Prof. Dr. Kenan ÖREN
Takrizler ve Tarizler
Takriz, Arap edebiyatında kullanılan bir kavram olup, Osmanlı döneminde de sıkça kullanılan bir terimdir. Menşe olarak “zelil iken şeref ve yücelik kazanmak” anlamındaki karaz kökünden türeyen takrîz “hayatta olan bir kimseyi övmek” demektir. Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlük’ünde ise takriz kavramı şöyle tanımlanır: “Övme, övüş, bir eserin başına konulan yetkili bir kimsenin yazdığı, övücü tanıtma yazısı, beğence”.
Bendeniz, bu kavramı biraz genişleterek tüm insanların emeklerini takdir edip, “Marifet iltifata tabidir” düsturunca farklı bir boyutta tasvir etmek istiyorum şöyle ki….
Peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV) efendimiz, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır,” buyurarak insanlığın faydasına olacak eserler ve hizmetler sunmamızı telkin eder. Ayrıca yine “İki günü müsavi olan ziyandadır,” şeklinde sürekli gelişmeyi ve yenilenmeyi tavsiye eder. Bu bağlamda sadece Müslümanlara değil; aynı zamanda tüm insanlara hem dünyevî ve hem de uhrevî manada fayda üreten, faydalı eserler veren insanları takriz ile iltifat etmek gerekir.
İnsanların faydalı eserlerini tenkit ederken, yapıcı tenkitle tenkit etmeli; kırıcı, aşağılayıcı ifadelerden zinhar içtinap edilmelidir. Geçende bir kardeşimiz bir vaka anlattı. Bir yerde galiba külliye şeklinde bir vakıf binasının projesi için mühendis kardeşlerimiz gayret sarf edip plan proje yapmışlar. Bu projeyi vakfın mütevelli heyetine sunmuşlar. Bir üye abimiz, “Bir proje ancak bu kadar kötü yapılabilir,” şeklinde kırıcı ve aşağılayıcı bir üslupla tenkit etmiş. “Va esefa” diyesim geliyor. Çok yazık. Halbuki bu kardeşlerimiz herhangi bir ücret karşılığı olmadan fedakârca bir iş yapmışlar. Belki tenkit edilecek kısımları olabilir; ancak bunu münasip bir üslupla ifade etmek gerekirdi.
Mütevelli heyetin diğer bir üyesi ise şöyle demiş: “Kardeşlerimiz, emek vermiş, bence iyi iş çıkarmışlar. Ancak şu şu kısımları şöyle şöyle yaparlarsa, mükemmel bir plan ve proje haline gelebilir. Kardeşlerimize ben teşekkür ederim. İşte olması gereken de bu. İkinci üyenin takrizi gönül alıcı ve yapıcı tenkit. Önceki tariz yapmış. İğneleyici ve kırıcı…
Tariz (dokundurma/iğneleme), sözlükteki manasıyla, bir sözün ya da kavramın gerçek/mecaz anlamının tam tersini kastederek bir kişiyle alay etme, onu küçük düşürme veya bir durumu eleştirme sanatıdır. Kinayeden daha sert bir alay içerir ve genellikle cümlenin anlamı üzerinden iğneleyici bir mesaj verilir. Bu bağlamda tariz, karakteri zayıf, kendiyle barışık olmayan, kıskanç, hasid, başkalarını aşağılayan tiplerin kullandığı alçak bir silahtır. İnsanları alaya alarak küçük düşürmekten zevk alan bir nevi sadist tipler bu silahı sıkça kullanarak kul hakkına girerler.
Tariz söylemleri, sinsi yılan gibidir. Adeta psikolojik yılan mesabesindedir. Bir nevi itibar suikastı fonksiyonu ile insanlar tariz edilerek küçük düşürülür. Bu pis silahı kullananlar, kendilerini üstün varlık olarak gördükleri için, başkalarının emeklerini hiçe sayarak tariz ederler. Kibrin, gururun, üstün varlık psikolojisinin ürünüdür tariz…
Bir zaman Selçuk Üniversitesi’nde görev yaparken, bir amirimiz benim bir kitabımı tarif ederek, öğretim elemanları içinde “Adam kitap yazmış, ama kitabında yanlışlar var,” diyerek eserimi kötülemişti. Bunu diyen öğretim üyesi arkadaş ise tek başına değil, bir heyet ile kitap yazmışlardı. Onların kitabında çeşitli yanlışlar görmüş; ancak medar-ı bahis yapmamıştım. Beyefendi bu şekilde bendenize sataşınca kendimde savunma ihtiyacı hissedip şöyle bir şey dedim, “Benim kitabım bir kişi olarak tarafımdan yazıldı. Belki kendi hatalarımı görmemiş olabilirim. Ancak siz bir grup olarak kitap yazmışsınız, ancak kitabınızda yanlışlar var. Adam dediğine pişman olmuş olmalı ki, beni küçük düşürücü tarizlerde bulundu. Allah’a havale ettim. Bu zat bir türlü doçent olamadı. Yardımcı doçent (şimdi doktor öğretim üyesi diyorlar) olarak emekli oldu. Ancak Cenab-ı Hak bana profesörlük nasip etti. Bizim Erzurum’da bir söz var, “Allah haine mal vermez,” diye.
Neticede emek verip eser üreten insanların emeklerini küçümsemek şerefli ve faziletli insanların işi olamaz. Şeref ve faziletten nasibi olmayan bedbahtlar, insanları saye şevklerini kırarak aşağılama yolunu seçerler. Şerefli ve faziletli insanlar ise, faydalı eser veren insanları tarizle değil; takrizle teşvik ederler.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.