İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Korona çağrışımları-3

A+A-

Sadece bilim deyip istismar eden hatta 18. yüzyıldan bu yana din yerine ikame edilen ve inanç sistemlerini yok sayan sanayinin, aydınlanmanın ve hazır medeniyetin geldiği noktada hallaç pamuğu gibi şaşkın ve çaresiz bir ruh halinden çıkmak için çabasını gördük. “Savaş hali” bireysel ve toplumsal travmalara maruz bırakılan insanlığın maneviyattan, moral değerlerden, motivasyondan ve ruh halini iyileştirici ekonomik, kültürel ve sosyal kaynaklardan çoğunluğun nasıl da en hafif tabirle ihmal edildiği, doğru ifadeyle yok sayıldığı, muhtaç bırakıldığı ortaya çıktı. Ezen azınlık, toplumdaki alt katmanların, salgınla birlikte ortaya çıkacak öfke ve çaresizliğini görmeye başladı.

Aileler, geçici de olsa birlikte yaşama alışkanlığına geri döndü. Aile çatısı altında daha rafine, çekirdek yaşam ve birbirine vakit ayırma zorunluluğu ister istemez duyarlılığı, ortak kaygıları azaltacak aktiviteleri ve endişeyi giderecek motivasyonları konuşmayı, birbirine yaslanmayı beraberinde getirdi.

Her şey tatile girdi sayılır. Yoğun randevular, üst düzey görüşme trafikleri, makamının kapısında onlarca insanı bekletme kibirleri ve aynı mahalleyi, sokağı, ili, ilçeyi paylaşanların birbirine yabancı duran statü farklılıkları ve taraftarlığın ideolojik ve siyasi körlüğü ile kavgaya tutuşturulan kitlelerin medya üzerinden gerginlik veren kavgaları bir anda kesiliverdi yer kürede ve ülkemizde.

Keşke koronasız bunu başarabilseydik. Musibetlerin dilini önceden çözebilsek. Beraberliğin kıymetine daha çok yatırım yapabilsek. Kazanmak veya kaybetmeyi, kuralları içinde ahlaki bir kabulle başarabilsek.

Sürecin gereklerine uygun davranış ve sorumlulukla ahlaklı bir beraberliği, yakınlaştırıcı bir dili,  hoşgörüyü ve en önemlisi aynı gemide olduğumuzun asgari şartlarına riayet edip yeniden sevgi tomurcukları ile hayatı anlamlandırmayı başarabilsek.

İstenmeyen bu tür toplumsal hatta küresel dalgaların sarsıcı etkileri elbette olacaktır. Acıların, kayıpların, kaygıların ve en önemlisi yetersizliklerin boy göstereceği böylesi acı ve ıstırap dolu belalar hiçbir zaman beklenmeyen felaketlerdir. Ama gelir ve kapımızı çalar. Bize tedbirli olmayı, aklın ve bilimin rasyonelliği ile tevhidin anlamlı arka plan hikmetini ve insanın sorumluluğunu hatırlatır.

Kendimize gelme zamanı saf duygu, düşünce ve duaların kaynaştığı bu dayanışma dönemleridir.

Tam da sakin ve meskun mahallede mesken tutmuş iken, hanemizde iletişimin gücü ile yeni başlangıçlar yapabiliriz.

Sabır depomuzu dolduralım. Esas stoklamamız gereken sermaye ve gıda; sabırdır. Süreci doğru okuma, koronavirüsü doğru anlama, tavsiyelere uyma, tedbirlerle adım adım kendimizi koruma ve yeni davranış kalıpları ile birlikte duyarlılık geliştirme sabrına ihtiyacımız var. Bu süreçte daha çok birbirimize tahammül etmeye, eleştiriye, pozitif davranmaya, iyi taraftan bakmaya, ümit aşılamaya sabır enerjisi gerekiyor.

O yüzden, harekete geçmek ve sürecin gereği olan uygun tutum ve davranışları yapabilmek için bolca sabır stoklayalım.

Merak duygumuzun doğru ve dengeli beslenmesi bu süreçte önemli. Ona da sağlıklı bir diyet gerekli. Göze, zihne ve duyguya her haber, bilgi ve provokasyona açık görüş ve derlemelerin girmemesine dikkat edilmeli. Gereğinden fazla bilgi, kaygılı bir dönemde olumsuz etkileyebilir. Doğru öğrenme mecralarında kalarak, polemiklerden uzak yalın bir anlama ve uygulama çabası içinde zihnin izolasyonunu da yapmalı. Zihnin de enfekte edilmemesi sağlanmalı. Toplumsal motivasyon eşiğinin düşmesi veya düşürülme çabaları virüs kadar zararlıdır. İletişimimizin sosyal medya üzerindeki enfekte düşüncelerden korunması değerli yalnızlığımızın gereğidir. Zamanı, dijital bilgi depolarıyla ve dağınık yaklaşım karmaşası ile geçirmek, izolasyonu asosyal bir zeminde moral bozan bir hale getirebilir.

Endişe, kaygı, korku ve ümitsizlik aşılayan telkin, sohbet, paylaşım ve etkilerden, hatta bunu besleyen yakın çevresinden bile uzak durmak gerekir.

Okullar kapalıysa, evlerimizde zaten birinci öğretmenimiz olan annemizin olduğu birinci oklumuzda devam edelim.

Camilerimizin zorunlu kapalı tutulması, evlerimizi birer mescit yapmaya, daha çok sohbet ve tefekküre zaman ayırmaya iyi bir fırsat.

Koronavirüsünden kaçıp eve sığındığımız gibi, bir başkasına taşıyıcı olmamak için uzaklaşıp dikkatle kendimizi fiziksel korumaya alıp maddi temizlikle dezenfekte ettiğimiz gibi; zihnimizi, kalbimizi, ruhumuzu düşüncelerimizi, duygularımızı kemiren irademizin bağışıklık sistemini çökerten bu iç virüslerimizi de fark edip, karantinaya almak, hatta kendimizden uzaklaştırmak için iki haftayı gerçek bir niyet, düşünce ve davranış sterilizasyonuna tabi tutmak ve sonuçları gözden geçirmek için çok iyi bir fırsat.

Yaşamı yeniden sorgulamak, anlam dünyamızı yeniden kurgulamak, hedeflerimizi yıpratıcı rekabetin ve egosentrik başarı sendromunun baskısından kurtarıp hayatı bir yardımlaşma ve ortaklık içinde sürdürme eğilimlerimizi canlandırma fırsatı verir bu demler.

Dem bu dem. Musibet öğreticidir. Etkisi kalıcıdır. Öğrenme değişimle yaşanan bir yeniliktir bu demde. Bilgi bilince, bilinç bilgeliğe, davranış dikkate ve sorgulanmaya, iman ihlasa yelken açar böylesi kıymetli yalnızlıklarda.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum