OdaTv’nin ilahiyatçısı Said Nursi’yi kan davasına alet etmesin

OdaTv’nin ilahiyatçısı Said Nursi’yi kan davasına alet etmesin

Burada apaçık olarak görünen şu ki, Oda Tv ilahiyatçısı Cemil Kılıç resmen sabotaj yapıyor. Milyonlarca okuyucusu olan Risale-i Nur hakkında böyle bir yalan ve iftira insan olan kimsenin vicdanına sığmaz

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Oda Tv’nin Said Nursi’nin Tatarları ve Kırgızları aşağıladığı haberi, haberi yazan ilahiyatçının ilahiyatçılığı açısından da, tarih bilimi açısından da sakat olduğu kadar sorumsuzca yazılmış “çamur at izi kalsın” türünden bir haber.

Bir defa, tarihte yaşanmış bir olayın üzerinden o ırkın bugünkü insanlarını, neslini suçlamak hangi ayette ve hadiste yer alıyor? Kaç bin yıllık bir olayın değerlendirildiği ve tarihi kayıtları ve kesinliği olan bir tarih bilgisini kullanan Said Nursi’nin metnini getirip siyasi bir olaya bağlamak ve şimdiki ırklar arasında fitne çıkarmak yakışıyor mu?

YILAN SU İÇER ZEHİR AKITIR, ARI SU İÇER BAL AKITIR

Haberin FETÖ kısmı bizi ilgilendirmiyor. Güneş gibi apaçık ortada olan gerçek şu ki, FETÖ’nün Risale-i Nur ile istismardan başka hiç bir ilgisi yok. Ki, FETÖ Kur’an-ı Kerim’i ve Hadis-i Şerifleri bile istismar etti. Bir insan veya bir grup çok farklı kitaplar okuyabilir. Kim, niçin, nerede, nasıl, hangi ölçüyle Risale okur, bunu bilemeyiz. Unutmayın ki, Bediüzzaman’ın deyişiyle, “Yılan su içer zehir akıtır, arı su içer bal akıtır.” 

Yine Bediüzzaman’ın deyimiyle “Umumun malı olan Risale-i Nur”ları Ülkücüsü, İslamcısı, Ehl-i Tariki, solcusu, sağcısı vb. okuduğu gibi, FETÖ mensupları da okumuş olabilir. Ama hangi amaçla okumuş veya neresini okutmuş da oradan bu meş’um olayı tezgahlamış? Cevap yok! Burada apaçık olarak görünen şu ki, Oda Tv ilahiyatçısı Cemil Kılıç resmen sabotaj yapıyor. Milyonlarca okuyucusu olan Risale-i Nur hakkında böyle bir yalan ve iftira insan olan kimsenin vicdanına sığmaz. 

ODA TV İLAHİYATÇISI, KAN DAVASI MI KÖRÜKLEMEK İSTİYOR?

İşin tarihi kısmını tarihçiler yazsın; Çin seddi neden yapılmış, bu seddin yapılmasında Mançurların, Moğolların etkisi nelerdir, tüm bunlar hakkında binlerce doküman bulabilirisiniz. Tarih bilmek demek, “senin deden bana bunu yapmıştı” deyip ırklar arasında fitne çıkarmak mıdır? Oda Tv ilahiyatçısı, kan davası mı körüklemek istiyor? O zaman tarihte zulme uğramış veya zulmetmiş ne kadar topluluklar varsa onların şimdiki kuşaklarını sorgulayalım, ne dersiniz? Bu belden aşağı vurmaktır.

SAİD NURSİ, RİSALE-İ NUR’DA TATARLARDAN ÖVGÜYLE SÖZ ETMEKTEDİR

Said Nursi, Risale-i Nur’da tatarlardan övgüyle söz etmektedir. Bediüzzaman Birinci Dünya savaşında Kafkas Cephesinde Ruslara esir düştü. Mayıs ayında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez tarafından açılışı yapılan caminin bulunduğu Kostroma’da sürgündeydi. Tatarların misafiriydi. İhtiyarlar Risalesi kitabının Dokuzuncu Ricasında hayatındaki bu kesiti şu şekilde anlatır: 

“Harb-i Umumîde, esaretle, Rusya'nın şark-ı şimalîsinde, çok uzak olan Kosturma vilâyetinde bulunuyordum. Orada Tatarların küçük bir camii, meşhur Volga Nehrinin kenarında bulunuyordu. Oradaki arkadaşlarım olan esir zabitler içinde sıkılıyordum. Yalnızlık istedim. Dışarıda izinsiz gezemiyordum. Tatar mahallesi, kefaletle beni o Volga Nehrinin kenarındaki küçük camie aldılar. Ben yalnız olarak camide yatıyordum.” 

TARİHİ BİR GERÇEKLİĞE İŞARET ETMEK AŞAĞILAMAK MI OLUYOR?

Osmanlının yıkılmasında bilerek veya bilmeyerek ecnebiler tarafından kullanılan kavimler hakkında, özellikle Tatar ve Kafkaslar hakkında Sünuhat isimli eserinin Rüyanın zeyli’nde şu ifadeler yer almaktadır:

“Rüya hacda sükût etti. Çünkü, haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü'z-zünub değil, kessâretü'z-zünub oldu. Haccın bahusus taarüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâmı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.

İşte Hint, düşman zannederek, hâlbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor.
İşte Tatar, Kafkas, öldürülmesine yardım ettiği şahıs, bîçare valideleri olduğunu, "ba'de harabi'l-Basra" anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar.
İşte Arap, yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor.
İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor.
İşte âlem-i İslâm, bayraktar oğlunu gafletle bilmeyerek öldürmesine yardım etti, valide gibi saçlarını çekip âh ü fîzar ediyor.
Milyonlarla ehl-i İslâm, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahatlar ettirildi. Fa'tebirû.”

Şimdi bu metinde geçen tüm ehl-i İslam; Arabı, Tatar’ı, Kafkas’ı, Afrikalısı vb. tarihi bir gerçekliğe işareten söz edildi diye Bediüzzaman Said Nursi bunları aşağılamış mı oluyor? Allah’ım sen aklımızı koru!

Konunun absürdlüğünü bir fıkra ile tamamlayalım:
Saf, masum ve dindar bir Hristiyan Hz. İsa (as) aşığı, bir Yahudinin yakasına yapışmış; “Siz” demiş; “bizim peygamberimizi öldürmüşsünüz!” 
Yahudi; “Ohoo” demiş, “O konu 2000 yıl önceydi” diye cevaplamış. 
Pot kırdığını anlayan dindar Hristiyan bu defa da şöyle demiş: “Olsun’ Ben yeni duydum!”

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum