Fıtri ahval ve hulus

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Psikanaliz, nefs-i emmareyi(id) dengeleyen, edinilmiş ahlaki benliğe süperego adını vermiş. Superegoyu besleyen olarak toplumsal normları kabul etmiştir. Biz bu yazının devamında hakikate daha uygun olarak bu üstbenliği "Vicdan" olarak kullanacağız. İdeali belirlerken vicdanı besleyenin ise şer'i adalet olması gerektiği bilinci üzerinden yorumlama yapacağız.

Vicdan ancak İslam şeriatı ile müzeyyen olduğunda vicdan olur. Bu durumun izahı "Meyve Risalesi"nde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ahirete iman ile evrenle kurulan bağlar geçici mecburiyetler olmaktan çıkıp ebedi birlikteliklerin mukaddimesi şeklini alır. Hamiyet hakiki olarak sadece bu şekilde parlayabilir.

Peki vicdanın Hulus ile bağı nedir?

Tevazu kavramını misal vererek başlayalım. Elbette ideal olan fıtri bir ahval olarak mütevazı olmaktır. Zorlama ile tevazu gösterilmez. "Ben daha üstünüm ama mütevazı olayım" duygusu baştan ameli ifsat eder. Zira "Nasılki amellerin hayatı niyet iledir. Onun gibi, niyet bir cihetle fıtrî ahvalin ölümüdür." (Mesnevi-i Nuriye)

Tevazuda Hulus ise vicdanın gereği olarak; nefsi veya maddi nimetleri sahiplenmeden ama inkar da etmeyerek ihsan-ı ilahi bilip istimal etmek, tekebbür aracı haline getirmemektir. Ayrıntılar ve yerine göre uygulama sünnet-i seniyyeden öğrenilir. Sırf rıza-i ilahi için yapılır.

Torunlarını omzunda taşıyan ama zalim kâfirlere karşı asla tezellül etmeyen, kendisi için canından geçecek ashabına su dağıtan Hz. Muhammed Aleyhisselatu vesselamın örnekliği ile yoğrulmuş bir nefs için tevazu fıtri bir ahval olacaktır. Ama bu samimi hal yoksa bilinçli yapılacak ameli ifsaddan kurtarmanın tek yolu ihlas olabilir. Yani sırf Allah rızası için Allah tarafından örnekliği emredilen Resulullah'a benzeme çabası...

İlk istenen fıtri ahvaldir. Ayrıca düşünmeye gerek duymadan mütevazı olmak, çalışkan olmak, dürüst olmak vs... Bu hal yoksa veya kaybolmuş ise yani bilincin taalluku gerekiyorsa niyeti temizlemek, gaye olarak Allah rızası dışında bir şey kalpte bırakmamak ve Emr-i ilahiye uygun olarak yapmak.

Birinci Seçenek: İlahi emirlere göre yaşamayı ve Sünnet-i Seniyyeyi adet edinip tekellüfsüz, samimi bir ahval yakalamak.

İkinci seçenek: Akışa uyduramadığımız emir ve vecibeleri sırf rıza-i ilahi için nefsi ikna ederek veya rağmına olarak gerçekleştirmek.

Bu seçenekler birbirinin zıddı ve alternatifi değil tamamlayıcısıdır.

Misal olarak ihlası ele alırsak: İhlas; amellerin başlangıcında Emr-i İlahiyi tek saik kabul etmek ve netice olarak Rıza-yı İlahiden başka bir şeye teveccüh etmemektir.

Cenab-ı Hakkın masivasının faniliğinin tasdiki ve kainattaki afaki tefekkürün devamı ile kazanılan bir huzur duygusunun neticesi olarak fıtri bir biçimde ihsan edilir.

Daima masivanın faniliği ve her yerde imani tefekkür esası üzerine giden Risale-i Nur'u devamlı olarak okumak bu neticeye biiznillah isal edecektir.

Burada fıtri ahval ve şuurlu ihlâsı mezc etmek için;

Muhlisiyet kazanmaya çalışmak,

Yirmibirinci Lem'a düsturlarına uygun amellerimizde vesveselere aldanıp fütura düşmemek,

"La havle ve la kuvvete illa billah" Nasip olan bütün ibadetlerimizin Rabbimizin havl ve kuvveti ve ikramıyla olduğunu unutmamak...

Ve "Şükür nimeti ziyadeleştirir" düsturuyla nefsimizi daima tenkid ederken, Rabbimize ihsan ettiği maddi, manevi ahval için daima şakir olmak...

İhlâsı vicdan ve nefis terbiyesinde veya şuurlu amellerde daima esas kabul etmek gibi emirlerle mezç sağlanmış olur.

Estağfurullahilazim

وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum