Mehmet Asıf IŞIK
Kur’an’ın Tarif Ettiği Ahlâk-3
KUR’AN’DA GÜZEL AHLÂKIN İLKELERİ
Hz. Peygamberin (sav) yüksek ahlâkı ve emsalsiz seciyesi, sadece bu âyetlerle sınırlı değildir. Yukarıda değinildiği üzere, Peygamber Efendimiz, bütün nebi ve resûllerin dâvâlarına varis olduğu gibi sair enbiyanın Kur’an’da övülen hasletleri şahsında toplanmıştır. Hz. Peygamberin ahlâkı mâdem Kur’an’ın ahlâkıdır ve mâdem o güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiştir, o halde Peygamberin insanlara tebliğ ettiği ve Kur’an’ın tarif ettiği güzel ahlâk ilkelerinin tamamı Resûlullah Efendimizde vardır. Bu ilkelerin bir kısmı aşağıdaki âyetlerde açıklanmış olup peygamberlerin kendi yakınlarına veya kavimlerine tavsiyedir.
Kur’an’ın vazettiği adalet, doğruluk, ölçü, söz, yardımlaşma, yetim hakkı, gıybet, kibir, tevazu, bağışlama, güzel söz, barış gibi temaların zikredildiği bazı âyetleri bir araya getirdik. Bu esaslar, Kur’an’ın ortaya koyduğu kapsamlı bir ahlâk manifestosudur. Baştan sona bir ahlâk ve nasihat kitabı olan Kur’an’da bu ahlâkî ilkelerin bazısı bir âyet, bazısı ise âyetten bir cümle veya bölümdür. Sûre, âyet numaraları ve Türkçe mealleriyle aşağıda sıralanmıştır:
Adalet ve hakkaniyet
كُونُوا قَوَّامِينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ) (Mâide, 8) "Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun."
اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى (Mâide, 8) "Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır."
وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ (İsrâ, 35) "Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın."
وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ (İsrâ, 35 / Şuarâ, 182) "Doğru terazi ile tartın."
وَلَا تَعْتَدُو (Bakara, 190) "Aşırı gitmeyin / Sınırı aşmayın."
وَاَوْفُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ اِذَا عَاهَدْتُمْ (Nahl, 91) “Antlaşma yaptığınızda Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin."
Dil ve iletişim ahlâkı
وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا (Bakara, 83) "İnsanlara güzel söz söyleyin."
وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًا (Ahzâb, 70) "Doğru ve dürüst söz söyleyin."
وَاحْفَظُوا اَيْمَانَكُمْ (Mâide, 89) "Yeminlerinizi koruyun (sadık kalın)."
ادْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ (Nahl, 125) "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et."
لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ (Hucurât, 11) "Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin."
وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِ (Hucurât, 11) “Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın."
وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا (Hucurât, 12)"Birbirinizin gıybetini yapmayın (arkasından konuşmayın).
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ (İsrâ, 36) "Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme."
وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَب۪يثَ بِالطَّيِّبِ (Nisâ, 2) "Temiz olanı pis (kötü) olanla değiştirmeyin."
Kalp ve gönül ahlâkı
اِجْتَنِبُوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ (Hucurât, 12) “Zannın çoğundan kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.”
وَلَا تَجَسَّسُو (Hucurât, 12) "Birbirinizin gizli hallerini (kusurlarını) araştırmayın."
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ (Lukmân, 18) "Kibirlenip insanlara yüzünü çevirme."
وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًا (İsrâ, 37 / Lukmân, 18) "Yeryüzünde böbürlenerek yürümeye çalışıp dolaşma."
خُذِ الْعَفْوَ وَاْمُرْ بِالْعُرْفِ (A'râf, 199) "Affı tercih et, iyi ve güzel olanı emret."
وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِل۪ين (A'râf, 199) "Ve cahillerden yüz çevir."
وَاقْصِدْ ف۪ي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَ (Lukmân, 19) "Yürüyüşünde ölçülü ol ve sesini alçalt."
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ (Hicr, 88 / Şuarâ, 215) "Müminlere alçakgönüllülük kanatlarını indir (şefkat göster)."
لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰى (Bakara, 264) "Sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın."
Toplumsal sorumluluk
وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى (Bakara, 83 / Nisâ, 36) "Ana-babaya, akrabaya ve yetimlere iyilik edin."
وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى (Mâide, 2) "İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın."
وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ (Mâide, 2) "Günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın."
وَاٰتُوا الْيَتَامٰى اَمْوَالَهُمْ (Nisâ, 2) "Yetimlere mallarını verin."
وَاَطْعِمُوا الْبَائِسَ الْفَق۪يرَ (Hac, 28) "Darlık içindeki yoksulu doyurun."
وَاَنْفِقُوا مِنْ مَا رَزَقْنَاكُم (Munâfikûn, 10) ”Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) harcayın."
وَلَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ (Bakara, 188 / Nisâ, 29) "Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin."
وَاِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَا اَوْ رُدُّوهَا (Nisâ, 86) “Bir selâm ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısıyla karşılık verin."
ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَٓافَّةً (Bakara, 208) "Hep birlikte barışa (İslâm’a) girin."
وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ (Bakara, 60, A'râf, 74) "Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ (Bakara, 42) “Hakkı batılla karıştırmayın."
Peygamberlik silsilesinin son halkası, dinin kendisiyle kemâle erdiği, nimetin tamamlandığı ve âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa (sav) mâdem güzel ahlâkı tamamlamak ve bütün insanlara örnek olmak vazifesiyle memur edildiğine göre, o halde şu sonuca varabiliriz: Güzel ahlâk rahmettir; rahmet ise güzel ahlâkın insanın şahsî ve toplum hayatındaki tezahürüdür.
Kur’an bize onlarca âyetle Allah’a ve resûlüne itaat etmemizi emreder. Çünkü Allah, Peygamberini kendi ahlâkıyla edeplendirmiş ve bizden de “Habibim” (Sevgilim) diye iltifat ettiği seçkin kulunu örnek almamızı ister. Peygamberin görevi insanı ve insanlığı yüksek bir ahlâk ile inşa etmekti. Güzel ahlâkın üzerinde elmaslar gibi parıldadığı Habibullah (Allah’ın Sevgilisi), getirdiği hakikatlerle o günün insanlarını insaniyete lâyık bir medeniyete kavuşturmuş, cahiliye devrini saadet asrına dönüştürmüştü.
Değerlerin alt üst olduğu ve pek çoğunun da aşındığı günümüzde biz, pusulamızı o yüksek şahsiyetin sünnet-i seniyesine sabitlemeliyiz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (sav) Makam-ı Mahmûd vadedilmişti; biz ümmetine ise O’na uyarak ve ahlâkını edinerek Ahsen-i Takvim’e yükselmek yakışır.
Sonuç olarak, Hz. Peygamberin ahlâkıyla yeniden hayat bulmak, O’na benzemeye çalışmak, O’na ve onunla indirilene iman edip özümseyerek içtenlikle yaşamak, ümmetinin her bir ferdi için farz-ı ayn’dır. Bu vecibe her mümin için vazgeçilmez bir kulluk görevi ve hayat düsturu olmalıdır.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.