Misafir Kalem

Misafir Kalem

Statükonun sadık bekçileri

A+A-

Değişime karşı çıkan statükonun yandaşıdır. Şayet statükonun varlığından kaynaklanan bir zulüm varsa yandaş da zulme ortaktır, zalimdir. Adını değiştirip, muhafazakâr da desek, değişime kapalılık statükonun varlığına bel bağlamaktır. Mevcut sistemin tuzağına düşmek, değişime kapalı olmak ve belki mevcut durumu koruma içgüdüsüne teslim olmak, yine mevcut sistemin zulmüne ortak olmaktır.

Statüko daima mevcudun en ideali olduğu kanısını dayatır. Yeni kazanımların karşısına muhtemel kayıpları çıkararak değişim taleplerini zarar verici iş olarak tanımlar ve gerekli gördüğünde cezalandırır.  Muhtemel kayıpların geri kazanılamaz olduğu yanılgısını manipüle gücünü kullanarak yaydığında, değişim taleplerinin üzerini mevcut durum memnuniyeti ile örtmüş olacaktır.

Bu noktada itiraz hakkını kullanmak, daha iyisi adına değişim çabasında olanların ilk başvuracakları yoldur. Tabii ki burada söz konusu daha iyisini isteme bir tatminsizlik sonucu ortaya çıkmamalıdır. Sadece mümkün ve münasip iyiye ulaşma isteğinden kaynaklandığında makul olacaktır.

Statükonun tatminsizlik argümanını kullanacağı varsayarsak, bu saldırının püskürtülmesi ancak rant kapılarını kapatacak ve müesses nizamdan statükocuların sağladığı ayrıcalıkların gün yüzüne çıkaracak çalışmalarla mümkün olacaktır. Bu hususta liberal medyaya bu yasadışılıkları yansıtmak;  demokratlara ise liberal medyaya destek olmak düşmektedir.

İslami hassasiyetleri yüzünden muhafazakârlar içinde tasnif edilen “değişimci Müslüman demokratlar” için ilk aşamada kimliklerini korumanın yolu yine liberal medyaya destek olarak demokratik nizamın oluşturulmasına ön ayak olmak ve demokrasi mücadelesinin verileceği zemini hazırlamaktır.

-Burada liberal medya diye ifade edilen şey, demokrasi adına riski üzerine alan ve her türlü hukuksuzluğa tarafının sınırlarını çiğneme kaygısı duymadan karşı çıkan medyadır. Yanlış bir uygulama gördüğünde kimin yaptığı ya da kime yapıldığını umursamadan hukuksuzluğa karşı çıkan fikir kaleleridir.-

Ayrıca kendini muhafazakâr olarak tanımlayan kişi neyi ve neden muhafaza ettiğini çok iyi bilmelidir. Dini değerleri hıfz etmek adına müesses nizamın öğrettiği devletçi tandansla muhafaza çabasına giren muhafazakârlar, genelde aleyhlerine çalışan nizamın koruyucusu olmak durumunda kalmaktadırlar. ‘Zulme taraf olana ateş dokunur’* sözünden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki zulüm karşısında devletçi öğretiye teslim olan bir muhafazakâr, zalim olmak durumundadır.

“Yakın tarihimizde muhafazakâr tabandan kuvvet alan bir cemaatin devletçi tandansa teslim olup “hem milliyetçiyim hem dindarım”, “hem Atatürkçüyüm hem dindarım” nevinden tuhaf söylemlerle gençleri muhafazakâr olarak yetiştirmesi müesses nizamın alt kademelerinde kafa karışıklığına neden olmuştur. Ayrıca Bediüüzaman’ın menfi fikri milliyet diye kesin olarak olumsuzladığı Turancılık, Irkçılık gibi düşünceleri farklı isim ve şekillerde genç dimağlara muhafazakârlığın bir gereği gibi nakşetmek zulme ortaklık değil ancak zulmün kendisidir.”**

Söylemeye çalıştığım şu, muhafazakârlar, muhafaza ve kâr noktasında devletçi zihniyetle ortak paydada yer aldıkları sürece maalesef statükonun devamına çalışacaklardır. Peygamberimizin “Bir günü diğer gününe eşit olan zarardadır” hadisi şerifinde belirttiği üzere daha iyisine ulaşmak adına çaba gösterilmelidir.  Diğer türlü mevcut durumun muhafazasına girişmek, hele bir de statükonun palazlanmasına seyirci kalmak ayn-ı zulmdür.

Özellikle Türkiye’de 1908’den bu yana büyüyüp gelişen İttihadcı kadronun İslam dinine karşı yaptığı tahribat ve dindarlara karşı yürüttüğü baskı politikasını sürdüren statükonun varlığına hizmet etmek, muhafazakârların üzerine vebali kaldırılamayacak yükler yükleyecektir. Demokrasi talebinde bulunması gereken Müslüman demokratların kendilerini  ‘muhafazakâr’ yaftasından kurtarmaları gerekmektedir. Zira demokrasi mücadelesinde, anti demokratik bir nizamın içinde palazlanan statükoyu savunmak, muhafaza etmek olamaz. Olursa seksen yılda elde edeceğiniz ancak resmi ideolojiye teslim olmuş, nisbî temsilden azıcık nasiplenmiş, çarpık, yarı dikta, az teokratik ve bürokratik oligarşik bir rejim olacaktır.  Bu çarpık yapılanmayı devletçi öğreti yüzünden savunmak, dediğimiz gibi müesses sistemin zulmüne ortak olmaktır.

Yakın zamanda oluşan liberaller arasındaki devletin kanun dışı girişimlerine karşı çıkma ve sesini yükseltme eğilimi dindarlar tarafından dikkatlice takip edilmeli hatta destek verilmelidir. Unutulmamalıdır ki şikâyetçi olduğumuz durumdan bizi kurtaracak olan devleti kutsal sayan zihniyet değil belki devletin her icrasını hak hukuk ölçüsüne göre sorgulayan bilinç olacaktır. Günümüzde bu bilinç liberaller eliyle seslendiriliyor diye bu çabaya şüpheci yaklaşmak, dahası liberallerin geçmişini gündeme getirerek mevcut çabayı baltalamak zulmün önünü kesmeye çalışanları engelleme ihtimali olduğundan zulme hizmet olabilir. Hassas bir süreçte Kemalizm’i tartışmaya başlamışken, sırf bu tartışmayı liberaller açtı diye geri durmak pek mantıklı değil. Hazır Kemalizm tartışılıyorken eteğimizdekileri boşaltma zamanı gelmiştir. Zira biz yıllardır Kemalizm’im zulüm ürettiğini söylerken tartışamamaktan yakınıyorduk. Bu yol açıldı, şimdi demokratik hassasiyette birleşerek demokrasiyi inşa etme zamanıdır.

Dindar demokratların ‘muhafazakâr’ yaftasından kurtulmalarının tek yolu da demokrasi için mücadele etmeleridir. Aksi halde muhafaza tarzları ve muhafaza ettikleri yüzünden statükonun sadık bekçileri olarak anılacaklardır.

* "Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur" (Hûd Sûresi, 11:113.)
**Yazıya bu paragrafı zulme taraf olana ateş dokunur kaidesince bu zulme karşı çıkmamaktan gelecek vicdan azabından kurtulmak için ekledim.

faruksaim@gmail.com FSA

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.