Mehmet Abidin KARTAL
Kardeş
Kardeş, evliliğin meyveleri olan çocukların birbirine göre durumunu ifade eder. Günlük hayatta samimiyeti, dostluğu, yardımlaşmayı ve muhabbeti belirtmek için bir hitap olarak da kullanılır.
Kardeş dostluk, can ve hayat demektir. Kardeş yürümekte zorlandığında değnek, düştüğünde kaldıran el, muhtaç olduğunda yardım eden cömert el, üşüdüğümüzde üzerimize attığımız yorgan demektir. Kardeş musibet ve hastalık zamanlarında teselli eder, moral verir. Kardeş, eksikliği tamamlar. Kardeş bu özellikleri taşımıyorsa kâğıt üzerinde kardeştir.
Kardeş olmak, sevmek, saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Bunlar olmadan kardeşliğin anlamı olmaz. Yüce kitabımız Kur'ân'ın ve sünnetin öngördüğü kardeşlik, bütün bunları içeren aynı anne babadan doğmuş olmaktan daha geniş bir muhtevaya sahiptir. Efendimiz (sav)’in kardeş tarifi: "Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter." (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58.)
İslâm'daki kardeşlik, bir hayat biçimidir Bunun en güzel örneklerini Asrı Saadette Efendimiz (sav)’le birlikte yaşayan sahabe efendilerimiz ortaya koymuşlardır. Muhacir-Ensar ilişkisi, kardeşliğin zirvede yaşandığı mükemmel bir örnektir. Medineli Ensar, Mekkeli Muhacir kardeşlerinin nefislerini, kendi nefislerinden daha aziz tutmuşlar, onları hiçbir konuda yalnız ve yardımsız bırakmamışlardır. Bu davranışlarıyla Ensar, imanlarında ne denli ihlaslı olduklarını göstermişlerdir. Ayette şöyle buyurulmaktadır: "Onlardan önce o yurda (Medine'ye) yerleşip imanı kalplerine yerleştirenler, hicret edenleri severler. Onlara (Muhacirlere) verilenlerden dolayı içlerinde bir kıskançlık duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden/hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." (Haşr suresi, 9. Ayet) Peygamberimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: "Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi din kardeşi için de arzu edip istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz."
(Buhârî, Îmân 7; Müslim, İmân 71, 72)
Bir müminin, diğer bir mümin kardeşine her halükarda yardımcı olması gerekmektedir. Efendimiz (sav) bir hadisinde, "Zalim de olsa, mazlum da olsa mümin kardeşine yardım et!" diye buyurmaktadır. Zulüm konusunda nasıl yardım edileceğini ise şu çarpıcı sözlerle dile getirmektedir: "Onu zulümden el çektirirsin. Ona yapacağın yardım işte budur"
Kardeşliğe giden yol iyiliklerden geçiyor. Dünyanın darüsselam olabilmesi için iyiliklerin hakim olması gerekiyor. Kuran-ı Kerim’de; "Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden (infak etmedikçe) harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir." (Ali İmran suresi, 92. ayet ) buyurularak iyiliğe ulaşmanın yolu açıklanmaktadır. Bütün insanlık Kur’an’ın muhatabıdır. Kur’an son ilahi mesajdır. İnsanlık zenginliğini, imkânlarını kötü yollarda kullanıyor, paylaşmıyor, yardımlaşmıyor. Sonuç bugün dünyada kötülükler yaşanıyor. Dünya tarihinde, Muhacir–Ensar kardeşliği infakın, ihlasın, iyiliğin zirvesidir.
Ensar imanlı mümin kardeşiyle karşılaşan var mıdır? Muhakkak vardır.
Geçenlerde telefonda görüştüğümüz bugünlerde sabırla imtihan olan değerli emekli dostum Serhat’ın yaşadıkları beni çok etkiledi, ibretlik ve ders alacağımız yaşadığı olayı sizlerle paylaşıyorum:
Serhat’ı dinleyelim;
"Hüzünlendiğim ve borçlarımı ödemenin zorluklarının altında ezildiğim geçenlerde bir gün, ızdırar lisaniyle Allah’ım benim sahibim sensin, ben senin aciz, fakir kulunum, Sen Ganisin, Muğnîsin, Şafisin ihtiyaçlarımı karşılayan sensin, senden istiyorum, torunuma şifalar ver, sıkıntılarımı gider diye dualar ettim. O günüm bu atmosferde geçti. Üzüntüden ve sıkıntıdan uyuyamıyorum. Can kardeşimden borç istemeyi düşünürken gece saat 1.30’da telefonuma bir mesaj geliyor. Mesajda, ‘Hayırlı geceler abi. Size bir katkı olarak tasarrufumdan yüz bin lira göndermek istiyorum. Beni bir kardeş olarak kabul edip ricamı kırmazsanız memnun olurum. Yalnız bu konuyu hiç kimsenin bilmesini istemiyorum. İkimizin arasında kalmak şartıyla kabul edersen, çam sakızı çoban armağanı size bir katkım olsun istiyorum. Lütfen düşünün ve yok demeyin. Durumunuzu biliyorum. Kirada oturuyorsunuz, işsizsiniz, kentsel dönüşümden dolayı ödemeniz gereken taksitler var. Zorlu imtihanlardan geçiyorsunuz. Torununuza şifalar diliyorum. Maddi sıkıntılarınızın azalmasında bir katkım olursa beni mutlu edersiniz. Hepimiz ahiret yolcusuyuz. Bu yolda sizin duanızı istiyorum.’ Gözlerim yaşararak mesajı okudum. Bu Ensar gönüllü kardeşimi gözyaşları içinde aradım, teşekkür ettim. Dualar ettim. Bu güzel amel ancak iman ve ihlasla açıklanabilir. Kardeşim bana karşılıksız yardım etmek istiyor, tek şartı var. Kimse bilmesin abi diyor. Bu ne yüce ahlak ve ihlas. Yüce Rabbim duamı işitti ve imdadıma anında bu kardeşimi gönderdi. Artık Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği cömert, iyilik yolunun yolcusu, ihlası zirvede yaşayan bir kardeşim var. Artık her namazda dua edeceğim dünya ahiret kardeşim var. Bana her namazda dua edecek ihlaslı bir kardeşim var. Dünyada bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi? Bu öyle bir kardeş ki en zor günlerimde Yüce Rabbimin lütfuyla yüreğime su serpti, beni rahatlattı. Allah’ım bu kardeşimi iki cihanda aziz eylesin. ‘Bir sineğin kafasındaki o küçücük hücrelerin nidâlarına “Lebbeyk” diyen Sâni-i Semî’in ve Basîr’in, insanın dualarını işitmemesi ve o dualara müspet cevaplar vermemesi imkân ve ihtimali var mıdır?’ Allah’ıma sonsuz hamdü senalar, şükürler olsun. Bu yardımı yapmak isteyen kardeşimi zengin biri sanmayın, emekli birikimini göndermek istiyor."
Serhat’ın yaşadığı bu ibretlik olaydan hepimiz ders almalıyız. Bu mübarek, ihlaslı kardeşimiz, hepimiz ahiret yolcusuyuz diyor. En doğruyu söylüyor. Bu karşılıksız yardımı muhtaç kardeşine ancak bu yolculuğun şuurunda olan yapabilir. Zengin Müslümanlara duyurulur. Unutmasınlar zenginler Allah’ın veznedarıdırlar ve emanetçidirler. Görevleri, verileni israf etmeden harcamak ve en yakın kardeşlerinden başlayarak muhtaçlara kendilerine verilenden vermektir. Veznedarlığı kabul etmemek hakikati değiştirmez. Vesselam…
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.