Habib FİDAN

Habib FİDAN

Tozlu raflardan hitaplar

A+A-

Eski zamandan sesleniyoruz biz. Terk edilen kütüphanelerin tozlu raflarından siz 21.yüzyıl insanına bağrımızdan çıkan hasret gülleri ve dümteklerle nağmelerimizi sıralıyoruz. Yıpranmış kâğıdımız ve dağılmış mürekkebimizi toplayarak haykırıyoruz size. Kim bilir, size çok yabancı geleceğiz ve belki de çok lüzumsuz göreceksiniz bu feryadı. Ama bu feryat ki, saplandığınız ve kaybettiğiniz değerler için arşa yükselir.

Ben Yunus Emre! Adını belki her zaman duyduğunuz, fakat bir kez olsun divanını açmadığınız Dertli Yunus. Bu dünyadan göçerken kalanlara selam olsun deyip ardımda bir divan bıraktım ki, gelecek nesiller okusun. Beni tanıyarak geçmişini, kültürünü tanısın. Fakat yazık ki, divanımız raflarda çürürken ve bizden arta kalan siz bugünün nesilleri de sonbahar rüzgarlarında kuru bir yaprak gibi savrulup geçmişini unuturken, adımız medhiyeler eşliğinde törenlerde anılmış ne çıkar!? Biz ki, “oku” diye inmeye başlayan kitabın muhatabıydık ve bunu hakkıyla yerine getirmeye çalışmalıydık. Zaman geçti ve gördük ki; kitaplar yetim, kütüphaneler öksüz, eski zaman değerleri kimsesiz kalmış.“Bizim halimizden haber soranlara selam olsun” derken, halimizle hallenmeniz ve değerlerimizi yaşa/t/manızdı kastımız. Divanımı elinize alıp da “Bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun” sözü üzerinde hiç düşündünüz mü?

Ben Feridüddin Attar! Hani şu Kuşların Dili (Mantıkut’t-Tayr) adlı kitabı yazan. “Bizim Yunus” zaten söyledi söylenecekleri. Ben lafı uzatmayacak, yalnız size birkaç soru sormakla yetineceğim. Kuşların Dili kitabı ve benzerleri olan eski kültür kitaplarını okumadan, kültür yapınızı nasıl anlamlandıracak ve hayat rotanızı nasıl belli edeceksiniz? Mimariyi nasıl anlayacak, müziğin nağmesini nasıl hissedeceksiniz? Süsleme sanatları olan tezhip, yazı-hat sanatı vb. kültürel dokuları nasıl keşfedeceksiniz? Yoksa bütün bunları bir kenara itip gökten zembille indiğinizi mi iddia edeceksiniz!? Eski zamandan kalma yapıları sadece bir taş yığınından ibaret görme ve kendinizden bir parça olarak hissetmeme hususunda daha ne zamana kadar direneceksiniz? Daha ne zamana kadar lütfedip bizi, yani kendinizi anlamaya çalışacaksınız?

Ben Mevalana. Hani şu Celaleddin Rûmî. Ben de birkaç söz ile bitirmek için geldim er meydanına. Bir Mesnevi yazmıştım Konya’da… Duada bulunmuştum okuyanlar hidayete ersin diye…“Dinle neyden kim hikayet etmede” diyerek, kendimizi anlatmaya çalıştım. Tâ ki kim olduğumuz, nerden geldiğimiz ve ne olacağımızla ilgili sorulara cevap bulunsun. Bir zaman ben de unutulanlar arasındaydım Yunus, Feridüddin vb. diğer gönül dostlarım gibi… İçim kan ağlıyordu çoğu zaman. Ağlıyordum, çünkü bu millet mazisini hor görüyor, bizim tozlu divanlarımıza yanaşmıyordu ve yanaşmıyor da! Bazen acaba “Ne olursan ol, yine gel” hitabımızı bunlar bilmiyor mu yoksa?” diye sormuyor değildim…  Ve dahi, diğer gönül dostlarıma. Ama gün geldi, bize Batı sahip çıktı ve tozlu raflardan çıkardıkları kitaplarımızı dünyaya duyurdular.

Sevinçliydik, ama bu acı bir sevinçti. Gönül isterdi ki, bizi bulan ve iftiharla dünyaya ilan eden bizim öz evlatlarımız olsun. Fakat olmadı, olamadı. Sonra giderek şöhretimiz yayılınca, mazisinden utanan ve nefret eden öz evlatlarımız da bize sahip çıkmaya başladılar. Onlar sahip çıktılar çıkmasına; ama okuyan Batılılardı. Gün geldi dergâhımız ziyaretçilerden geçilmiyordu. Ancak sadece görmek için geldiler, geldiniz. Bir kere de “ya şunlar ne demiş? Ne mesaj vermeye çalışmış?” diye soru sorup kitaplarımızı tam anlamıyla elinize aldınız mı?. Yaptığınız şey, içi boş gösteri amaçlı Mevlevî âyini düzenlemek oldu. Oysa biz Allah için dönüyor, hikmetini anlamak için okuyorduk. Sizde bu iki düşünceden eser kalmamış.

Biz düşünce yapınızın bir yanıyız ve sizi okumaya, okutmaya davet ediyor, mazinizi hatırlamaya, ondan ibret almaya ve geleceğe sağlam adımlarla ilerlerken bulunduğunuz zamana kim olduğunu, ne yapması gerektiğini bilen bir nesil olarak ayak uydurmanız için  davet ediyoruz.

Anlayacağınız canlar, sizi “Gel, ne olursan ol yine gel!” nidası ve “Biz bu dünyadan göçer olduk kalanlara selam olsun/bizim için hayır dua kılanlara selam olsun” hitabıyla dünyamıza davet ediyoruz vesselam.

habib@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.