Dr. Habip ARTAN
Yükseköğrenimde yeni politikalar, hedefler ve beklentiler
Yeni eğitim ve öğretim yılına üniversitelerimiz hazırlık içerisinde olurken ÖSYM yapmış olduğu YKS sınav sonuçlarını açıkladıktan sonra tercihleri toplayarak dün itibariyle de yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Her yıl olduğu gibi bu yılda öğrenciler YKS sınav sorularında, açıklanan sıralama hususunda ve son olarak yerleştirme sonuçlarında bir hayli hayal kırıklığına uğradıklarına şahit olduğumu ifade etmek isterim. Bu kadar değişkenlik öğrencilerin motivasyonunu kırmakla kalmıyor ilerideki hayallerini de alt üst etmektedir. Yine de gençlerimizin hedefleri doğrultusunda bir yükseköğretim programına yerleşenlere hayırlı olmasını, yerleşemeyenlere de önümüzdeki yıllarda yapılacak sınavlarda başarılar dilerim.
Anadolu ve taşra üniversiteleri
Üniversitelerden toplumun ve gençlerimizin beklentileri çoktur. En başta meslek edinme ve istihdam kapısının anahtarı olması itibariyle kayda değer öneme sahiptir. Her bir üniversite kurulduğu yıldan itibaren misyonları doğrultusunda vizyon geliştirmeye çalışmaktadır. Bu bakımdan üniversiteler bulundukları şehrin adeta bacasız fabrikaları hükmündedir. 1992 yılına gelene kadar ülkemizde üniversite sayısı yetersiz denecek sayıda, taşrada üniversiteler yok denecek kadar azdı. 1992 sonrasında Anadolu’da yeni kurulan üniversitelerin ardından ikinci bir atılım da 2005 yılında yapılarak neredeyse üniversitesi olmayan şehrimiz kalmamış oldu. Bu bir bakıma gençlerimizin ülkemizde eğitimde fırsat eşitliği sağlamasının yanında Anadolu insanına da akademik çalışma hayatına geçiş imkânı kazanması demek oluyordu. Bu süreç içerisinde son çeyrek asırda yeni açılan vakıf üniversiteleri ve büyükşehirlerde açılan ikinci ve üçüncü üniversiteleri de ekleyince yükseköğrenimde arz ve talep dengesinde taşların yerine oturduğunu söyleyebiliriz.
Bugünden çeyrek asrın planını yapabilmek
Son 30 yıl içerisinde bu üniversitelerimiz tamamına yakını daha çok bölüm açarak, daha fazla kontenjan sağlatarak örgün ve ikili eğitim demeden daha fazla gencimize okul kapılarını açarak mezun ettiler. Bazı üniversite ve fakültelerde açılan bölümler zamanın ihtiyacı doğrultusunda değil de var olan akademik kadro istikametinde şekillenmeye başladı. Ancak hesabı yapılmayan bir şey vardı; o da istihdam olanakları. Eski üniversiteler dahil olmak üzere, yeni kurulan bu üniversitelerde öngörüsüz bir şekilde yeni bölümler art arda kopya edilerek açılmaya başlanmıştı. Fen edebiyat fakültesi ve mühendislik fakültesinin olmadığı bir üniversite adeta yok denecek kadar az. Seksenli yıllarda ziraat mühendisliği, doksanlı yıllarda makine ve endüstri mühendisliği, 2000’li yıllarda eğitim fakülteleri, 2010’lu yıllarda ilahiyat fakülteleri, 2015 yılından sonra bilgisayar mühendisliği, 2020 yılından sonra yazılım mühendisliği revaç kazandı. İnsanlar ihtiyaç ve yetenekleri istikametinde akademik birikim ve meslek edinmesi gerekirken daha çok toplumun ve dönemin yönlendirmesi ile kendisine hedef çiziyordu. Bir bölüme popüler diye giriyorsunuz mezun olunca bir bakıyorsunuz bu bölüm her yerde mezun vermeye başlamış. Üniversitelerimizde bölüm açmak, daha çok birbirine bakarak gelişmekte, herkes birbirini kopyalıyor, gençler ise ardından koşuyor, sonrasında mezun olunca hayal kırıklığı ile karşı karşıya kalıyorlar. Bundan iki üç yıl öncesine kadar örgün öğretim yetmiyormuş gibi bir de ikili öğretim açılmış oluyordu. Bölüme kayıt yaptırdığınızda KPSS baraj puanı 70 olan bir alan, bölümü bitirdiğinde 80 civarına çıkmış, birkaç sene daha çalışayım yerleşirim derken puan 90’lara varmış oluyor. Sonuçta onca yıllık emek, akademik kariyer bir çırpıda boşa gitmiş oluyor. Artık bundan sonra yüksek lisans ve doktora kariyeri de yetmiyor ve böylece hayatın gerisinde kaldığınızı fark ediyorsunuz.
Yükseköğrenimde nitelikli öğrenci seçebilmek
Bir zamanlar meslek lisesi mezunlarının tamamına ön lisans programlarına sınavsız geçiş hakkı verilerek, bu şekilde meslek yüksekokullarının (MYO) kalitesi düşürülmüş oldu. Birçok öğrenci ve kamu çalışanı bu okulların ikinci öğretim programlarından maalesef fazla bir şey öğrenmeden mezun olmuşlardır. Yine aynı şekilde bundan on yıl evvelinde Mühendislik Fakültelerinde 300 bin sıralama limiti yokken bir programa kayıt yaptırmak birkaç soruya doğru cevap vermekle mümkündü. Mühendislik fakültelerinin olmazsa olmaz bölümlerinden makine, çevre, endüstri, inşaat bölümlerine daha aritmetiği bilmeyen gençlerimiz girebiliyordu. Fen fakültelerinde de durum bundan daha iyi değildi, 5-10 doğru soru ile matematik bölümüne yerleşen bir öğrenci matematiğin temelini ancak mezun olana kadar öğrenebiliyordu. Abartmadan diyebilirim ki üniversitede adını soyadını yazmaktan aciz, dört işlemi yapamayan öğrenciler ile karşılaştığımı ifade edebilirim. Şu anda temel bilimler eğitimi verilen fen edebiyat fakültelerinde puan veya sıralama hala düzeltilmiş değil.
Bölüm kontenjanlarında arz ve talep dengesi
Bir zamanlar her üniversitede bir ziraat fakültesi açılarak ülkede ihtiyacın üzerinde ziraat mühendisi oldu. Aynen burada yapılan hataların aynısı son on yıldır ilahiyat fakültelerinde, son beş yıldır da bilgisayar ve yazılım mühendisliklerinde yapılmaya başlanmıştır. Neredeyse her üniversitenin mühendislik fakültelerinde bilgisayar ve yazılım bölümü var ve kontenjanları oldukça yüksektir. Şu an tercih eden var mı? var, ama ilerisi için ne olacak derseniz, şimdilik bir şey ifade etmem doğru olmaz ama aynı sonuçlar hep aynı hataların tekrarından ibarettir.
Bazı alanlarda sıralama limiti uygulamak
Nitelikli bir öğrenci mezun etmek istiyorsanız öncelikle belirli bir sıralama barajıyla ile o öğrencinin bir programa yerleşmesini sağlayacaksınız. Gelinen noktada özellikle tıp, eczacılık, diş hekimliği, hukuk, mühendislik ve eğitim fakültelerinde uygulanmaya başlayan aday sıralama baraj uygulaması başarı ile devam etmektedir. Hoca olarak öğrencilerinizi karşımızda görürken en azından akademik seviyelerinin yüksek olduğunu fark ediyoruz. Ayrıca bu yılki yerleştirme sonuçlarına bakacak olursak; geçen yıla oranla sağlık alanındaki bölümlerin sıralamaları yükselmiş, bilgisayar ve yazılım türü mühendisliklerin sıralamaları genelde düşmüştür. Bunun da açıkça nedeni ise; hala bu bölümlerde okuyan öğrencilerin ihtiyacın ötesinde biriktiği ve iş bulamama kaygısının arttığından kaynaklanmış olabileceğidir. Şu anda sağlık alanı ilgi odağı olarak ön planda gözüküyor, inşallah bu bölümlerde ileriki yıllarda ziraat ve öğretmenlik gibi ayak altında sürünmez.
Yükseköğrenimde bugünün projeksiyonu ile yarınların vizyonunu oluşturmak
Son iki yıldır bazı bölümlerde mezuniyet sayısının oldukça yüksek olduğunu gören YÖK bu sefer yavaş yavaş kontenjan sınırlamasına gitmeyi tercih etmiştir. Bu sayede ileride yeterinden fazla mezun sayısını kontrol altına alınması ile arz ve talep dengelerini muhafaza edilmiş olunacaktır. Özellikle ilahiyat, öğretmenlik, mühendislik ve temel bilimler alanındaki kontenjanlarda yüzde 25 ila 50 ye varan azalmalar görmekteyiz. Hatta bazı bölümlerin kontenjanlarının 10’a bile indirildiğine rastlamak mümkündür. Yükseköğrenim kurumu geçen yıldan başlamak kaydı ile beklentilere ve çağın gereklerine cevap verebilecek, gençlerde gelecek kaygısını ortadan kaldıran, istihdam imkânı olabilen bölümleri hızlıca hayata geçirmektedir. Her meslekte arz ve talep dengesini toplumun ihtiyaçları ve var olan mevcut mezun sayısına bağlı olarak ayarlamak en doğru olanıdır. En azından bunca yılı heba ettik, bari bundan sonraki yılları sağlama almak gerekiyor. Kontenjan düşürmesinin yanısıra artık demode olan programların tedavülden kaldırılmasını bile yerinde ve geç kalınmış bir tedbir olarak görüyorum. Ama zararın neresinden dönülürse dönülsün, orası kardır diyebiliriz. Eğitimde toplumu ve gençleri yükseköğrenim kurumları yönlendirmelidir. Yarınları bugünün vizyonu ile önceden sezebilen, projeksiyonları uzağı gören eğitim bürokrasisine her zamankinde daha fazla ihtiyaç vardır.
Yeni eğitim öğretim yılına adım atarken bir yükseköğrenim programına yerleşen öğrencilerimize Rabbimden hayırlı olmasını diler, mezuna kalan öğrencilerimize de gelecek YKS sınavlarında başarılar dilerim.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.