Misafir Kalem

Misafir Kalem

Elveda Sakarya

A+A-

Mahir Duman’ın yazısı

Daha dün gibi. Dile kolay tam yirmi iki sene olmuş. 17 Ağustos Marmara Depremi’nden bahsediyorum. O yıllarda Sakarya’da görev yapıyordum. Yaz tatilinde sılai rahim yapmak düşüncesiyle çoluk çocuğu orada bırakıp memleketim Ankara’ya gelmiştim. Deprem gecesi amcaoğlunun misafiriydim. Tek katlı bir evde olduğumuzdan depremi hissetmedik. Uzun süre elektriklerin gitmesinden anlaşıldı ki bir terslik var. Sonradan radyodan öğreniyoruz acı haberi: Deprem…

Adapazarı’ndan haber almamız mümkün değil. Hemen terminale gidiyor bir İstanbul otobüsüne biniyorum. Kafamda bin bir düşünce. Hayal dünyam alt üst. Hayat arkadaşım, üç evladım… Allah’ım ya başlarına bir şey gelmişse… Tek başıma ne yaparım. Zira herkesin kendi derdinin kendine yeteceği günleri yaşıyorduk.

Rabbim! Ankara-Sakarya arası bu kadar uzun muydu! Dakikalara ayların, saatlere yılların sığabileceğini o gün daha iyi anlıyorum. Nihayet Adapazarı’na geliyor, güç bela şehir merkezine giden bir dolmuşa biniyorum. Yollara minareler, yüksek katlı binalar birer servi gibi yıkılmış. Dolmuş bir yerde kalıyor, daha fazla ilerleyemiyor.

Çaresiz dolmuştan iniyorum. Çarşıdan çoğu zaman yayan gittiğim evimizin yolunu bulmaya çalışıyorum. Ne mümkün. Bir sokağa koyuluyorum. Yıkılan binalar yolumu kesiyor, tekrar geri dönüyor, başka bir güzergâh bulmaya çalışıyorum. Şehri tuhaf bir koku sarmış. Hayvanların garip hareketlerini anlamaya çalışıyorum. Kediler ürkek. Tavuklar sahipsizliğin tedirginliğini yaşıyor. Evlerin önünde üzerine battaniye ya da bir örtü çekilmiş mevtalar… Şehir fırın gibi. Her taraf toz duman. Susuzluktan ciğerim alev alev…

Aradan ne kadar zaman geçti bilemiyorum. Nihayet evimizin yakınındaki Çark Mesire’ye ulaşabiliyorum. On yaşlarındaki oğlum Selman ile karşılaşıyorum. Oğlumun durumu, sahipsiz tavuklara ne kadar da benziyordu. Ürkek, tedirgin. “Annen, kardeşlerin nerede?” diye soruyor, “parktalar” cevabıyla bir nebze rahatlıyorum.

Eşim, çocuklarım bir arada. Allah’ım sana hamd ü senalar. Dört senedir ikamet ettiğimiz evimize giriyorum. Evin tabanını cam, tabak, eşya kırıkları kaplamış. Adım atamadım. Çocuklarım, canlarım o gece karanlığında bir kedinin bile güçlükle çıkabileceği evden yaralanmadan nasıl çıkmışlar? Anlamak mümkün değil.

Günlerce parkta kaldık. Nihayet deprem sonrası ilk cuma. Namazlar camilerin bahçelerinde kılınıyor. Cami yolunda yaşlı biri yanındaki gençlere şöyle diyordu: “Evlatlarım, bu depremden iki sınıf insan kârlı çıktı. Biri, şehit gidenler; diğeri ders alabilenler…” Zelzele üstüne söylenebilecek en güzel söz bu olsa gerek.

Sokakta bir öğretmen arkadaşımla karşılaşıyorum. Hal hatır sonrası şöyle diyordu: “Hocam, kırk yıllık hatıralarım enkaz altında. Kitaplarım, fotoğrafları, kıyafetlerim…”

Bir arkadaşımın acıları bile tatlılaştıran sözü şöyleydi:

“Evi­me ta­şı­na­lı dört gün ol­muş­tu. Se­kiz mil­ya­ra al­dı­ğım yuvam dep­rem­de yer­le bir ol­du. Ben, belki de bir evde, en pa­ha­lı otu­ran ada­m oldum. Hem de kendi evinde… Ge­ce­li­ğim iki mil­ya­ra gel­di.”

Belinden darbe almış bir başka dostum, imanın gereğini dile getiriyordu: “Şükürler olsun Rabbime. Çocuklarım, eşim vefat ettiler. Gelinim ve ben sağ kaldık. Buna da şükür…”

Medresedeki dostlarımı ziyaret ediyor, Münir Bey, eşi ve oğlu Said Nur’un enkaz altında kaldığını öğreniyorum. Beni görenler şaşkın. Zira “Mahir” isimli bir öğretmen kardeşimiz vefat etmiş. Benim öldüğümü sananlar, benim için Yasinler okuduklarını söylüyorlardı.

Aylar sonra Ankara’ya tayinim çıkıyor. Alışıp kaynaştığım dostlarımı, dava arkadaşlarımı bırakarak bu güzel şehirden ayrılıyorum. Terminalin duvarındaki yazı, bana çok dokunuyor ve dakikalarca gözümün önünden gitmiyordu: “Elveda Sakarya!..”

Yâ Rab, deprem, sel, yangın felâketlerinde dünyasını değiştirenlere rahmet eyle. Onları şehitler listesine dâhil eyle. Zayi olan mallarını sadaka olarak kabul buyur. Geride kalan bizlere de ders almayı nasip et.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum