Mehmet Abidin KARTAL

Mehmet Abidin KARTAL

Hasan ağabey

1980 yılının Ekim ayında can kardeşim Ali ile Hatay’ın Yayladağı ilçesinden İzmir Bornova’daki Yakup Alkan hemşerimizin adresine gidiyoruz. Yakup abiyi hiç tanımıyoruz. Bizim meselemiz üniversite hazırlık kursuna gidip üniversiteyi kazanmak. Hukuk fakültesinde okuyan Yakup abinin adresini alarak yola düşüyoruz. Yakup abi ile tanışıyoruz. "Ben sizi tanımıyorum" diyor. "Biz de seni tanımıyoruz abi " diyoruz. Derdimizi anlatıyoruz. Yakup abinin kaldığı ev ortamının farklı olduğunu görüyoruz. Hepsi üniversitenin değişik fakültelerinde okuyan abiler, beş vakit namaz cemaatle kılınıyor. Bir de ilk defa gördüğümüz kırmızı kaplı kitaplar okunuyor. Farklı huzurlu bir dünyanın içinde buluyoruz kendimizi. Kursa gidip üniversite kazanma azmimiz daha da artıyor. İzmir’deki kursları gezmeye başlıyoruz. Bu arada zaman akıyor. Yakup abinin yanında misafirliğimiz bir haftayı geçiyor. Kurs hakkında tam kararımızı vermemişken, Yakup abi sizi İstanbul’da bir kursa göndersem gider misiniz? diyor. Biz de tamam diyoruz.

Yakup abi İstanbul’da gideceğimiz adresi veriyor. Bu adrese gidin sizin her şeyinizle ilgilenecekler, diyor. Mesut Zeybek, Kıztaşı (Nurtaşı) Fatih’de bir adres. İzmir’den bilmediğimiz menzile yola çıkıyoruz. Sonradan öğreniyoruz ki, Yakup abi Hasan Şen abi ile görüşerek bizi İstanbul’a İzmirli olan Hasan abinin yakın dostu olan Mesut Zeybek abinin yanına göndermeye karar vermişler. Mesut abiyi buluyoruz. Kurs kaydımız yapılıyor. Isparta talebe yurduna yerleşiyoruz. Kursa başlıyoruz. Hayallerimiz gerçek oluyor.

Kurs sonrası ben Ege Üniversitesi İktisat Fakültesini, Ali İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini kazanıyoruz. Kazandığımı Yakup abiye haber veriyorum. Çok seviniyor. Bu sefer Bornova’ya Yakup abinin yanına üniversite okumak için gidiyorum. Yakup abi beni sevinçle karşılıyor, kucaklıyor. Birkaç gün sonra Abidin kardeşim seni bizlerden sorumlu Hasan abi ile tanıştıracağım diyordu. Namazgah’taki Hasan abinin yanına gittik. Karşımda babacan iri cüsseli, ismiyle müsemma gönülleri şen eden konuşmalarıyla, tebessümüyle, kibar bir insan. Sizi huzur iklimlerine götürüyor, hemen kanım kaynamıştı Hasan abiye. Yakup abiye, "Yakup kardeşim yardımcını bulmuşsun, Bornova’da hizmette yeni sayfalar açmanızı bekliyorum" dediğini unutmuyorum.

Böylece İzmir’in "Nur Kervanının" kervanbaşı beni kervanına kabul etmişti. "Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer" 1981-1986 yıllarında Hasan abiyle İzmir’in Nur Kervanında beraber yol aldık. Hasan abi benim gibi nice insanın, gencin gönlüne dokunmuş kalplerine iman tohumlarının ekilmesine sebep olmuş bir dava adamıydı. İman ve Kur’an hizmetinde güzel, hayırlı işlere, diğer üniversitede okuyan kardeş ve abilerle, Hasan abiyle beraber vesile olduk. O bize yol gösterdi, taktikler verdi. Her yıl İzmir Fuarına Yeni Asya yayınları olarak katılışımız, Konak meydanında kitap çadırında kitap fuarı açmamamız, çevre il ve ilçelere hizmet gezilerimiz, her yaz mevsiminde Ödemiş Gölcük gölü ve yaylasında Kutlular abiyi ziyaretimiz, Bornova’da çocuklarla top oynadıktan sonra onlara Can kardeş dergisi dağıtmamız, memleketimdeki okullara dergi ve kitap göndermem, 1980 ihtilalinden sonra Yeni Asya kapatıldığından Yeni Nesil gazetesiyle hizmete devam ediliyordu. Yeni Nesil’in muhabirliğini yapıyordum. Metin Kavcar kardeşimle birlikte. İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura ile makamında ‘Alkol, uyuşturucu ve gençlik’ üzerine röportajı, müstehcenlik konusunda yaptığımız röportajlar hemen hatırladıklarım.

İstanbul’dan Yeni Nesil gazetesinden gelen abiler İzmir’den yazılar, araştırmalar bekliyoruz, diyorlardı. Hasan abi bunun üzerine, "Haydi gençler kalemlerinizi hizmette kullanmaya, var mısınız?" diyordu. Ben de iç dünyamda varım demiştim. O ana kadar hiçbir yazı, makale yazmamıştım. Hasan abi kıvılcımı yakmıştı. Bu kıvılcımda pişmek için yanmak gerekiyordu. İlk yayınlanan kısa makalemi hatırlıyorum "İktisatlı Olmak." Yüce Rabbimin lütfuyla bunu diğerleri takip etti. 1984 yılının Ramazan ayında, Yeni Nesil’in Zemzem ekinde bir ay boyunca “Kâinat ve İktisat" başlığı altında her gün araştırmalarım yayınlandı. Bu çalışmalarım Hasan abiyi mutlu ediyordu. İzmir İstanbullu abilere cevabını vermeye başlıyordu.

Hasan abi gençlerle ders yapmayı, sohbet etmeyi çok severdi. Dertleriyle dertlenir çözümler üretirdi. Yemek yemeyi ve yedirmeyi severdi. Cömertliği ve ihsanı takdire şayandı. Beraberce yaptığımız hizmetler sonunda mutlaka en güzel lokantalarda ziyafet çekerdi. Hasan abi Ebu Hureyre (r.a) gönüllü bir insandı. Hayvanları bilhassa kedileri severdi. Dostlarına ve gençlere ziyafet çektiği gibi onlara da çekerdi. Onların rızıklarını arabasının bagajında taşırdı.

Okulumdan 1985 Haziran ayında mezun oldum. Mayıs 1986’ya kadar Yeni Nesil Gazetesinin Kemeraltı’ndaki temsilciliğinde Hasan Şen abiyle ve Ufuk kardeşimle beraber çalıştık. Askerlik dolayısıyla İzmir’den ayrıldım.

2 Nisan 2025 tarihinde İzmir’de aynı dönemlerde okuduğumuz ve şu anda da İzmir’de hayatına devam eden Şakir kardeşim beni arıyor ve Hasan abinin hasta olduğunu söylüyordu. Ben de kardeşim mukaddes topraklarda umredeyim, Kâbe’den Hasan abiye dua ediyorum demiştim.

İzmir’de Risale-i Nurları tanımamı lütfeden Yüce Rabbime sonsuz hamdü senalar olsun.

Farklı metotlarla Ahirzaman Müceddidi Bediüzzaman Hazretlerinin davasını omuzlarında taşıyarak hizmet eden Risale-i Nur talebelerinin birbirlerine bakışları "ihlas" ve "uhuvvet" risalelerindeki düsturlar doğrultusunda olmalıdır. "Mesleğim haktır veya daha güzeldir, demeye hakkın var. Yalnız hak benim mesleğimdir, demeye hakkın yoktur."

Hasan abiye vefa borcumu ödemek için bu yazıyı yazarken on beş günlükken ameliyat olan torunum Hacettepe hastanesinde Yüce Rabbimin Şafi isminin tecellisini bekliyordu. Dualarınızı bekliyorum.

Hepimizin dünyadan ayrılış biletleri hazırdır. Bilet bize verildiğinde, ebedi aleme göç edeceğiz. Yakup Alkan Ağabeye 5 Ocak 2020’de bileti verildi, Hasan Şen Ağabeye 28 Nisan 2026’da bileti verildi. Bileti alanlar nereye gidiyor, biz de bileti aldığımızda nereye gideceğiz? “Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Dünyanın bin sene mes'udâne hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının; ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rüyet-i cemâline mukabil gelmeyen bir Cemîl-i Zülcelâlin daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.”

Hasan Şen Ağabeyin Nur Kervanında vazifesi bitti, bu âlemde hoş bir sada bırakarak ebedî âlemde sevdiklerine kavuştu. Mekânı Cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum