‘Her şey nur-u Ahmedi (asm) ile alakadardır’
"Her şey nur-u Ahmedi (a.s.m.) ile alakadardır." Ne demektir?
"Hem اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَاۤئِنَاتِ وَمُرَكَّبَاتِهَا (Allahım! Kâinatın zerreleri ve o zerrelerin mürekkebâtı adedince Muhammed'e rahmet et) der, her şey namına bir salâvat getirir. Çünkü her şey nur-u Ahmedî (a.s.m.) ile alâkadardır. İşte, tesbihatta, salâvatlarda hadsiz adetlerin hikmetini anla." (Sözler, 24. Söz, Beşinci Dal)
Kâinatı bir ağaca benzetirsek; nasıl ki devasa bir çınar ağacı küçük bir çekirdekten süzülüp çıkıyorsa, bu kâinat ağacının da manevi çekirdeği Nur-u Muhammedî (asm)'dir. Allah, kâinatı yaratmayı irade ettiğinde, ilk olarak o nuru var etmiştir. Bu açıdan bakıldığında, yaratılan her şeyin aslı ve mayası o nurla bağlantılıdır.
Kâinat, aslında Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği büyük bir kitaptır. Ancak bir kitabın yazılması yetmez o kitabın okunması, anlaşılması ve içindeki derin manaların keşfedilmesi gerekir. Nur-u Ahmedî (asm), bu kâinat kitabının en yüksek ve en dakik okuyucusudur. Eğer o nur ve o rehber olmasaydı, dünya ve içindekiler manasız, karmaşık ve tesadüfi görünecekti. Onun (asm) getirdiği mesaj sayesinde bizler, her bir varlığın birer mektub-u Rabbanî olduğunu anlıyoruz.
Eşya ve hadiseler, kendi başlarına bakıldığında bazen karanlık, bazen de ayrılık ve ölümle dolu görünebilir. Ancak Nur-u Ahmedî gözlüğüyle bakıldığında:
Ölüm; bir yok oluş değil, bir terhistir.
Ayrılık; geçici olup, bir vuslatın başlangıcıdır.
Mahlukat; başıboş değil, birer vazifeli memurdur.
Yani her şeyin o nurla alakadar olması, eşyanın hakikatinin o nur sayesinde aydınlanması ve karanlıktan kurtulup birer elmas kıymetine binmesi demektir.
Kâinattaki her zerre, hâl diliyle yaratıcısını zikreder. Ancak bu zikrin en gür sesi, en bilinçli tercümanı Efendimizdir (asm). O, kâinatın dualarını dergâh-ı ilahiyeye sunan bir elçi olduğu için, her mahlukun ibadeti ve tesbihi aslında onun risaleti ve nuruyla bir kanal bulup yerine ulaşır.
Özetle; bir sarayın sultanını tanıtan bir rehber yoksa, saraydaki antika sanat eserleri sadece birer eşya olarak kalır. O rehber geldiğinde, saraydaki her şeyin sultanla olan bağını kurar ve her parçaya bir kıymet kazandırır. İşte her şeyin o nurla alakadar olması bu kopmaz bağın ifadesidir.
Sorularla Risale

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.