Dr. Bilal TANRIVERDİ

Dr. Bilal TANRIVERDİ

İnsan kalabilmek…

A+A-

Hayatımızı mükemmel yaşamak imkânsız.
Her insanın kafasının karışması, hata yapması, garip, aceleci davranışlarda bulunması olağandır.

Ağacın kurdu içindedir.
İnsan, kendisinin en birinci düşmanıdır.
Ve muhakkak insan, insanın kurdudur.

Olması gerektiği halden çıktığı vakitte de en vahşi canavar hayvana dönüşür.
Ve mutlaka en zalimdir.

Hazzın tanrılaştırıldığı ve aklın yerine dürtülerin ve güdülerin yerleştiği insan, insan olmaktan çıkmıştır.
Bir zombi veya hareket halindeki bir mezar ve bedbaht bir yaratıktır.
İki ayak üzerinde olması nedeniyle de hayvan sınıfına dahi girmez.

*

Yıkımlar, ihanetler, çaresizlikler, yalnızlıklar, rızık endişeleri, toplumsal kaoslar, adaletsizlikler ve itibarsızlıklar gibi ruhu ve aklı darmadağın eden durumlar karşısında birçok insan dengeyi ve denetlemeyi kaybeder.

Bu kayıp, bazen kalıcı olur bazen de ağır hasarlar bırakarak hayatın sonuna dek travmalar olarak akıp gider.

Tüm sebeplerin aleyhine olduğu dönemlerde ya jilet gibi keskinleşir ya da çelik gibi sağlamlaşırsınız. Ya da çöp olup karanlık deliğe yuvarlanıp gidersiniz.

Ruhunda, aklında ve kalbinde yara olmayan insan yoktur.

Her şeye rağmen tutunacağı bir dal bir saçak altı bulup yoluna devam edenler de vardır.

Umut varsa yaşam var derler.
Veya yaşam sürdükçe umut vardır.
Umudu olan insan yaşama tutunur.
Umut biterse anlam kalmaz ve yaşam biter.

Acımasız hatıralara rağmen, her şeye rağmen koruduğu erdemler ve bozulmasına müsaade etmediği fıtrat veya insan kalma inadı insanı yığının parçası olmaktan kurtarır.

Erdemlilerin, bilgelerin dahi güç, haz karşısında darmadağın olduğu manevi buhranlar zamanlarında inadına insan kalmak ve kendiyle ve kanalizasyon fareleriyle mücadele etmek mutlak bir kahramanlıktır.

**

İnsanlık dışı zamanlarda insan kalmak bir netice değil toprağın altına girince bitecek süreğen bir süreç ve seferdir.

Ne kurban ne de cellat olmamak için herkesin itibar dediği şeye dahi itibar etmeden zifiri bir yalnızlığa mahkûmiyet pahasına kırık dökük de olsa ipi koparmamak…

‘Aç Karnımızı Firavun doyuruyor Musa’, diyenlerin yanında durmamak.

Her türlü riyakarlık, dalavere, sahtekarlık, zalimliğe kalben dahi sempati duymamak.

Bir koltuk, bir maaş bir geçici rahatlık için köpekleşmemek.

Kanalizasyonda fare olmamak.

Menfaat elde etmek için, erdemlerin canına okumamak.

İnsanların kutsal saydıkları üzerinden ruh, akıl ve kalplerini manipüle etmemek…

Sosyal medya ile birlikte ‘ben, ben, ben…’ diye çığlıklar atarak önemlilik naralarının boğduğu ruhun ve aklın ve kalbin felcini yaşayan insan…
Bir elbise markası veya bindiği araç veya işgal ettiği koltuk nedeniyle tanrıcılık hezeyanına kapılan aşağılık yaratık.

‘Tanrının çocukları’ halüsinasyonuyla, sihriyle yeryüzünde çalımla yürüyüp kendilerinden başkalarını böcek gören kumkuma dolu sürüler…

Giydiği cübbe, taktığı sarık, ayağındaki postal, belindeki yasal mermili silahıyla başıboş ve düzensiz ve sistemsiz bir şekilde hem korku salan hem korku içinde yaşayan başıboş dolanan insancıklar.

‘Ben her şeyi bilirim’ sarhoşluğuyla komplekslerin en aşağılığı olan cehaletin bayraktarı konuşan hayvan…

***

İnsanı insan yapan en önemli unsurların başında akıl vardır.
Akıl ile birlikte ruh ve kalp sağlığı…

Bilgelerin de dediği gibi; Akl-ı selim, Kalb-i selim.

İnsan, hayvan sınıfında değerlendirilmiş olmakla birlikte canlılar içerisinde düşünebilme yetisine sahip olduğu için de düşünen hayvan olarak nitelendirilmiştir.

Akıl, insan yavruları için en büyük nimettir.

Her insanda az veya çok duyarlık, hâfıza ve hayal gücü gibi akl-ı selîm de vardır.

Déscartes, “doğruyu yanlıştan ayırma gücü” diye tarif ettiği akl-ı selîmi (le bon sens) akıl ile aynı kabul eder ve bunun bütün insanlarda eşit olduğunu söyler.

Buna göre akl-ı selîmin Kur’an’da (bk. er-Rûm 30/30) ve hadislerde geçen fıtrat ile yakın alâkası olduğu söylenebilir.

İbn Sînâ, selim olan insan fıtratının akıl diye isimlendirildiğini belirtir. Fahreddin er-Râzî ise aklın doğru bilgiye ulaşabilmesi için hiss-i selîme muhtaç olduğunu söyler.

Mübarek Kur’an’da “kalb-i selîm” geçmektedir (bk. eş-Şuarâ 26/89). Aklın selâmetini koruyabilmek için yaratılıştaki saflığını ve istikametini devam ettiren bir kalbe yahut da vicdana sahip bulunmak gerektiği sonucuna varılabilir.

Hülasa; Kısacık ömrümüzün bir anlamı varsa, o da kesinlikle insan kalmaktır.
İzzet bizim olsun itibar onların olsun ne çıkar!
İnat da bir murad…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
5 Yorum