Hemen gevşiyoruz, kaçağa düştük mü acaba?

Metin Özmen'in yazısı

– Dindar olduğunu düşünen vatandaşın biri bayram namazından çıkar, evinin yolunu tutar. Kendisini kapıda karşılayan hanıma ilk emrini verir:

– Hanım al su seccadeyi, tesbihi, takkeyi! Sana eksiksiz teslim ediyorum!..

Hanım şaşırır, ne yapayım bunları, demek ister.

– Sandığın en güzel yerine sakla, der. Şunu ilave eder sözlerine:

–Biliyorsun ben dindar bir adamım. Bu Ramazan’ın gelecek Ramazan’ı da vardır. O Ramazan’da bunlar bir daha lazım olacak bana. İşte o zaman takkeyi de, tesbihi de, seccadeyi de sağ selamet isterim senden. Sözlerini söyle tamamlar:

– Hanım benim şakaya gelir tarafım yoktur, ben dindar bir adamım. Bir Ramazan’da ibadetimi yapıp da öbüründe terk edecek kadar laubali biri olamam!...

Günümüzdeki Ramazan Müslümanının halini (halimizi) özetler bu hikâye…

Oruç marziyat-ı ilahiyeden uzaklaşanlara, tembellere, isyana yaklaşanlara, teşebbüs edenlere, günahkarlara ve sevaplardan mahrum kalanlara bir “teslim ol” çağrısıdır.

Bu çağrıya uyup bir ay boyunca “teslim” oluyor, “teslim” yaşıyoruz. Akabinde halimiz hemen hemen yukarıdaki hikâye gibidir. Bu yüzden de Ramazan’da tecelli eden Rahmet-i İlahiye de hemen bizden uzaklaşmaya başlıyor. Halbuki teslim olan kişinin teslimiyetine devam ederek, bir daha aynı yanlışlara devam etmemesi gerekmez mi?

Ramazan’da farz olan namaz Ramazan’dan sonra farz değil mi?

Ramazan’da kaçınmaya çalıştığımız gıybet, yalan ve galiz laflar Ramazan’dan sonra yasak değil mi?

Ramazan’da günah diye işitmemeye, görmemeye çalıştıklarımız Ramazan’dan sonra serbest mi?

Kısacası mideyi aç bırakma dışında İslam’ın helalleri de haramları da Ramazan’dan sonra dar-ı bekaya kadar geçerliliğini koruyor. Ramazan bitince bunlara riayet etmemek, ya da marzıyatı yapmakta tembellik göstermek “teslim” olduktan sonra kaçmak değil mi? Cezası daha ağır olmaz mı acep. Olması gereken Ramazan’da kazandığımız güzel hasletlerin, sonrasında da devam etmesi değil mi?

Hakeza inancımıza göre Covid gibi hastalıkların ve musibetlerin en büyük sebeplerinden biri de insanları vazife-i asliyelerine döndürme uyarılarıdır. Yani teslimiyetten uzaklaşmışlara, isyankarlara, günahkarlara, yanlış yapanlara, yapması gereken vazifeleri hakkıyla yapmayanlara “teslim ol” çağrısıdır.   “Teslim ol” ve kendine gel dedirtir. İnce bir uyarıyla şunları der:

"Ey insan! Hiç mümkün müdür ki, sana bu simayı veren ve o simada böyle bir sikke-i rahmeti ve bir hâtem-i ehadiyeti vaz’ eden Zât, seni başıboş bıraksın; sana ehemmiyet vermesin; senin harekâtına dikkat etmesin."(Lem'alar, On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam.)

"İnsan, ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır.

Belki, bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zaptedilir." (Sözler, Onuncu Söz, Altıncı Hakikat.)

Covid ve benzeri hastalıklar ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki:

“Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.” (Lem’alar 25.Lem’a 3.deva)

İslam’ın manası, teslim olmaktır; Allah’ın emir ve yasaklarına teslim olmak. Allah’ın hükümlerine teslim olmaksızın İslam olmaz. 

Oruçta da Covid gibi hastalıklarda da şunu da anlıyoruz; yerde ve gökte olan her şey O’na teslim olmuştur, O’nun emriyle hareket etmektedir.

Bakın bir küçük Covid mikrobu O’nun emriyle neler yapabiliyor. Biz biliyoruz ki O’nun emri olmadan bir zerre bile kımıldamaz. Bizim her hareketimiz, oturmamız, kalkmamız, konuşmamız, hastalanmamız ve iyileşmemiz O’nun izniyle olur. O yüzden bu anlamda Tedbir, Teslim, Tevekkül boyutunu iyi anlamamız ve hayatımıza aktarmamız lazım. Bu tür durumlarda teslimiyeti arttırıp iyi bir kul olmanın yollarını aralamamız lazım. Sana yapılan “teslim ol” çağrısına kulak vermezsen mevcut cezalardan daha ağır cezalarla cezalandırılabilirsin.

Bu yüzden Oruçtaki teslimiyetimizi devam ettirip, maddi ve manevi musibetlerin def’ine hayatımızı vesile kılmaya çalışmalıyız.

Teslimiyetinizi arttırarak devam ettireceğiniz, "Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki Şevvâl ayında altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!" (Müslim, Ṣıyam, 204; İbni Mace, Sıyam:33) Hadis-i şerifine mazhar olacağınız ve günahlardan şiddetle içtinap edeceğiniz Şevval ayınız mübarek olsun.

Cenab-ı Hak bizleri hakkıyla teslim olanlardan ve kulluğu hakkıyla yerine getirenlerden eylesin.

Selametle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum