Kalem’e ve yazmakta oldukları şeylere yemîn olsun!

Kalem’e ve yazmakta oldukları şeylere yemîn olsun!

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Kalem (Nun) Sûresi 1-8. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:
[Mekke devrinde nâzil olmuştur, 52 âyettir.]

1-Nûn. Kalem’e ve yazmakta oldukları şeylere yemîn olsun!

2-(Ey Habîbim!) Rabbinin ni‘meti sâyesinde, sen bir mecnun değilsin!

3-Hem şübhesiz ki senin için, elbette kesintiye uğramayacak olan bir mükâfât vardır.

4-Ve muhakkak ki sen, gerçekten yüce bir ahlâk üzerindesin! (*)

5, 6-Artık hanginizin fitneye tutulmuş (bir mecnun) olduğunu, yakında (sen de) göreceksin ve (onlar da) görecekler!

7-Şübhe yok ki, yolundan sapanları en iyi bilen ancak Rabbindir, hidâyete erenleri de en iyi bilen O’dur.

8-O hâlde (hakkı) yalanlayanlara itâat etme!

(*) “Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Hakîm’de: وَ اِنَّكَ لَعَلٰي خُلِقَ عَظ۪يمٍ [Ve muhakkak ki sen, gerçekten yüce bir ahlâk üzerindesin!] fermân eder. Rivâyet-i sahîha (sahih bir hadîs) ile Hazret-i Âişe-i Sıddîka (ra) gibi sahâbe-i güzîn, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı ta‘rîf ettikleri zaman خُلْقُهُ الْقُرْاٰنُ [O’nun ahlâkı, Kur’ân’dır] diye ta‘rîf ediyorlardı. Yani Kur’ân’ın beyân ettiği mehâsin-i ahlâkın (ahlâkın güzelliklerinin) misâli, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Ve o mehâsini (güzellikleri) en evvel imtisâl eden (uyan) ve fıtraten (yaratılışça) o mehâsin üzerinde yaratılan O’dur. İşte böyle bir Zât’ın (asm) ef‘âl (fiiller), ahvâl (hâller), akvâl (sözler) ve harekâtının her birisi, nev‘-i beşere birer model hükmüne geçmeye lâyık iken, O’na îmân eden ve ümmetinden olan gāfillerin, sünnetine ehemmiyet vermeyenlerinin veyâhut tağyîr etmek (değiştirmek) isteyenlerinin ne kadar bedbaht olduklarını dîvâneler de anlar.” (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 61)