Sahabelerin yazdığı taş kitabeler, tarih kitaplarını değiştirecek keşifler
Yıllardır İslami kitabeleri araştıran Müfid Yüksel “Bunlar altın değerinde yazılar” diyor ve devam ediyor: Kitabelerdeki en ufak bir Sahabi cümlesi bile çok şey anlatıyor. Burada İslam tarihini yeniden yazdıracak bilgilere rastlıyoruz
İslam’ın ilk devirlerine dair Suudi Arabistan ve çevresindeki ülkelerde keşfedilen taş kitabeler, son günlerde gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Özellikle taşlarda ayetlerin bulunması Kur’ân-ı kerimin muhafazası noktasında dikkat çekiyor.
Peki, bu kitabeler neden önemli? Mevzuyu yıllardır kitabeleri tahkik edip yazan ve Arapların bile yazıları kendisine okuttuğu araştırmacı Müfid Yüksel’le konuştuk.
İslam’ın ortaya çıkışından evvel de Arabistan’da taş kitabe yazma geleneği var mıydı?
Yemen, Şam ve Habeşistan başlıca medeniyet merkezleri arasında yer alıyordu. Mekke ve Medine’nin bulunduğu Hicaz da bunlarla bağlantılı bir yol güzergâhı üzerinde kalıyor. Kızıldeniz’e paralel olan bu kısımda eski ticaret ve kervan yolları yer alıyordu. Bunlar İslam öncesindeki antik çağlarda da kullanılıyordu. Bu yol üzerindeki vadilere ve tepelerdeki kayalıklara yazı yazmak gibi bir alışkanlık meydana gelmiş.
TARİHE DÜŞÜLEN NOTLAR
O devirlerdeki insanlar ne maksatla taşlara yazı yazıyorlardı?
Sebebini tam olarak bilmesek de bunları tarihe düşülen notlar olarak düşünebiliriz. İslam öncesi devirlerde önemli hadiseleri, bazen de sadece isimlerini yazmışlar. Bazen de resimler yapmışlar. Mesela Necran’da Ebrehe’nin ordusunun harekâtı tasvir edilmiş. Putperestlik zamanında da putlar çizilmiş. O zaman edebiyatın güçlü olması sebebiyle kayalara yazılmış şiirler de görüyoruz.
İslami dönemde de kayalara yazı yazma geleneği devam ediyor...
Evet, devam ediyor. Vahiy inmeye başladıktan sonra Peygamberimiz “vahiy kâtibi” ismi verilen zatlara Kur’ân-ı kerim ayetlerini yazdırmaya başlıyor. Ve bunlar sayesinde derilere ve taşlara yazılan ayetler kısa zamanda çoğalıyor. Yol güzergâhlarındaki kayalara ise daha ziyade tebliğ maksadıyla ayetler ve dualar işleniyor. Yazıları imha edenlere ise beddualar yazılıyor.
Başka neler yazılmış taşlara?
Mesela Hazreti Ömer’in vefatı gibi olaylar da not düşülmüş. Hazreti Osman’ın evinin kuşatılması da yazıtlarda geçiyor; hatta mesullerine beddua ediliyor. Bir Sahabi, Tabiinden birine mektup yazıyor; geçince görsün diye. O zat da gelip altına cevap yazıyor. Bütün bunlar o devre dair müthiş bir portföy veriyor.
Neyi gösteriyor bu yazılar?
Bir kere Kur’ân-ı kerimin inişiyle birlikte okuma ve yazmanın arttığını gösteriyor. Diğer yandan da Arap dilinin gelişimini anlıyoruz. Lehçeler ve imla kaideleri inkişaf ediyor. Cahiliye dönemi Arapçasından sonra Hicazi yazı, sonra Medeni yazı gelişiyor. Ondan sonra Kûfiler geliyor. Öte yandan kitabelerde kısa cümlelerle çok şey anlatılması dikkat çekiyor.
Yüzyıllar önce Hz. Ömer adına 'kaya'ya yazılan yazı
MÜSLÜMANLAR HİCRİ 54 TARİHİNDE MUĞLA, DATÇA’YI FETHETMİŞLER
Peki, bu kitabelerin İslam tarihi açısından önemi nedir?
Bunlar altın değerinde yazılar. Kitabelerdeki en ufak bir Sahabi cümlesi bile çok şey anlatıyor. Burada İslam tarihini yeniden yazdıracak bilgilere rastlıyoruz. Bu yeni bilgiler sayesinde olayların ve gazvelerin tarihlerini düzeltiyoruz; bazı Sahabi ve bölgelerin isimlerini yeniden öğreniyoruz. Mesela Müslümanlar Hicri 54 tarihinde Muğla, Datça’yı fethetmişler. Bunu kitabelerden öğrendik.
KUR’ÂN’IN DEĞİŞMEDİĞİNİ İSPATLIYOR
Bu yazılar Kur’ân-ı kerimin Mushaf hâline getirilerek dünyaya dağıtıldığı Hazreti Osman devri öncesine dayanarak ayetlerin değiştirilmediği inancını da ispatlıyor mu?
Evet, kesinlikle ispatlıyor. Bu şekilde yirmiyi aşkın eser bulundu. Hazreti Osman’ın devrinden önce bazıları Amenerrasülü’yü, bazıları kısa ayetleri taşlara yazmışlar. Bunlar arasında İhlas, Muavvizeteyn ve Tevbe sureleri de var. Keşfedilen yazıtlardaki ayetlerin tamamı bugünkülerle aynı. Artık bunu yabancı bilim adamları da kabul ediyor. Öte yandan bu kitabelerde Sahabenin Peygamberimizden şefaatini istediği dualar da yer alıyor. Bu manada Selefilerin tezlerini çürütüyor.
KİTABELERİN SAYISI 40 BİNİ GEÇİYOR
Peki, kayalara yazılan bu kitabeler günümüze kadar nasıl gelebildi?
Şu ana kadar 5-6 bin civarında eser bulundu. Ancak 40 bini geçeceğini düşünüyoruz. İçeriye doğru eğik olan kayalardaki yazılar daha iyi korunmuş. Ancak bazıları muhafaza edilememiş.
Şimdi bunlar araştırılmaya başladı. Biraz geç mi kalındı?
Aslında 19. yüzyılın sonlarında özellikle Ürdün tarafındakiler bazı Batılı araştırmacıların dikkatini çekmiş. Oryantalist yazıt bilimciler biraz çalışmışlar. Tabii, biz sonradan anladık kıymetini. Bu biraz da seyahat özgürlüğü tam olmamasından kaynaklandı. Medine’de epigrafist Muhammed el-Muğazzevi 2015’ten itibaren paylaşımlar yaptı. Onun çalışmaları benim dikkatimi çekti. Sürekli S. Arabistan’a gittiğim için konuyu araştırmaya başladım. Bizzat kitabeleri görüp okudum. Artık Arabistan’dakiler anlayamadıkları yazıları gönderiyorlar, ben okuyorum.
Peki, Suudi Arabistan Devleti’nin öncülüğünde yeni eserler doğru analiz ediliyor mu?
Kültürel Miras Heyeti kurdular. Daha ziyade turizmi geliştirme maksadını güdüyorlar. Ancak duyurup açıkladıkları taşların çoğunu daha evvel paylaşmıştık. Bu taşların radyometrik ölçümlerinin yapılması gerekiyor. Böylece yaklaşık olarak tarihlemeleri yapılacaktır. Daha sonra bir kısmı korumaya alınarak açık hava müzeleri kurmak gerekiyor. Çünkü bu kitabeleri tahrip ediyorlar. Hazine var diyerek bazıları delik deşik edilmiş. Daha evvel Mekke Medine’de birçok eser ortadan kaldırıldı. Müze depolarında da binlerce taş var. Bunların arasında mezar taşları da bulunuyor. Ancak bunları araştırmacılara açık değil.
Sahabelerin kayalar üzerindeki izleri, Kur'an-ı Kerim'in tarihine ışık tutuyor
OKURYAZAR SEVİYESİ EN YÜKSEK GRUP KÖLELERDİ
Müfid Yüksel, “Arap Yarımadası’nda bulunan kitabeler arasında sizi en çok şaşırtanları hangileriydi?” soruma şu cevabı veriyor:
O devirde okuma yazma seviyesi en yüksek kişiler genelde köleler arasından çıkmış. Zira onlar aynı zamanda efendilerinin katipliğini de yapmışlar. Katip kölelerin yazdığı kitabeler oldukça dikkat çekici. Bazıları köle iken kitabe yazmış, kölelikten kurtulduktan sonra altına not düşmüş. Bunun dışında kadın yazıları da ilginç. Yaklaşık 120 tane kadın yazısına rastladık.
Türkiye Gazetesi

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.