Zeki KAMİLZÂDE

Zeki KAMİLZÂDE

Deniz Göktaş'ın denizi değil kalbi ölü...

“Gülmeyi çoğaltmayınız! Kuşkusuz ki gülmenin çokluğu kalbi öldürür!”

İbni Mace 4193, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 506

*

Şu, Emin Mâluf'un, Çivisi Çıkmış Dünya'da anlattığı bir fıkradır muhterem kârilerim: Sonradan ateist olmuş bir yahudinin oğlunu kiliseye götürürler. Çocuk eve döndüğünde heyecanla babasına anlatır: "Baba, bugün papaz bize dedi ki, tanrı üç taneymiş!" Baba elindeki işi bırakıp sinirle cevap verir: "Bak oğlum, tanrı bir tane, ona da biz inanmıyoruz!" Evet. İçinde yetiştiğiniz kültürün izlerini öyle hemence yok edemezsiniz. Dilinizle inkâr etseniz bile, derinlerde bir yer, oradan geldiğinizi ikrâr eder. Hakikat, kızı Meral Ataç'ın, 'Babam Nurullah Ataç' kitabında aktardığı gibi olur. Her ne kadar sağda-solda ateistliğinizle övünmeyi hüner haline getirseniz de yataktan kalkarken "Bismillah!" deyiverirsiniz. Kimliğiniz bilincinizi aşan yönleriyle varlığını sürdürür içinizde. İşte, Cemil Meriç merhumun da, Avrupa'nın hristiyanlığı itikaden hayli boşlamasına rağmen, 'düşman telakkisinde' tam bir haçlı şövalyesi gibi davrandığını belirtmesi bundandır.

Yahudilikten girdik. Oradan devam edelim. Bugün Batı dünyasında komedyenlerin çoğu yahudi kökenlidir. Jerry Seinfeld, Woody Allen, Mel Brooks, Sacha Baron Cohen, Ben Stiller, Adam Sandler ve diğerleri. (Wikipedia 55 ismi listelemiş. Listeye girmeyenler de var tabii.) Ve bu komedyenlerin Stand-Up gösteri tarzının gelişmesinde de büyük emekleri vardır. Bence yahudilerin bu başarısının(!) şeytanî zekaları yanında bir müessir sebebi de şeytanî alaycılıklarıdır. Bediüzzaman Hazretleri bir yerde "Şeytan sofestaîdir!" der. Sofestaîliğin tarihi aslında cerbezenin tarihidir. Sofestaîler herşeyin göreceli olduğunu savunurlar. Onlara göre tastamam doğrudur denilebilecek hiçbir bilgi yoktur. Herşey sana/bana göredir. (Aristo'nun mantığı sofestaîlere karşı geliştirdiği iddia edilir.) Şeytan da insan üzerinde böyle çalışır. Çalıştığı insana göre argümanlar üretir. Bir komünistin yanındaysa kesinlikle komünisttir. Bir liberalin yanındaysa kesinlikle liberaldir. Aslında hiçbirisidir fakat hepsidir. Yalnız hakkın yanında durmaz. Doğruyu tayin etme hakkını kendinde görür sadece. Zekaveti ipleri ne yöne çekerse hakikat öyle olacaktır sanır-sanrılatır.

Nisâ sûresinin 119. ayetinde İblis'in dilinden aktarılanlarda da bu sırrın izleri vardır: "Onları saptıracağım. Onları kuruntularla avutacağım. Ben onlara emredeceğim, onlar da hayvanlarının kulaklarını kesecekler. Ben onlara emredeceğim, onlar da Allah'ın yarattığını değiştirecekler." O kadar kendine güvenmektedir yani. Daha doğrusu menhus zekasının insana bu denli galip geleceğini düşünmektedir. O ne yöne çekerse insanlar o yöne gider. O neyi doğru gösterirse hakikat o tarafa doğru bükülür.

Bükmek konusuna gelince. Bu hususta yetenekli kavimlerden birisi de yahudilerdir. Onların da bu yolla nice kutsal metinleri tahrif ettikleri Âl-i İmrân sûresinin 78. ayetinde anlatılır: "Kitap ehlinden bir kısmı da var ki, kitabı okurken dillerini eğip bükerler—tâ ki, okudukları şeyi kitaptan sanasınız. Oysa o kitaptan değildir. Bir de derler ki, 'Bu Allah katındandır.' Oysa o Allah katından değildir. Böylece, bile bile Allah hakkında yalan söyleyip dururlar." Demagoji tehlikeli edebiyattır muhterem kârîlerim. Öyle yetenek ki sahibini imtihan eder.

Türkiye aleviliğinin şiilikten bir farkının da 'misyoner olmaması' olduğunu söylerler. Yani alevilik yayılmaya çalışmaz. Fakat şiilik yayılmaya çalışır. Sünnileri şiileştirmeye çalışmak bugün İran'ın büyük bütçeler harcadığı bir meseledir. Ancak aleviler babadan oğula/kıza şeklinde alevi olurlar. Hatta bazen itikaden alevi de olmazlar. Ancak, Şener Aktürk Hoca'nın Türkiye'nin Kimlikleri kitabında isabetle belirttiği gibi, 'etnik olarak alevi' diyerek kendilerini tarif ederler. Kastettikleri aslında soybağıdır. İtikad bağı değildir. İlginçtir. Dünyada bu şekilde devam edegelen başka bir itikad da yahudiliktir. Yahudiliğin de misyoner bir tarafı yoktur. Dinen yayılmaya çalışmaz. Müslümanları/hristiyanları yahudi yapmaz. Ya? Babadan oğula/kıza, yahut da anadan oğula/kıza, şeklinde gelişim gösterir. Yani yahudilik hem itikaddır hem de soydur onlarda.

Bu kadar laf salatasını neden yaptım? Aslında sizi de yanımda usul usul yürüttüğüm bir maksadım var. Batı dünyasında komedyenler nasıl ki çoklukla yahudilerden çıkıyor, Türkiye'de de komedyenlerin çoğunlukla alevilerden çıktığı söyleniyor. Yalansa internette yazılanların-çizilenlerin yalancısıyım. Cem Yılmaz üzerinden çok tartışması dönmüş birşeydi. Şimdi Deniz Göktaş'la tekrar konuşuluyor. Burada bana ayrıca şu ilginç geliyor: Mizahın tarafsız olduğunu söylüyorlar. Tarafsız, günahsız, sınırsız. Hayır. Asla. Mizah asla tarafsız, günahsız, sınırsız birşey değildir. Her mizah bir ideolojiden doğar. Ve güldürdüğü yere ideolojisini taşır. Yani aynı zamanda propaganda aracıdır. Göktaş'ın şovu sırasında sataşmadığı kutsal kalmadığını söylüyorlar. Bu bir tarafsızlık gösterir mi? Elbette hayır. O tarafsız değil. İblis de böyle çalışıyor zaten. "Şeytan sofestaîdir." Herkese saldırmakla "Hiçkimseden değilim!" denilmiş olmaz. Böylesine kutsal tanımayan bir alaycılık nasıl saldırı sayılmaz ki? Dille insan öldürülemediği için mi? Fakat, dikkat buyrunuz, bütün savaşlar da dilden çıkar.

"Gülmeyi çoğaltmayınız!" buyuruyor Efendimiz aleyhissalatuvesselam. İnsan güldüğü şeye karşı hürmetini/duyarlılığını yitirir çünkü. Komedyenlerimiz ise birer 'gülme çoğaltıcısı' olarak çalışıyorlar aramızda. Türkiye'de ahlakın bozulduğundan yakınıyor sonra yine aynı komedyenler. Halbuki kalpleri öldürenler onlar değil miydi? Deniz'in denizi ölü değil yani. Deniz'in kalbi ölmüş. Güldürerek yanına zombi arkadaşlar arıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.