Medeniyetimizin inşasında gayret ve hamiyet

Asrımız enaniyet asrı. Medeniyetin bütün argümanları hep enaniyete çalışıyor. Yardımlaşma, şefkat, merhamet ve hürmet gibi değerler, şahsi menfaatlere kurban ediliyor. Sonuçta psikolojik ve sosyolojik birçok problemleri de beraberinde getiriyor. Yardım etmeyen yardımdan mahrum kalır. Hürmet etmeyen hürmet göremez. Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Şefkat etmeyen şefkate layık değildir.

Benmerkezci bir hayat anlayışı kıskançlık, aç gözlülük, menfaatini başkasına kaptırmama gibi arızaları da ortaya çıkarıyor. İnsanlar, toplumu birbirine bağlayan ve insana gerçek değerini kazandıran temel değerleri açıkça göz ardı ederek ve çiğneyerek haram helal demeden şahsi menfaatlerinin ve nefislerinin kölesi haline geliyor.

Nefse köle olmak çok ağır bir yüktür. Bunu da hiçbir insan kaldıramamıştır. İnsanın psikolojisini bozar. Toplumun diğer fertlerini rakip ve düşman olarak gösterir. Uyanıkken de uyurken de kâbus gördürür, endişe ve korku denizlerinde yüzdürür.

Şimdiki medeniyet, bireyleri merkeze aldıkça toplumsallaştırmak yerine yalnızlaştırmıştır. Toplumun ana çekirdeği hükmünde olan aile müessesesi bile çok ağır darbeler almış, dağılmaya yüz tutmuştur. Boşanma oranlarındaki korkunç artışlar toplumların geleceğini karartmakta, asıl zararı, geleceğin nesilleri olan çocuklar görmekte, şefkat ve merhametten uzak büyümekteler, ayakta kalabilmeleri için de acımasız yollara kendi ellerimizle itilmektedirler.

Kur’an’la barışık olmayan materyalist felsefenin ortaya koyduğu eğitim müfredatı toplumsal değerleri göz ardı ederek bencil bir insan modeli kurgulamakta, bunu da yeri geldiğinde silah olarak kullanabilmektedir.

İnsanı maddi olarak doyurmak yetmez. Ruhunu, kalbini ve duygularını doyuramadığınız kişiye dünyaları verseniz doyuramazsınız. Doyumsuzlaşan insanın mal, güç ve iktidar hırsını ancak toprak doyurur. Toprağa girene kadar da diğer insanlara dünyayı zindan ederler. Zalimler, firavunlar, nemrutlar, şeddatlar, deccaller ve süfyanlar, tarihin kaydettiği hastalıklı baş belası insanlardır.

İnsan elbette şahsi menfaatini düşünmeli. Fakat başkalarının menfaatlerini de çiğnememeli. İnsan hayatı için sınırsızlık diye bir şey yoktur. Sınır, başkasının menfaatinin başladığı noktada ortaya çıkar. Herkes, kavga çıkmasın istiyorsa ve huzur bulmayı hedefliyorsa, sınırında kalmayı bilmeli, başkalarına da saygı göstermelidir. Bunu da tesis eden Allah’ın koyduğu şahsi ve toplumsal kurallardır. İnsanların koydukları kurallar, eksiktir ve âdil değildir. Âdil ve tam olan toplumsal kuralların tamamı ise, İlahi kurallara dayanır, özünü oradan alır.

İnsanın sınırında kalması da yetmez. Toplumu birbirine bağlayan muhabbet, şefkat, merhamet, hürmet, yardımlaşma, dayanışma ve fedakârlık gibi manevi değerlerin de işletilerek ileri aşamalara geçilmesi şarttır.    

Güzel bir medeniyet, fedakâr, hamiyetli, gayretli, toplumun menfaatini önceleyen insanların sayesinde kurulabilir. Bunun aksi cahiliye dönemi medeniyetsizliğidir, vahşetidir. Eğer şimdi aynı vahşet dönemi bu çağın insanlarına yaşatılıyorsa, toplumlarda doğruluk yalana mağlub olmuş ve güvensizlik hayat bulmuş, milletin menfaatleri, fertlerin menfaatlerine kurban edilmiş, şefkat, merhamet, hürmet, muhabbet ve yardımlaşma rafa kaldırılmış demektir.

İnsan toplumsal bir varlıktır, tek başına hiçbir önemi yoktur. Mensubu olduğu toplumla ve medeniyeti ile değer kazanır. İnsan kendi varlığını yüceltmek istiyorsa, ailesini, çevresini, milletini ve bütün insanları düşünmek ve onların varlığına da değer katmak zorundadır. Bunu da ancak Kur’an medeniyeti sağlayabilir. Kur’an bütün insanlığa inmiştir. İster Müslüman olsun ister olmasın, bütün insanlığın saadeti Kur’an medeniyetinin yeryüzünde hâkim kılınmasıyla olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum