İbâdullah ve İbâdurrahman Farkı

İLİM, HAYIR ve RAHMET BAĞLARI-2

Soru: Abdullah ve Abdurrahman ifadelerinin Kur’an’da yeri var mı? Bu konuda başka hadisler bulunuyor mu?

Cevap: “Abdurrahman” tabirinin Kur’andaki yerini ve kimlerin için kullanıldığını yukarıda gördük. “Abdullah” terimini ise, İnsan sûresi 6. âyette görüyoruz. Diyor ki: “Aynen yeşrebu bihâ ibâdullâhi yufeccirûnehâ tefcîra ” [Abdullahlar, içtikleri o pınarı, fışkıra fışkıra (gürül gürül) akıtırlar.] Mesela Cin sûresi 19. âyet Hz. Peygamber’i (ASM) “Abdullah” olarak tanıtıyor ve cinlerin Onun etrafında pervane olduklarını bildiriyor. Daha birçok âyet “Abdullah” tabirini, “Ulûhiyetin kulu ve askeri” manasında kullanmaktadır.

Hadis-i şeriflerde bu kullanış vardır. Mesela “Allah’ın en çok sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır”[1] hadisi bu konuyu çok berrak ifade ediyor. İsim, bir şahsın sıfat veyahut fiil neticesinde hak ettiği unvan ve toplum içinde onu bildiren damgadır. Abdullah, kelime kökü itibariyle, Uluhiyete kulluk ve askerlik yapmakla bilinen kişi demektir. Abdurrahman ise, Rahmaniyete kulluk ve askerlik yapma manasındadır. Bu noktadan hadis-i şerif, Uluhiyet ve Rahmaniyete aynalık yapan, hakikat ve hakka hizmet eden kişileri Allah’ın sevdiğini ifade ediyor. Aksi takdirde hadis-i şerif Abdullah b. Übey, Abdullah Cevdet ve Abdullah Öcalan gibi Allah düşmanı olan kişiler, sırf Abdullah ismini taşıyor diye Allah tarafından seviliyor manasına gelir. Bu ise hakka aykırı bir iddia olur.

Ayrıca Hz. Peygamber devrinde yaşanılan aynı mevzudaki 2 hadise yine bu mevzuyla alakalı gelecek zamana dair bir remiz içermektedir. Aynen de tahakkuk etmiştir. Hz. Peygamber (ASM) hayatında 2 sahabenin arkasında namaz kılmıştır. Bu hadiselerin ilki Tebük seferinde olmuştur. Hz. Peygamber (ASM) sefer esnasında bir sabah namazı vaktinde, ordunun bulunduğu yer dışına çıkmış ve gecikmiştir. Güneş doğmaya yakınlaştığı için sahabeler “Abdurrahman” bin Avf’ı (RA) imamlığa geçirmişler ve arkasında namaza durmuşlardır. Hz. Peygamber (ASM) ikinci rekâtta gelmiş ve o da namaza Abdurrahman bin Avf’ın arkasında devam etmiştir. İkinci hadise ise, Hz. Peygamber’in (ASM) vefatına yakın ağır hastalığı zamanında Hz. Peygamber’in (ASM) emriyle namazı Hz. Ebu Bekir kıldırmıştır. Bir seferinde Hz. Peygamber (ASM) onun arkasında namaz kılmıştır. Konuyla alakalı yönü şuradan anlaşılır ki Hz. Ebu Bekir’in gerçek ismi “Abdullah” tır. Bu iki hadise, Hz. Peygamber’den (ASM) sonra başa geçecek ve geçmesi gereken kişilerin öncelikle “Abdurrahman” vasfında, o olmazsa “Abdullah” vasfında kişiler olması gerektiğini ve olacağını bildiriyor.

Nitekim ilk iki halife olan Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (R.Anhuma) “Abdurrahman” manasını mükemmel şekilde taşıyorlardı. Onlar haksızlığa karşı “Zü’l-Celal”, haklı ve merhamete layık durumlarda “Zü’l-İkram” oldular. Onlar “iktidar” manasını hakkıyla sergilediler. Hz. Osman (RA) ise, Rahmaniyetin “Zü’l-İkram” boyutunu yaşadı. Hayatını şefkatle toplumun selametine ve ümmetin birliğine feda etti. Rahmaniyet, hilafet makamında kendini bu surette önce kemaliyle, sonra cemaliyle sergileyip dünyadan çekildi. Yerini Uluhiyetin celalli tecellilerine bıraktı. Hz. Ali (RA), Uluhiyetin temel vasfı olan ilim ve hakikatin kesin ve keskin kılıcı olarak tam manasıyla “Abdullah” manasını sergiledi. Karşısındaki orduda ağabeyi Âkil de olsa savaştı. Hz. Ali, “Zü’l-Celal” manasını yaşadı. Evet Rahmâniyet, Celal ve İkram sıfatlarını içerir. Allah ismi ise, lafza-i celaldir.

[1] bk. Ebu Davud, Edeb, 69.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.