Muhammed Numan ÖZEL
Zaman uzlet zamanı değil imanı kurtarmak zamanıdır
Kalabalıklar İçinde Uzlet
Modern insanın en büyük çelişkilerinden biri şu: Kalabalıkların ortasında yalnız, yalnız kaldığında ise huzursuz. Tam da bu noktada “uzlet” kavramı yeniden gündeme geliyor.
Peki uzlet gerçekten her şeyden kaçmak mı? Yoksa daha derin bir anlam mı taşıyor?
Tasavvuf geleneğinde uzlet, çoğu zaman insanlardan uzaklaşmak, inzivaya çekilmek olarak anlaşılmıştır. Dağlara çıkanlar, halvete girenler, dünyayı terk edenler… Ama bu yaklaşım her zaman ve her şartta geçerli midir diye de sormak gerekiyor.
İşte Bediüzzaman Said Nursî burada dikkat çekici bir ayrım burada yapar.
Ona göre mesele, insanlardan kaçmak değil; insanın kalbini yanlış şeylerden çekmesidir. Çünkü yaşadığımız çağ, eski zamanlara benzemez. Eskiden bir insan kendi nefsini kurtarmak için uzlete çekilebilirdi. Fakat bugün, iman doğrudan hedefteyken, insanlardan uzaklaşmak bir çözüm olmaktan çıkar.
"Zaman, imanı kurtarmak zamanıdır" demiş ve bütün himmet ve mesaîsini ve hayatını, ulûm-u imaniyenin te'lif ve neşrine hasretmiştir." [1]
Yani bu zaman, inziva zamanı değil; hizmet zamanıdır, insanlara hak ve hakikatleri tebliğ vaktidir.
Bu bakış açısı, uzleti tamamen reddetmez; aksine onu dönüştürür. Fizikî uzlet yerine kalbî uzleti önerir. Yani insan, çarşının ortasında da olabilir, bir kalabalığın içinde de… ama kalbi başka bir merkeze bağlıdır. Dünya elindedir, fakat kalbine giremez.
Bu anlayış, klasik tasavvuftaki “terk-i masiva” fikrine yakındır: Allah’tan başka her şeyi kalben terk etmek. Ancak burada dikkat çeken fark şudur: Bu terk ediş, hayattan kopuş değil; hayatın içinde gerçekleşen bir arınmadır.
Risale-i Nur’un satırlarında sıkça vurgulanan bir hakikat vardır: Dünya bir imtihan yeridir. Kaçılacak değil, doğru yaşanacak bir sahnedir. İnsanın vazifesi, bu sahneden çekilmek değil; rolünü hakkıyla oynamaktır.
Zaten insanın sorumluluğu da burada başlar. Sadece kendi kurtuluşunu düşünmek yerine, başkalarının imanına da katkı sağlamak… İşte bu, bireysel uzlet anlayışını aşan daha geniş bir ufuk açar.[2]
Bu noktada denge önemlidir. Ne tamamen dünyaya dalmak, ne de tamamen dünyadan kaçmak… Bediüzzaman’ın çizdiği yol, ikisinin ortasında ama aslında daha yukarıdadır: Kalben Allah ile olmak, fiilen insanların arasında bulunmak. Böylece ne kendisine bir kutbu'l-Ârifîn gibi bir gizem ne de meczubâne bir tavır takınmış oluyor.
Belki de asıl uzlet, dağ başında değil; kalbin içinde gerçekleşir. Ve belki de en zor olanı budur: İnsanlar içinde kalıp, kalbini yalnız bırakabilmek…
Bugün hizmet için terk-i dünya eden ehl-i hizmet vâkıflarımız (Allah hepsini istikamet üzere sabit etsin) insanlardan uzak kalarak kendini kitap okumaya verip topluma karışıp insanlarla tanışıp derslere davet etmeyi terk etmesi de Üstâd Bediüzzaman hazretlerinin uzlet anlayışına ters düşmektedir.
26 senedir Risale-i Nur Külliyatı okuyan birisi olarak gördüğüm ehl-i hizmet vâkıflarımızdan toplum içine karışıp insanlara ulaşmaya çalışanlar hem toplumla hem de hizmet içinde daha uyumlu ve dengeli olduğunu müşahede ettim.
Sadece kapanıp okuyan veya neredeyse hiç içeriye yani medreseye girmeyenlerse bu ifrat ve tefrit sebebiyle hizmet içindeki bu ahengi tutturamaması sebebiyle isabetli kararlar alamadığını da müşahede ettim. Bunlar aynı zamanda içtimai münasebetlerde de sağlıklı ilişkiler kuramıyor maalesef.
Peki hizmet erlerinin, her bir Nur Talebesinin ne yapması gerekiyor diye sorarsak şayet;
- Toplumla barışık,
- Toplumla ve hizmetle içiçe,
- Hizmet ederken Külliyat'ın düsturlarına muvafık hareket,
- Dünyaya meyletmeyip kalbine almadan ihlâs ile hareket etmek,
- Popüleriteye aldanmayıp Hücûmat-ı Sitte'yi göz önünde daima tutmak,
- Uzleti kalben yapıp, bedenen yapmamak.
Selâm ve duâ ile.
[1] Sözler (763)
[2] Bkz. Tarihçe-i Hayat (29), Emirdağ Lâhikası-1 (203-252-260)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.