Mustafa ÖZCAN
Netanyahu, Stalin ağzıyla konuştu
Ramazan bayramına takaddüm eden günlerde Netanyahu kendisini ele veren ilginç cümleler kurdu. Mesih'in yolunu küçümsedi Deccal'ın yolunu ise temcit etti. Şöyle diyor: "Ahlaklı olmak yeterli değil. Adil olmak da yeterli değil. İsa Mesih'in Cengiz Han'a karşı hiçbir üstünlüğü yoktur. Yeterince güçlü, acımasız ve kudretliyseniz, kötülük iyiliğin üstesinden gelir. (https://x.com/ clashreport/ status/20347113788841825259). Bu dolambaçlı cümle ile neyi demek istedi? Bu ifadeler ahlaki erdemlere bezenmenin değil güce tapınmanın işaretidir. Gücü ve zulmü tebcil etmektedir. Bilerek ve isteyerek kötülüğe taraftar olmaktadır. Yani fiiliyatta Netanyahu ve taraftarları merhamet timsali Mesih'e değil merhametsizliğin adresi Deccal'a özeniyor, iman ediyor ve tapınıyorlar. Cengiz Han ve mezalimini Mesih'in yöntemine tercih ediyor. Mesih’in yöntemini zafiyet olarak değerlendiriyorlar. Güç ile hakka ulaşılacağını varsayıyor veya vehmediyorlar. Esasen Netanyahu ve şerikleri temel değerlerden yoksunlar. Ne ahlak ne de adalet tanırlar. Amelleri Gazze’de ortaya çıkmıştır.
Buna mukabil Papa II. Jean Paul vaktiyle Mesih’e yakışan sözler sarf etmiştir. Mesih’in mirasını temsilen şöyle der: “Beşeri ilişkilerde sadece adalet ve adaleti uygulamak yetmez. Aynı zamanda onu af da takip etmelidir.”
Bu yaklaşım biçimi, Mesih'e ve inananlarına ve yolundan gidenlerin tarzına yakışır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında olmalı Vatikan'ın manevi gücünden söz edildiğinde hesaba katıldığında Stalin şöyle demiştir: "Vatikan'ın kaç tümen askeri var?" Gücü tümenle ifade etmektedir. Kısaca Vatikan'ın askeri ve maddi gücü olmamasından dolayı onu küçümsemiş ve hatta alay etmiştir. Ama bir-iki dönem sonra Katolik Kilisesi Polonya’da komünist iktidarı sarsmış ve surda büyük bir gedik açmıştır. Bu gedik Berlin Duvarının yıkılmasına kadar gitmiştir. Polonya üzerinden Stalin'in mirası SSCB'nin çözülmesine önayak olmuştur.
Stalin kafasıyla Netanyahu’nun aklı gözüne inmiştir. Netanyahu Cengiz Han, Stalin ayarında bir düzenbazdır. Kısaca Deccal gücünün yaşayan unsurlarından birisidir.
Rabbani bir yolu temsil eden, gecesi gündüz gibi olan İslam ise müntesiplerine afv u safhı tavsiye eder. Afv u safh İslami literatürde en üstün bağışlama türünü ifade eden bir terkip olup, hataları bağışlayıp (afv) aynı zamanda o hataları unutmak, hoş görmek ve kınamadan görmezden gelmek (safh) anlamına gelir. Kötülüğe karşı sadece cezayı kaldırmak değil, yüce bir ahlakla o suçu hafızadan silmeyi de kapsar. Bir branş olarak tasavvuf bu yolu temsil eder.
Cennette kin, nefret, kıskançlık ve öfke gibi olumsuz duygular tamamen kaldırılır; cennet ehlinin kalpleri arınır, temizlenir, hepsi kardeşçe, huzur içinde ve birbirine sevgi dolu bir şekilde yaşar. A'râf Suresi 43. ayet ve Hicr Suresi 47-48. ayetler, cennetliklerin kalplerindeki dünyevi kinlerin sökülüp atılacağını ve tahtlar üzerinde kardeşçe oturacaklarını bildirir.
Dünya kini intikamı bir imtihandır. İmtihan ötesi bir dünyayı temsil eden cennette ise bu tür olumsuzluk ve negatif duygulara yer bulunmaz.
*Bu vesile ile okurlarımın bayramını kutlar ve bizi hep birlikte asude günlere ve bayramlara taşımasını, çıkarmasını niyaz ederim. İnşaallah cennetten önce cenneti asa günleri idrak ederiz.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.