Mehmet Selim MARDİN
Meşrutiyet Döneminde Bediüzzaman Hakkında Basında Çıkan Yazılar (3)
RESİMLİ PERŞEMBE/NABİZÂDE HAMDİ BEHÇET/ 03.03.1927


Resimli Perşembe dergisi Nebizade Hamdi Behçet, Zeki Cemal, Hakkı Süha, M.Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel gibi yazarların da hikaye ve yazılarıyla destek verdiği dönemin önde gelen popüler yayınlarından biri olmuştur. Bu dergi her ne kadar Meşrutiyet döneminde yayınlanmamışsa da 03.03.1927 tarihli sayısında 1909 yılındaki 31 Mart Vakası sonrası tutuklamalar ve yargılamalarla ilgili yaptığı yayında Bediüzzaman’ın durumunu da dile getirmiştir. Dergide geçen ifadeler şöyledir:
"Mevkuf edilenler (tutuklananlar) arasında: Hamidiye fırkasından Cevher Ağa, Nadir Ağa, Abaza Paşalı Mehmet Paşa, Derviş Vahdeti, Miralay Ramazan Bey, M...z...y Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğulları Cemal ve Kemal efendiler, Miralay Mustafa Sadık, Bediüzzaman Said-i Kürdi, Merkez Kumandanı Sabıkı (eski) Saadeddin Paşa... rical-i askeriyeden (askeri ileri gelenlerden) Ali Rıza Paşa vesaire vardı. Kışlalarda rütbe-i mevkie bakılmıyordu. Her kişi alan... kışlada iki yüz kişi bulunurdu. Yan yana getirilerek kendi yataklarında, getirmeyenler yerlerde yatıyordu. Koğuşlar bile hınca hınç dolmuştu. Yalnız Abaza Paşalı Mehmet Paşa ile Said-i Kürdi bir odada, Cevher Ağa ile Derviş Vahdeti ayrı odalarda bulunuyorlardı.
Tevkifat (tutuklamalar) anbean devam etti. Mevkuf edilenlerden altmış iki kişisi idam edildi. Divan-ı Harpler her gün toplanıyor, müteaddit (birçok) idam hükümleri veriyorlardı. Bir tarafından Divan-ı Harplerce tahkikat heyetleri tetkikata devam ediyor, her gün yeni tevkifat yapılıyordu."
HAKK-I VATAN YAHUD TARİK-İ MÜCAHEDEDE HAKİKAT KETM EDİLEMEZ/MEVLANZÂDE RİFAT/1912


“Hakkı-ı Vatan Yahut Tariki Mücahedede Hakikat Ketm Edilemez” adlı eser İstanbul’da 1912 yılında Serbesti matbaasında basılmış. Bu eser, Mevlanzade Rıfat’ın Meşrutiyet’ten başlayıp sürgün yılları ve dönüşten Umumi Savaş’a kadar olan dönemi anlatan anılarının yaklaşık beş yıllık süresini kapsamaktadır. Eserde geçen Bediüzzaman ile ilgili ifadeler 5 Nisan 1325 (miladi 18 Nisan 1909) tarihli Serbesti Gazetesi'nden alınmış, Bediüzzaman Said Nursi'ye (o dönemki ismiyle Said-i Kürdi) ait bir hitaptır. Bu yazı, meşhur 31 Mart Vakası sürecinde askerleri itaat ve nizamı korumaya davet etmek amacıyla kaleme alınmıştır.
"Serbesti"den: 5 Nisan 1325
"Ey asakir-i muvahhıdin (Allah'ın birliğine inanan askerler)! Şeriat namına size söylüyorum ki: İslamiyet'in ruhu kuvveti, ordudur. Ordunun ruhu ve müfekkiresi (düşünce yapısı), mektepli zabitlerdir (subaylardır). Bunlara ilişmek, hayat-ı millete (milletin hayatına) cinayet etmektir.
Şimdiki alemde şecaat-i akliye ve fikriyedir (akıl ve fikir kahramanlığıdır) ki biri binlere mukabil gelir. Bir münevverü'l-fikir (fikri aydınlanmış) mektepli zayi etmekle binlerle adamı mübareze-i medeniyede (medeniyet mücadelesinde) gaip etmiş (kaybetmiş) gibidir. Bu zamanda yalnız şecaat-i maddiye (maddi cesaret) kafi değildir. Zira ecnebiler (yabancılar) bize fen harbiyle galebe çalmışlardır."
Bediüzzaman Said-i Kürdi
TASVÎR-İ EFKÂR/EBÜZZİYÂ TEVFİK/09.07.1913


Tasvir-i Efkar gazetesinin bu dönemdeki başyazarı; Ebüzziya olmuştur. Gazetede dönemin siyasi ve toplumsal gelişmelerine yer verilmiştir. Gazetenin 09.07.1913 tarihli sayısında, Kürdistan halkının Osmanlı Devleti'ne ve Hilafet makamına olan sadakati resmi bir dille ifade edilmiştir.
"Van 25 Haziran [1]329 – Vâde-i inşâsı irade buyurulan büyük bir pederin o zaman-ı saadetlerine tesadüf etmesi ve zat-ı hazret-i hilâfet-penâhînin nâm-ı nâmî-i hümâyunlarına izâfe tesmiyesine müsaade ve ferman buyurmaları umum Kürdistanlıları mesrur eylemiştir. Tarih-i istiklâl-i Osmanî’nin edvâr-ı cengâverânesi içinde hiçbir vakitte tereddüde düşmeyen sadakat-i lâ-yenzellerini (sarsılmaz sadakatlerini) bir bürhan-ı ali (yüce delil) el-hâl (şu anda) huzurunda bir kere daha ilân ederek gördüler idi, bir minnet-i mühîdkârâne (hazırlayıcı bir minnetle) tevdî ve tahmil etmiştir. Bu karâr-ı mübareğin ihtişâm-ı esafânesinden mütecelli kemâlât-ı dindârânenin semerât-ı sadâkat-nişânı asırların taahhüd-i ebedîsiyle masun ve pâyidâr kalarak hak ve istikbalin fedakâr ve münevver evladı ekserisi bu gencecik ömrünün edâ-yı şükrânesine hâdim olacaklardır. Cenâb-ı Hak büyük padişahımız efendimize ve hükümet-i celîlelerine zafer ve i’tilâ ihsan buyursun."
Ulemadan Bediüzzaman Molla Said, ulemadan Meclis-i Umumi azasından Muhammed Said, Karçkan beylerinden Hacı Musa, ulemadan Mustafa Paşa müderrisi Abdülmecid, Meclis-i Umumi azasından Mükyeb (veya Mücip), eşraftan Nuh, eşraftan Ömer, Meclis-i Umumi azasından Sadık, Meclis-i Umumi azasından Tevfik, Meksi beylerinden Muttali (veya Mutî) Efendi, eşraftan Şehbenderzade Arif Hikmet, Se’erdli (Siirtli) zade Abdülmecid, Yüzbaşı'lıktan mütekaid (emekli) Mahmud Sıdkı, eşraftan Abidlah (Abdullah), eşraftan Süleyman, Şeyhzade Cemal, Timurzade Kemaleddin, Mustafa Paşazade Mustafa, Meclis-i Umumi azasından Behçet, eşraftan Hurşid, Meclis-i Umumi azasından İsmail, Meclis-i Umumi azasından Recep, eşraftan Ali, Ağazade Kamil, Meclis-i Umumi azasından Ataullah, Meclis-i Umumi azasından Halid.
Metnin özeti şu şekildedir:
Haziran 1329 (Miladi 1913) tarihli bu metin, Van'dan gönderilmiştir.
Padişahın (Hilafet makamının) gösterdiği ilgi ve yardımların tüm Kürdistan halkını sevindirdiği belirtilmektedir.
Osmanlı tarihinin savaşlarla dolu dönemlerinde bile Kürtlerin devlete olan sadakatinin asla sarsılmadığı ve bu bağlılığın bir kez daha ilan edildiği vurgulanmaktadır.
Bu dindar ve sadık duruşun meyvelerinin gelecekte de süreceği, genç nesillerin bu şükran duygusuyla yetişeceği ifade edilmektedir.
Metin, Padişah ve Osmanlı hükümetinin zaferi ve yücelmesi için edilen bir dua ile son bulmaktadır.
YENİ GAZETE/ 24.05.1909


Yeni Gazetenin 24.05.1909 tarihli sayısında 1909 yılındaki 31 Mart Olayı sonrası kurulan Divan-ı Harp (Sıkıyönetim Mahkemesi) yargılamaları hakkındaki kısa haberleri içermektedir. Bu haberlerden birinde Bediüzzaman’ın mahkeme safahatından söz etmektedir.
"Bediüzzaman Said-i Kürdi Efendi hakkında mukaddema (önceden) vaki olan ihbaratın (ihbarların) sania-i (uydurma/iftira) ibaret olduğu ve bilakis muma-ileyhin (adı geçenin) tesis-i meşrutiyette hizmet-i güzidesi sebk eylediği (seçkin hizmetleri bulunduğu) tahakkuk eylemekle (anlaşılmakla) tahliye edilmiştir."
Günümüz Türkçesiyle Özeti:
Bediüzzaman Said Nursi hakkında yapılan ihbarların asılsız ve iftira olduğu ortaya çıkmıştır.
Tam tersine, kendisinin Meşrutiyet'in ilanında ve korunmasında büyük hizmetleri olduğu anlaşıldığı için serbest bırakılmıştır (tahliye edilmiştir).
İLERİ/30.04.1921


Celal Nuri İleri tarafından çıkarılan İleri gazetesinde Milli Mücadele ve dönemin önemli gelişmeleri ile ilgili haber ve yazılar yer almaktadır. 30.04.1921 tarihli sayısında Hilal-i Ahmer (Kızılay) ile ilgili bağış haberinde, Said Nursi'nin Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye azasıyken Kızılay'a yaptığı bir bağışı haber yapmıştır.
"Hilal-i Ahmer İçün İstanbul'un Teberruu: Bediüzzaman Kürdi'nin teberruu. Hilal-i Ahmer Merkez-i Umumisinden: Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye azasından Bediüzzaman Said Kürdi Efendi hazretleri tarafından cemiyetimize üç yüz kırk beş kuruş teberru edilmiş olduğu beyan-ı teşekkür olunur."
Özeti: İstanbul’da Kızılay (Hilal-i Ahmer) için toplanan bağışlar kapsamında, Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye üyesi olan Bediüzzaman Said Nursi'nin kuruma 345 kuruş bağış yaptığı bildirilmekte ve teşekkür edilmektedir.
Bu haberler, Said Nursi'nin hem eğitim projeleriyle (Van), hem siyasi duruşuyla (Meşrutiyet hizmeti) hem de sosyal yardımlaşma faaliyetleriyle (Kızılay bağışı) o dönemin cemiyet hayatında aktif bir rol oynadığını kanıtlayan resmi gazete kayıtlarıdır.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.