Mehmet Asıf IŞIK
Eylül: Hazan, Hüzün ve Üzüm
Eylül hüzündür; fakat aynı zamanda üzümdür. Hazan mevsiminin bereketli ve son meyvesidir.
Eylül yahut dilimize Süryaniceden geçen şekliyle “Aylol”, üzüm demektir.
Eylül, içinde yaşadığımız fânî âlemden ayrılışın ve ebediyet yurduna doğru sefere çıkmanın ve bir sonraki dirilişe kadar başlayacak yolculuğun sessiz habercisidir. Tabiat, her köşesinde bize bir gün vakti geldiğinde bu dünyadan ufûl edeceğimizi hatırlatır.
Bu ay, gönül bağladığımız geçici sevdalardan ve fânî sevgililerden ister istemez er veya geç fakat mutlaka ayrılacağımızı gösteren büyük bir ibret alma mevsimidir. Dalına ne kadar sıkı tutunursa tutunsun, vakti gelen yaprağın düşmesi gibi insan da dünyada misafirdir. Tayin edilmiş vakti gelince esas menziline, ait olduğu yere dönecektir.

Karıncadan kurda kuşa, ayıdan yılana kadar nice canlı, bir sonraki bahar mevsimine kadar yaklaşan kışa hazırlanır. Kimi telâşla koşuşturur, kimi sabır ve sükûnetle bekler. Tabiatın bu hâli, hayatın ölümle, ölümün de yeni bir dirilişle olan bağını hatırlatır. Bu hazırlık canlılar için son bir dönem, son bir fırsattır.
Eylül, bütün canlılara analık yapan toprağın dinlenmeye çekildiği günlerin başlangıcıdır. Baharda nazenin uçlar verip filizlenen ağaçların dalları kurumaya, rengârenk ve türlü şekillerle açan terütaze yapraklar bu ayda sararıp solmaya ve hayata tutundukları dallardan birer birer toprağa düşmeye başlar.
Havalar serinler, rüzgârlar sertleşir. Yaz akşamlarının insanın tenini okşayan yumuşak ve serin meltemleri nöbeti hoyrat boranlara bırakır. Her esinti, dallarından kopardığı yapraklarla ayrılığın ve fânîliğin haberini verir.
Heybetle ve azametle ayakta duran koca ağaçlar bile fırtınalar karşısında eğilir. Şiddetli esintiler bazısını kökleriyle yerden söküp koparır, bazısını gövdesinden kırar. Böylece insan, gücüne, malına ve geçici olarak sahip olduklarına güvenmenin ne kadar kırılgan ve zayıf olduğunu yeniden fark eder. En kuvvetli görünenlerin bile aslında ne kadar aciz ve çaresiz olduğunu tabiatın halinden okur.
Eylül, yaz ile kışın; hayat ile ölümün arasında duran bir geçit gibidir. Ayrılığın habercisidir. Sessizce fakat soğuk ve kararlı bir şekilde insanlığa şu hakikati fısıldar: “Hazırlanınız; başka ve dâimî bir âleme gidiyorsunuz.”
Eylül sadece hazan ve ayrılık değildir. Aynı zamanda cennet meyvelerinden olan üzümün görücüye arz-ı endam etme mevsimidir. Bilenler bilir, üzümü bağda ve bahçede, tezgâhta ve sofrada bolca görenler yaz mevsimine elveda demeye hazırlandığını anlar. Üzüm, âdeta yazdan geriye kalan son tatlı hatıra gibidir.
Ülkemizde binden fazla çeşidi yetiştirilen üzüm, taze olarak tüketildiği gibi yöreden yöreye pekmez, şıra, sirke, pestil ve cevizli-bademli sucuk gibi pek çok ürüne de dönüştürülür. Sultaniye'den çavuş'a, Antep Karası'ndan razaki’ye, narince’den öküzgözü’ne kadar zengin çeşitliliğiyle sofralarımıza bereket olarak ulaşır.
Eylül hazandır, hüzündür; fakat aynı zamanda üzümdür. Belki de üzüm, yazın canlılığından damağımızda kalacak son lezzettir. Arife tarife ne hacet; çağlayı gören arif bahar faslına erdiğine sevinip çalışıp çabalamaya, üzümü görünce de ömrün güz mevsimine geldiğini bilir. Kendini ve yapıp ettiklerini kantara vurur.
İşte Eylül tam da o zamandır; “ölmeden önce ölmek” gerektiğini, dönüşü olmayan sefere hazırlıklı olmayı ders verir. Üzümün bu tatlı ve buruk lezzeti, lisan-ı hâliyle bize şu hakikati de hatırlatır: “Hayat ne kadar tatlı görünürse görünsün, dünyadaki her lezzet bir gün sona erecektir.”
Velhasıl Eylül'le başlayan hazan mevsimi, insana Hazreti İbrahim'in (as) o büyük hakikat arayışını hatırlatır. Hazan yüklü Eylül ayı maddî ve mânevî meyveleriyle, açık ve örtülü yönleriyle bize hayatın en büyük gerçeğini yeniden öğretir: “Geçip gidenleri sevmem!”
Geçici olan her şey geçip gitsin ve zaten gidiyor. Gözü ve gönlü bekâda olana ne gam! Ezel ve Ebed Sultanı, kullarına: “Allah kuluna yetmez mi?” diye teselli edip müjdelemişti ya!..
Öyleyse bize Bâki olan Allah yeter.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.