Hüseyin YILMAZ

Hüseyin YILMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal Medya denen cellatlar kafilesi!

A+A-

Bu devrin iki alâmet-i farikası var: Yargıdaki toptancılık ile Sosyal Medya denen baş belasının hiçbir hak-hukuk tanımayan, zâlim-mazlum ayırmayan, suçlu-suçsuz tefrik etmeyen linç furyası. Gün geçmiyor ki, daha çok bir cellatlar kafilesine benzeyen bu haydutlar sürüsü, kendisine yeni bir hedef bulmasın, yeni bir mazlumu infaz etmesin, yeni bir ocağı söndürmesin veya yeni bir müessese, ya da grubu hedef almasın.

Devlet, yargı ve müesseseler ise, ağzından büyükşehir lağımının bir yılda akıttığı pisliği tek seferde kusan bu linç kaynağına ya seyirci kalıyor, ya da çoğu zaman önceliği ona verip, hükmüne râm oluyor. Bu şeni kaynağın son hedefi mümtaz bir ilim adamı oldu: Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu…

Vakayı biliyorsunuz! Özetlemekle iktifa edeyim: Dokuz Eylül Üniversitesi hocalarından Mevlana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, İzmir Güzelbahçe'de tertiplenen bir konferansta bir saate yakın bir konuşma yapmış. Dinleyicilerin kahir ekseriyeti talebe ama protokol safları da boş değil. Dinleyiciler arasında kaymakam ve garnizon komutanının yanı sıra siyasî parti temsilcileri de var.

Her nasılsa dinleyicilerden biri, bir tertibci olduğu gelinen noktada kat’iyet kazanmış biri, hocanın söyledikleri ile hiçbir alâkası olmayan, iftira ve çarpıtmalardan müteşekkil notlarını acar sendika Eğitim-İş’in İzmir 1 No’lu Şube’sine ulaştırıyor. Büyük bir ihtimalle tertibin ciddi bir parçası olan sendika şubesi ise mal bulmuş mağribi gibi hem açıklama yapıyor, hem de suç duyurusunda bulunuyor.

Cumhuriyet Gazetesi ile emsali bir iki gazete ile birkaç sitenin meseleyi âlâ-yı vala ile haberleştirmesi üzerine, Sosyal Medya denen canavar harekete geçip, ömrünün otuz beş yılını ilim ve insanlığa adamış olan Emiroğlu’nu akla hayâle gelmedik galiz küfür, hakaret ve iftiralar ile linç ediyor. Tabiî rektörlük de bu canavarlar karnavalından geri kalmamış olmak için İbrahim Hocanın vazifesine son vererek Sosyal Medya lincinin çirkin bir parçası haline geliyor.

Bilâhare ses kaydında İbrahim Emiroğlu’nun büyük bir iftiraya kurban gittiği ortaya çıkıyor ama ne Sosyal Medya tek adım geri atıyor, ne de rektörlük. Peki devlet ve yargı nerede? Onlar şimdilik henüz sahne alma ihtiyacı duymuyorlar, belki de hiç almayacaklar.

Prof Dr. İbrahim Emiroğlu’nun bu zâlim lincin hedefi olmasının tek sebebi var: Sırtında taşıdığı Müslümanlık urbası ile gönlünde yaşattığı İslâmiyet ruhu. Hoca, imam-hatib ve İslâm enstitüsü menşeli. Yâni dindar, yâni Müslüman…

Ak Parti iktidarının FETÖ belâsı sebebiyle yaşadığı fetret zemininde yeniden palazlanan Ergenekoncu, Ulusalcı, Atatürkçü, Kemalist ve Sol çevrelerin gemi azıya ilk alışları değil bu. Son da olmayacaktır. İktidar, ne yapıp edip bir an önce toparlanmalı, bilhassa FETÖ yargılamasını daha sıhhatli ve hukuka daha yakışır bir mecraya sokmalıdır. Aksi takdirde herkese kara çalan, önce suçlu farzedip mağdur eden, aylar veya yıllar sonra da pardon bir yanlışlık olmuş deyip serbest bırakan bu sistemin ağır yükü herkesten önce iktidar partisini çökertecektir. Bu tuhaf vaziyetin gizli bir hedefin de bu elim âkibet olduğu da bugün için âşikârdır, görmek isteyenler için tabiî.

Sosyal Medya suçlarına mutlaka daha caydırıcı cezalar getirilmeli. İftira, hakaret ve tahrik etrafında bir anda şaha kalkan isim ve hesaplar mutlaka tesbit edilip suçları ile mütenasib cezalara çarptırılmalıdırlar. Bir insanın hayatı şübhesiz kıymetlidir, ama haysiyet sahipleri için şerefleri hayatlarından önce gelir. Bu şerefli ilim adamına yapılanlar bir değil, bin cinayet hükmündedir.

Emiroğlu’na yargısız infaz uygulayan Rektör ve kararda imzası olanlar da mutlaka yargının önüne çıkarılmalıdırlar. O makama gelmiş insanların bu kadar fütursuzca hareket etmelerinin altında yatan tek sebebin zekâ fukaralığı olmadığı açıktır.

Yukarıdaki satırların sahibi, İbrahim Emiroğlu ile hiç karşılaşmamıştır; bu şeni vakaya kadar isminden bile ancak şöyle böyle ölçüsünde haberdardı. Ama her mazlumun imdadına koşmak, müdafaasına çalışmak nâmuslu her insanın haysiyet borcudur. Bunu ancak nâmuslular anlayabilir, nâmussuzlar değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum