'Cennet çocukları' Bizim Aile dergisinde

'Cennet çocukları' Bizim Aile dergisinde

Aylık kadın-aile dergisi Bizim Aile, Mart sayısında “çocuk ölümlerini” ele alıyor. Hayatın telâşeleri fazla…

Kimimiz yeni bir ev kurma hayaliyle, kimimiz sınav stresiyle, kimimiz işinin yoğunluğuyla bu telâşenin içinde bir hayli yorulmakta. Kendimizi bu yoğunluğa o denli kaptırırız ki ölüm bu düşüncelerin içinde yer bulamaz kendine.
 
Ama ölüm beklemediğimiz bir anda, ansızın çalıverir kapımızı…
Geçtiğimiz günlerde bir annenin evlâdını kaybedişine şahit olduk. Sanat camiasının tanınmış bir ismi öldüğünde şaşkınlığımız en fazla “bu kadar genç yaşta” ölmesi olmuştu. Ölümü yakıştıramadık kendisine, belki de bu yüzden garip karşıladık ‘hayatını kaybetti’ haberini… Sonra ölümü kimilerine yakıştıramadığımızı fark ettik, bilhassa canımızdan çok sevdiğimiz evlâtlarımıza. Acaba çocuğumuza “sahip olma” düşüncesi zihinlerimizde hayat sürecini de kendimizin hazırlayacağı zannını vermiş olabilir miydi?
Kendimizi hayatın yoğunluğa o denli kaptırıyorduk ki, ilerisi için kurduğumuz hayallerimiz de “ölüm”ün kelimesi bile ürpertiyordu bizi

Ölümün soğuk perdesini aralamalıydık o halde. Mevlâna’nın “düğün gecem” dediği ölüm ürkütmemeliydi bizi…
Bizim Aile dergisi bu soru ve düşüncelerle Mart sayısını “çocuk ölümlerine” ayırmış.

Psikiyatr Mustafa Ulusoy, ölümün soğuk çehresiyle yüzleştiriyor soruları cevaplarken. “Çocuklarının ölümünden sonra derin bir yasa gömülmüş anne babalarının sorununun” çocuğu üzerine bina ettiği projelerinin ölümü olduğunu anlatan Ulusoy, çocuğun “emanet” olduğu gerçeğine dikkat çekiyor. Psikiyatr Mustafa Ulusoy’la yapılan röportaj, korkulanın ölüm olmadığını fark ettiriyor.

Fatma Özer çocuklarımızın manevî ölümlerinin daha büyük bir acı olduğunu ifade eden çalışmasına, Hilal Çorbacıoğlu, “Kızlarına kıyan anne-babalar” seslenişiyle cahiliye örneğinin farklı bir şekilde yaşandığına dikkat çeken yazısı eşlik ediyor. “Kaybetmek neydi?” sorusunu soran Hünsa Hatipler, bazen ölümün bile geride bıraktığı acılara bir örnek veriyor. Çocuğun “emanet” oluşunun sadece ölümle hissedilmemesi gerektiğinin altını çizen Nesibe Boz, emanet bilincini Risâle-i Nurların kazandırdığına vurgu yapıyor.

Ve kapak dosyası dışında diğer konular ise şöyle:

İlham köşesi, kendi varlığımızın sırlarını keşfe çağırırken, Zeynep Çakır, “sandık hikâyesi”nin tarihini anlatıyor. Eğitim Dünyası, çocuklara Risâle-i Nur eğitiminin nasıl verileceğini öğretiyor. Hanım Hanıma, Sağlık, Kadının Dünyası köşeleri birbirinden önemli bilgileri aktarmaya devam ediyor. Temizlik ve Mizah sayfalarıyla beraber diğer birçok bölüm derginin Mart sayısında yer alıyor. Özetle, Bizim Aile, Mart sayısında ‘Ölüm gerçeğinin’ soğuk perdesini aralarken ölümün sadece maddi olmayacağı hatırlatmasında da bulunuyor. 
Yeni Asya