Sibel ERASLAN

Sibel ERASLAN

Cumhuriyetin dindar kızı: Şule Yüksel

A+A-

68 Kuşağı’nın kadın öncülerinden Şule Yüksel Şenler’in, “Bize Ne oldu?” adlı kitabıyla birlikte yeniden konuşmaya başladık Cumhuriyetin kızlarını...

İslami kadın hareketliliğinde, 40 yıl önce 40 yıl sonra sarkacında neler olmuştur? Mütedeyyin kadınlar, günlük yaşamlarından düşünce ajandalarına kadar nasıl bir yürüyüşün içinden aktılar... İdeal olan ile popüler olan arasında giderek derinleşen yarılma bizleri nasıl etkiliyor... Şule Yüksel’i ve kıyafetini, mercek önüne koyan neydi? Bugün için bile statükonun en tartışılmaz meselesi ve aşılamaz duvarı şeklinde tecrübe ettiğimiz tesettür üzerinden gerçekleşen tabulaşmış yasak, niçin bu kadar kuvvetlidir? Devrimlerle kadın bedeni arasındaki enteresan yapışıklık, hem örtüsüz hem de örtülü kadınlar adına nasıl bir simge ezberciliğine yol açmıştır? Tüm bu soruları, Şule Yüksel’in yazı masasından bugüne asiste etmek, benim için de heyecan vericiydi doğrusunu isterseniz...

 ‘I have a dream...’

Şule Yüksel, şayet yazı yazan ve konuşan bir kadın olmasaydı, biz onu muhtemelen tanıyor olmayabilirdik. Onu etkin bir kadın haline getiren süreç, destekçileri ve muhalifleri ile birlikte düşünüldüğünde, sorduğu sorular, kurduğu cümleler ve cesur konuşmalarıydı kuşkusuz. Florya’daki ilk evinde yaşlanmış bir büyükanne olsaydı mesela, hiçbir sorun çıkmayabilirdi. Çünkü o tipik bir İstanbul Hanımefendisidir. Oysa, yazdığı yazılarıyla, kendini kürsüden kürsüye taşıyan heyecanlı hitabetiyle, soluğu çoğu kez mahkeme kapılarında aldığı bir hayatı sürdürmeyi tercih etti... Onun hayatının özeti, “tercih etmek” kavramının üzerinde oturur... Martin Luther’in “I have a dream” repliğiyle devam eden manzumesini, içinde barındırdığı onurlu muhalefetiyle Şule Yüksel’in ses tonu ve cümle yapısında da bulabilirsiniz... Hem Luther’in hem Yüksel’in sistem eleştirisi yaptıkları halde, yıkıcı değil fakat dönüştürücü ve sistemin içinde kalarak onu insan onuruna has şekliyle genişletmeyi, insanileştirmeyi hedefleyen “içerdenlik” vurgularını çok önemsiyorum. Şule Yüksel, Türkiye’cidir, “bu ülke” düşünü kurar...

 Bize ne oldu?

 Şule Yüksel’in, “manevi” olana, ruha, tinsele, iç duyarlılığa, psikolojiye has yaptığı vurgular, bugünün reflektif ve temel hak/hürriyetler üzerinden devam ettirdiğimiz liberal söylemiyle kıyaslandığında... Kendimi ve çağdaşım kadın yazarları, daha seküler bulduğumu itiraf etmeliyim. Yazıları, Bediüzzaman ve Alexis Carrel etkisini haizdir İmani hakikatler, ahiret bilgisi, insan ruhu, iç huzur ve tinsel dinginlik gibi konular, yeni nesil için maalesef duygusal mevzular... Bizlerin gazetecilik dili; kısmen sosyoloji, çoğu kezse polemik kalıpçılığı üzerinden akıp gidiyor. ŞuleYüksel’in “maneviyat” temalı yazıları ise, geleneksel vaazlar bağlamında saygılı bir unutkanlıkla anı defterlerimizde duruyor. Kendisinin yazı masasını karıştırıp düzenlerken beni en fazla budur çarpan; gelenekten kopukluğumuz! Bu yüzden “Bize Ne Oldu?”nun birinci kısmını her ne kadar yorgun bir kelime olarak görsem de “maneviyat” başlığı altında müzakere etmeyi tercih ettik editör arkadaşlarımızla.

Kitabın ikinci kısmında ise; Eşref Edip gibi son Osmanlı ile ilk Cumhuriyet diliminde yaşayan ciddi bir muhalifle mektuplaşmaları yer alıyor. Sebilül Reşad gibi devasa bir edebi/siyasi birikimin, o dönemde başı örtülü ve genç bir kadın yazarı bu derecede ciddiye alması ve temellerin duruşmasında direkt muhatap olarak işaret etmesi, elbette çok anlamlı... Bugünün düşünce üreten erkekleri (var mı ayrı konu), bugünün örtülü yazarlarını bu kadar ciddiye almıyor. Cinslerarası, fikren ciddi bir uzaklaşma içindeyiz. 

Üçüncü bölümdeyse, Şule Yüksel’in gazeteciliğe has ustalığını sergilediği portre yazıları bulunuyor. Bunu mahsusen tercih ettik, zira Şule Hanım, gazete köşesi yazarken bile aslında edebiyat zevkini, hikayeciğilini asla ıskalamamış bir kalemdir... 

Star
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.