْلِ الْعَدْلِ وَالرَّحْمَةِ
"Allah'ım! Bizi şefaate mazhar olanlardan, adalet ve merhamet ehli kullarından eyle."
Âmin, âmin, âmin... yâ Erhamerrâhimîn bi-hürmeti Câhi’n-Nebiyyi’l-Mustafâ
DİPNOT:Bu beyit,Celcelûtiye'nin son bölümlerindeki en önemli hakikatlerden birini hatırlatmaktadır: Peygamber Efendimiz ﷺ, Allah ile kul arasına giren bağımsız bir güç değil; Allah'ın rahmetine ulaştıran en büyük rehber ve vesiledir.Kur'ân buyurur: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve O'na ulaşmaya vesile arayın."
(Mâide, 35) Kulun, Cenab-ı Hakk’ın katındaki o en nazdar, en sevgilinin yüce şanını, hürmetini ve makamını her muradının, her hacetinin önüne bir vesile ve bir kabul anahtarı olarak koymasını (ve śaddir bihî min câhihî kulle ĥâcetin); her türlü zulümden, haksızlıktan, azgınlaşmışların şerrinden ve tağutların tecavüzünden tam bir selametle kurtulmak için O’nu şefaatçi kılmasını, O’nunla Allah’a iltica etmesini (ve selhu likey tencû ve minel cevri veŧ ŧağat) emreden, mazlumun sığınağı olan muazzam bir necat (kurtuluş) sırrıdır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, "Sözler" (Yirmi Dördüncü Söz), "Mektubat" (Yirmi Üçüncü Mektup) ve "Lem'alar" (On Yedinci Lem'a - Notalar) bünyesinde, duaların kabul şartlarını ve zalimlerin zulmü karşısında müminin sığınacağı en emin limanı harika bir dille şerh eder. Üstad der ki: "Duanın en mühim bir sırrı-ı kabulü, ihlastır ve vesileyi doğru zikretmektir. Cenab-ı Hakk, Habibi'nin (s.a.v.) hatırını kırmaz. O’nun hürmetine istenen hacetleri reddetmek, rahmetinin şanına yakışmaz. Hem bu asrın dehşetli tuğyanı, zalimlerin cevr ü cefası karşısında aciz ve gaddar beşere sığınmak değil; belki herşeyin dizgini elinde olan Zat-ı Zülcelal’e, O’nun en sevgili Dellâlını (s.a.v.) şefaatçi ederek iltica etmek gerektir.Allah katında en makbul dua, iki salavat arasında yapılan ve Efendimiz'in (s.a.v.)"Câh"ını (şerefini, makamını, hatırını) vesile kılan duadır. O’nun hatırı araya girdiğinde, dualar reddolunmaz bir zırha bürünür. Üstad'a göre, Habibullah’ı araya koyan bir kalbe, hiçbir zalimin cevr ü cefası kalıcı zarar veremez.
Hazırlayan: Nuran Şahin

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.