Ergenekon'un Zirve ayağında 7 tutuklama

Ergenekon'un Zirve ayağında 7 tutuklama

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında Zirve Yayınevi katliamıyla ilgili gözaltına alınanlardan 7'si tutuklandı.

Bunlar arasında cinayetlerin işlendiği dönemde Malatya Jandarma alay komutanı olarak görev yapan emekli Albay Mehmet Ülger'le, İnönü Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olan Ruhi Abat da bulunuyor. 4 yıl önceki katliamla ilgili soruşturma Ergenekon çerçevesinde derinleştirilmiş, geçen hafta 9 kişi gözaltına alınmıştı. Önceki gün adliyeye çıkarılan zanlılar sorgularının ardından mahkemeye sev kedildi. Biri savcılık, biri de mahkeme tarafından serbest bırakılırken, 7'si tutuklandı. 5 muvazzaf, Hasdal Askerî Cezaevi'ne, diğerleri Metris'e gönderildi. Dönemin Alay Komutanı Ülger'in, katliamın ardından olay yerinde incelemelerde bulunduğu ortaya çıkmıştı.

Malatya'da, 18 Nisan 2007'de, Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel boğazları kesilerek öldürülmüştü. Derinleşen Zirve soruşturmasıyla ilgili dün önemli bir gelişme yaşandı. Geçtiğimiz hafta gözaltına alınan 9 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından önceki gün adliyeye sevk edildi. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde soruşturmayı yürüten savcılık tarafından ifadelerinin alınmasının ardından bir kişi serbest bırakıldı, 8'i ise tutuklanmaları talebiyle İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Şüphelilerden 7'si tutuklandı. 5 muvazzaf asker Hasdal Askerî Cezaevi'ne, diğerleri ise Metris'e konuldu. Cinayetin olduğu dönemde Malatya Jandarma alay komutanı olarak görev yapan emekli Albay Mehmet Ülger de tutuklanan şüpheliler arasında bulunuyor. Zirve davası kapsamında daha önce de gözaltına alınıp mahkemece salıverilen Ülger'in, katliamın ardından olay yerine gelerek incelemelerde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Metris'e gönderilen bir diğer isim ise Malatya İnönü Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olan Ruhi Abat. Muvazzaf şüpheliler arasında Binbaşı H.Y., Astsubay A.A. ve Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanlığı istihbarat biriminde görevli Uzman Çavuş M.Ç. isimli askerler de bulunuyordu.

Ergenekon terör örgütü soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün 24 Aralık 2010'da dinlediği gizli tanığın ifadelerinden yola çıkarak başlattığı operasyonda, 9 şüpheli gözaltına alınmıştı. Operasyon kararında savcılığa gönderilen ihbar mektupları, teknik takip ve yeni delillerin etkili olduğu öğrenildi. İhbar mektubunda, katliam sanığı Emre Günaydın'ı azmettiren kişinin Mehmet Ülger'in yönlendirmeleriyle Ruhi Abat olduğu ileri sürülüyor. Teknik takipte ise emekli albayın Ergenekon sanıklarıyla telefon görüşmeleri yaptığı iddia edildi.

Savcılıkta ifadesi alınan subaylara 'Zirve Yayınevi cinayeti ile ilgili neler biliyorsunuz, misyonerlik faaliyetleri konusunda ne gibi çalışmalarda bulundunuz, Ergenekon sanıklarından kimleri tanıyorsunuz, Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol'u tanıyor musunuz, Erenerol'un misyonerlik faaliyetlerine ilişkin yaptığı çalışmalara katıldınız mı?' şeklinde sorular sorulduğu öğrenildi. Zekeriya Öz'e gönderilen 3 adet imzasız ihbar mektubunda 'katliamın kimler tarafından ve nasıl organize edildiğinin' anlatıldığı ifade edildi. Askerlerin bazılarının da isimlerinin yazılı olduğu ihbar mektupları da sorgu konusu oldu. Subayların, imzasız mektuplarda yer alan iddiaları kabul etmediği öğrenildi.

ASKERLER SES KAYITLARINI DOĞRULADI

Soruşturma dosyasında gizli tanık ifadelerinin yanı sıra bir de ses kaydı CD'si olduğu öğrenildi. Bir CD içinde bulunan 3 farklı zamanda yapılan toplantının kayıtları da sorguda subaylara soruldu. Kayıtları olan 2 toplantının Zirve Yayınevi cinayetinden önce, 1 ses kaydının ise cinayetten sonra yapıldığı belirtildi. Söz konusu kayıtlarda, soruşturma kapsamında gözaltına alınan askerlerin konuşmalarının yer aldığı öğrenildi. Savcılık sorgusunda askerlere bu ses kayıtları da dinletildi. Askerlerin, "Biz istihbarat şubede görevliyiz. Görevimiz gereği misyonerlik faaliyetleri konusunda çalışmalar yaptık. Görev alanımız içinde olan bölgede yaşananları aktif bir şekilde takip ettik. Yaptığımız çalışmalar yönetmelik ve hukuk içinde gerçekleştirilmiştir. O ses kayıtları doğrudur. Ses kayıtlarında bize 'muhbirimiz' bilgi vermektedir. Bu toplantıları sık sık yaparız ve bir ses kaydı kullanarak 'muhbirimizin' verdiği bilgileri kaydederiz. Zirve Yayınevi cinayetinden sonra da toplandığımızda muhbirimiz, cinayetin nasıl ve kimler tarafından yapılmış olabileceğine ilişkin tahminlerini bizimle paylaşmıştır." diye ifade verdikleri öğrenildi.
Zaman