Oidipus Kompleksi ve Freud-2

Duyguların Doğal Yapısı ve Hans’ın Davranışlarının Gerekçeleri

İnsan fıtratı, doğuştan âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç yapıdadır. Onun aklı ve şuuru, ona zaman algısı ve soyut düşünme boyutu hediye eder. Bu algı ve boyut ise insanın acz ve zaafını, fakr ve ihtiyacını sonsuzlaştırır. Her insan gelecek zaman algısıyla, kendi kişisel ömrünün sonunu görebildiği gibi, asrının sonunu, Kıyamet anında dünyanın sonunu da aklıyla görebilmekte… Gelecek zamanın belirsizlik ve karanlığı onun ruhuna endişe ve korkuları yağdırmaktadır. Aynı zamanda her insan geçmiş zaman algısıyla kendi kişisel geçmişini anne karnı dönemine kadar aklıyla görebildiği gibi, türünün başlangıç zamanını ve kâinatın başlangıç zamanını da görebilmektedir. Geçmiş zamanın gösterdiği, elden çıkmış güzellikler, tatlı nimetler ve masumiyet dönemi onun kalbinde ve duygularında bir üzüntü ateşini tutuşturmakta ve hasret dumanları o insanın iç dünyasını kaplamaktadır. Yetişkin her insanın en geniş manasıyla taşıdığı bu algı gençlik, çocukluk ve bebeklik şeklinde geriye gittikçe daralan daireler olarak akla görünür.

Evet doğan her bebek, son derece âciz ve zayıf; son derece fakir ve muhtaçtır. Onu himaye edecek şefkatli sığınak, onu besleyecek tatlı kaynak annesi ve onun kucağıdır. İnsan ömrünün 0-2 yaş arasında onun için temel ve olmazsa olmaz varlık “annesi” dir. Bu yaş aralığında bebekte, id dediğimiz nefis, hâkimdir. Canlılık, anne sıcaklığı ve süt ile beslenir.

Gelişim Psikolojisi’nde İlk Çocukluk Dönemi denilen 3-6 yaş aralığında ise, çocuk dış dünyayı tanımaya başlar. Fakat annesinden başka varlıklar önce ona yabancı gelir. Onlardan gelebilecek zararlara karşı annesi, sığınabileceği şefkatli ve besleyici bir kaledir. Dış dünyanın belirsizliği ona korku ve endişe verdiği için bu dönemde çocuk ego-santriktir. Yani savunmacı bir psikolojidedir ve onda ego gelişimi gözlemlenir. Ego gelişimi ile onun kişiliği oluşmaya başlar. Çocuk, annesi gibi ona şefkatle yaklaşan kişileri, güven verici hisseder. Babanın aslî rolü, koruyucu kimliğiyle bu evrede çocuk için belirir. Babanın şefkati, onun güven vericiliğinin anahtarıdır. Annenin vazifesi, bu dönemde artık daha çok besleyici kaynak olarak belirginleşir. Çocuk, sırtını güvenle dayayabileceği ve ruhen nefes alacağı bir babayı; her elini ihtiyaçla uzattığında cömertlikle karşılayan bir anneyi bu evrede elde eder. Bu şekilde çocuğun psikolojisi ve kişiliği oturur.

Çocuğun aklî güçleri bu İlk Çocukluk Döneminde çok aktiftir. Kendi cismini, cinsiyetini tanımladığı ve tanımak için sorular sorduğu gibi, diğer insanları ve onların cinsiyetlerini de sorgular. Gözüyle gördüğü farklılıklar, onun merak ve heyecanla öğrendiği yeni bilgilerdir. Freud’un tedavi etmeye çalıştığı 5 yaşındaki Hans’ın, kendi cinsel organından farklı olduğunu gördüğü kız kardeşinin üreme organı karşısında sergilediği tepkiler gibi…[1] Çocuklar bu evrede oğlan-kız, erkek-kadın şeklinde cinsiyet farklılığını, kendisi ve kız kardeşinden, anne-babasına ve bütün yetişkin insanlara ve canlılara şeklinde bir akademisyen mantığı ve gözlemciliği ile yaymak ister. Bu manada bu evrede herhangi bir çocuk anne-babasının cinsel organlarını görmek isteyebilir. Fakat bu libido ve cinsellik amaçlı değil, ego tatmini ve merak teskini içindir. Freud, Hans’ın annesine yönelişindeki bu sırrı, cinsellik merkezli ele almıştır.

İlk Çocukluk Döneminde korku hâkim olduğu için, çocuk korktuğu anda, genellikle korkuların uyandığı gece vaktinde evde en çok kime güveniyorsa onun yanına sığınır. Bu annesi de olabilir, babası da… Bu sığınma, ruhunun güven içinde sakinleşmesi ve manevi bir haz alması içindir. Freud, 5 yaşındaki Hans’ın annesinin yanında yatmak ve uyumak istemesini, fıtrî emniyet arayışı ile yorumlamakla beraber, çocukta hormonal ve duygusal boyutta olması mümkün olmayan cinsel hazla da ilişkilendirmek ister. Bunda çocuğun erkek olması zihnini yönlendirir. Oysa birçok ailede gözlemlendiği üzere bazen kız çocukları, bu evrede aylarca annesiyle uyurlar hatta babalarının annesiyle uyumasına da izin vermezler. Bu durumda kız çocuklarına lezbiyen diye mi bakacağız? Veya babasıyla uyumak isteyen, babasını çok seven erkek çocuklara eşcinsel diye mi bakmak gerekir?

Devam edecek

[1] Sigmund Freud, Psikanaliz Uygulama

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.