'Birbirimizin hikayelerine yabancıyız'

'Birbirimizin hikayelerine yabancıyız'

Türkiye’de ve dünyada adalet ve huzurun temini için sayısız faaliyette görev alan Yıldız Ramazanoğlu, “Düşmanlık hissinin meydana getirdiği kuşatmayı kırarak kardeşliğimizi yeniden inşa etmemiz gerekiyor” dedi.

Risale Haber - Haber Merkezi

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından organize edilen ve İBB Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla düzenlenen 31. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nın Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin katkılarıyla gerçekleştirdiği Beyazıt Ramazan Sohbetleri, her gün bir yazarı hem Beyazıt’la hem de ziyaretçilerle buluşturuyor. Beyazıt Camii yanında kurulan çadırının konuğu, Ramazan’ın 13. gününde Türkiye’de ve dünyada birçok sivil toplum kuruluşunun oluşumunda ve faaliyetlerinde yer alan edebiyatçı yazar Yıldız Ramazanoğlu oldu. Ramazanoğlu “Türkiye’nin Ortak Vicdan Tecrübesi”ni, 20 yıldan bu yana gerçekleşen sivil toplum girişimleri üzerinden değerlendirdi.
 
 TANIMLANMA ŞİDDETİ VE VİCDAN DARALMASI

 
Yıldız Ramazanoğlu konuşmasının başında, “Son yüzyıla bir projeksiyon yaparak yarınımızı nasıl kurgulayabiliriz?” sorusunu dile getirip Türkiye’de son 20 yıldır ortak vicdan tecrübesine dair yapmış olduğu tespitleri ve gözlemleri ortaya koydu ve Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının doğrudan ya da dolaylı tesirlerinin ardından “Ulus devleti” olma inancının incitici tarafının bizi yaraladığına dikkat çekti. Osmanlı döneminde son derece zengin olan farklı dillerdeki yayın organlarının zamanla yok olmaya yüz tuttuğunu ve hazmedilemediğini kaydeden Ramazanoğlu, yaşanan vicdan daralmasıyla kimse kendi gettosundan çıkmadığı için ve tanımlanma şiddetine maruz kaldığı için herkesin birbirini tanımlamaya çalıştığını, ancak bunların doğru bir satha oturtulamadığını belirtti ve şöyle devam etti:
 
“Çünkü dışarıdan tanımlanmak suretiyle sesiniz ve sözünüz kesilerek zulme uğramış oluyorsunuz. Böylece bilmediğimizin düşmanı olmaya başlıyorsunuz. Birbirimizi tanımadığımız için, ortak ve ittifak ettiğimiz noktaları bulakta güçlük çekiyoruz. Bu modernleşme sürecinin bir problemi. Özellikle İslâm coğrafyası buna maruz kaldı. Yukarıdan aşağıya bir modernleştirme süreci yaşandı ve karşımızdaki batının soğukkanlılıkla analiz edilerek hayırlı olanların seçilerek alınması yerine oradaki her şeyin Türkiye’ye getirilerek uygulanması gibi bir durumla karşılaştık. Bunun getirdiği acılar devam ediyor.”
 
 YENİ BİR ZİHİNSEL YAPI

 
Türkiye’nin savaş ortamını düşündüğünde kendisini en çok etkileyen yerlerden birinin Çanakkale olduğunu dile getiren Yıldız Ramazanoğlu, “Çanakkale Ruhu” diye bir durumun var olduğunu, şu anda yıkım ve savaşların olduğu Halep ve Şam bölgesinin de bu ruhun birer parçası olduğunu hatırlattı ve bugün kurtarıcı taraf olarak ortaya çıkanların geçmişteki yıkımlarının ve sebep oldukları acıların da hatırlanması gerektiğine dikkat çekti.  Yeni bir Ortadoğu dizaynı çığırtkanlığı ile Türkiye’yi savaşa sürüklemek isteyen güruhun “rol verme” arzusuna karşılık, bizim yeni bir zihinsel yapı inşasını gerçekleştirmemiz gerektiğini anlatan Ramazanoğlu, bizi kısıtlayan, sınırlayan, eşitliğimize, kardeşliğimize ve adalet duygumuza zarar veren yapıların ortadan kalkması ve yeni anayasanın gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı:
 
“Bu anayasada Türkiye’de yaşayan farklı etnik gruptan, farklı inançtan ve farklı yaşam biçiminden ne kadar insan varsa herkesin içine sinen bir yaşam biçimi içinde varlığını sürdürebilmesi ve bunun yan yana yapılabilmesi sağlanmalıdır. Ortadan kalkan saygının geri gelmesi için birçok insan bir araya gelerek farklı atmosferler oluşturuyor ve benim de içine dahil olduğum çok farklı tecrübeler yaşıyoruz Türkiye’de. Bu tecrübelerden biri ‘Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’.  Birçok görüşten ve farklı etnik sitelerden bir araya gelip Ortadoğu’daki işgallere son vermek ve ittifak noktalarımızın altını çizerek yeni birliktelikler oluşturmak gibi bir amacı var. Bir diğeri yine içinde yer aldığım ‘Doğu Konferansı İnisiyatifi’. Irak’a saldırı esnasında başladı bu çalışmalar ve daha o zamanlar hedeftekilerin Sureye ve sonrasında İran olduğu söylenmişti.”
 
 “BİRBİRİMİZİN HAKİKATİNE EĞİLMEK”
 
Ardı sıra Ortadoğu’da meydana gelen karışıklıklardan ve yakışıksız linç hareketlerinden ibret almamız gerektiğini dile getiren Yıldız Ramzanoğlu, bugün bize dostumuz olarak gelenlerin bizi de aynı durumlara sürükleyebileceklerini acı tecrübelerle öngördüğünü ifade etti. Türkiye’nin artık yola çıkılacak doğru tarafları belirlemesi gerektiğini anlatan Ramazanoğlu, bugün dost görünenlerin karşıtlıklar üretmek suretiyle kardeşliklerimizi zedeleyerek kendi ülkelerinde bunun keyfini sürdüklerine dikkatleri çekti. Bizim bu “karıştırılmış” coğrafyanın bir parçası olduğumuzu belirterek kader birliğine devam etmemiz ve benzer ve ortak taraflarımızı hatırlamamız gerektiğini söyledi.
 
“Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra tespih taneleri gibi bizi dağıtmalarının ardından bu yeterli değilmiş gibi atomize etmek gibi niyetler var. Bu şartlarda gözümüzü dört açmamız, kendi aramızda dayanışma ve işbirliği içinde olmamız gerekiyor. Bu da kendi gettomuzdan çıkıp başka olanları tanımayı ve nasıl bir tarih birliği içinde olduğumuzu görmemizi gerektiriyor. Devletten ya da kurumsal platformlardan bir şey beklemeden kendi birliktelimizi oluşturmamız gerekiyor.
 
Mesela bundan birkaç yıl önce çok farklı eğilimlerin bir araya gelmesi ile oluşan ‘Birbirimize Sahip Çıkıyoruz’ adında bir grup kurduk. Başka inançlardan ve görüşlerden olmamıza rağmen, kadına şiddetin yanı sıra başörtülü olarak derse girme yasağını birlikte boykot ettik. Bu yasak bugün hükümetin çabaları ile kalkmış olsa da sivil toplum çalışmalarının bunda çok büyük etkisi vardır ve büyük ölçüde insanların birbirinin hakikatine eğilmeleri ve birbirine sahip çıkmaları ile gerçekleşti. Şimdi bizim bunu çoğaltmamız ve genişletmemiz lazım.”
 
 FARKLILIĞIN SANAT İLE İFADESİ

 
Bu şartlar düşünüldüğünde nasıl bir ortayol sağlanacağı sorusunun ortaya çıktığını belirten Yıldz Ramazanoğlu, bunun birbirimizin hikâyelerine eğilmek suretiyle sağlanabileceğini dile getirerek; “Ben daha çok hikâyelerle ve edebiyat üzerinden anılmak isteyen bir insanım, ama Türkiye’de ve dünyada öyle şeyler yaşanıyor ki bunlara duyarsız kalmak mümkün olamıyor. Ama hikâye, roman ve diğer sanat dallarına baktığımızda farklı insanlarla buluşma imkânı buluyoruz.” dedi. Aslında hikâyemizin çok büyük olduğunu belirten Ramazanoğlu, bu hikâyelerden koparılmış küçük parçalar olduğumuzu ve birbirimizin hikâyesini bilmediğimizden başkalarına yapılan eziyetlerin gözümüzde normalleştiğini anlattı.
 
Dünya Irak Mahkemesi’nin nihai oturumunun İstanbul’da gerçekleştiğini hatırlatan Yıldız Ramazanoğlu, bu mahkeme kararınca George W. Bush’u dünya kamuoyu vicdanına mahkûm ederek ortak adaletin ruhunu yansıttığını ifade etti. Bu ve benzeri adalet hareketlerine ve dünyada yaşanan olaylara şahit olmakla yaşadığı tecrübelerin ardından zihninde insana dair ne kadar kategori varsa yıkıldığını söyleyen Ramazanoğlu, vicdan, adalet ve hakça paylaşma adına önüne tek bir yol açıldığını dile getirdi. Dünya ve Avrupa Sosyal Forumlarının kurulmasının çok büyük gelişmeler olduğunu kaydederek olaylara yaklaşımın iki tür insan zihni üzerinden olduğunu şöyle anlattı:
 
 VAHİYLE BULUŞAN İNSANLAR

 
“Farklılıklar üreten ve bu farklılıklardan çatışma üreten zihin yapısının yanında, dünyanın küçük ve bizlerinde Allah’ın yarattığı kızlar ve oğullar olduğumuzu gören ve hakların teslim edilmesi için çabalayan insan zihni var.  Richard Fuld’un tesipitini yaptığı, insanları sömüren kürselleşmenin yanı sıra erdemli bir hareketle farklılıklarda güzellik görebilen ve buna göre dünyayı düzenleyen aşağıdan bir küreselleşme mevcut. Erdemli insanları gördüğünüz zaman onların vahiyle de buluştuklarını görüyorsunuz. Allah’ın çizdiği kadere rıza gösteren insanlar arasında mı olacağız, yoksa bunun tersi olup isyan eden ve dünyada var olan her şeyi kendine isteyen insanlardan mı olacağız? Bu dünyaya almaya mı geldik, vermeye mi geldik?”
 
Almak sonsuz bir ihtiyaçken vermenin kalbi ilgilendiren bir durum olduğunu, hikâyemizi daha soylu yaptığını, tekâmülümüzü genişlettiğini söyleyen Yıldız Ramazanoğlu, safımızı çok iyi belirlememiz gerektiğini, Ramazan aynın da verme, kendimize dönüp bakma, yavaşlama ve güzel kelimeler ayı olduğunu vurguladı. Bunalımların temelinde yaşamın anlamını çözememek yattığına dikkat çeken Ramazanoğlu, paylaşmanın hayatı anlamlandırdığını, huzuru bozmak isteyenlere karşı anında tepki vermemiz gerektiğini belirtti.
 
 İNANÇ VE KÜLTÜRÜMÜZÜN GÖRKEMİNE DAİR
 
Basının olası karışıklıklarda sağduyulu davranması gerektiğini anlatan Yıldız Ramazanoğlu, Türkiye’de olabilecek etnik bir kavgayı beklememin yanlış olduğunu, buna neden olacak sorunların epeyce aşıldığını, herkesin istediği gibi konuşabildiğini dile getirdi. Şiddet ve çatışma olmadan böyle yaşanabileceğini gördüğümüzü, birbiri ile yan yana gelmesi imkânsız olan insanların yan yana adalet için çabaladıklarını ifade ederek “Bir adalet ve kardeşlik salgını oluşturmamız gerekiyor. Biz burada kurumlardan daha fazla görebiliyoruz yaşananları. Dolayısıyla bunu sağlamak için hepimiz sorumluyuz.  Düşmanlık hissinin meydana getirdiği kuşatmayı kırarak kardeşliğimizi yeniden inşa etmemiz gerekiyor.” dedi.
 
Ortadoğu’daki kültürel birikimin bizim birikimimizin bir parçası olduğuna ve sınırların bu anlamda bir yapaylık barındırdığına dikkat çeken Ramazanoğlu, Ortadoğu ve Balkan coğrafyasının bölünemez bir bütünlük taşıdığını, yapay sınırlarla ayrılamayacağını ve aynı iklimin çocukları olduğumuzu sözlerine ekledi. Çanakkale’de yatanların savaşmak için geldiği beldeleri yansıttıklarını ve geleceğimize ışık tuttuklarını belirterek bu künyelere sahip çıkmamız gerektiğini vurguladı ve Kürtçe’nin başına gelenlerin Türkçe’nin başına da geldiğini, sadeleştirme metotlarının dilimizi kıyımdan geçirdiğini, yakın tarihte yayımlanmış eserleri okuyamaz hâle geldiğimizi söyleyerek Ramazanlarda mensubu olduğumuz ortak inancın ve kültürün görkemine şahit olabildiğimizi dile getirdi.
 
Son zamanlarda kadınların edebiyata ilgisinin arttığını kaydeden ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, kadınların adalet ve vicdan duyarlığına katkısı ile dünya daha iyi bir yer olabilir mi sorusu üzerine; Yıldız Ramazanoğlu, kadınların edebiyata ilgisinin artmasını şartların geçmişe göre daha da iyileşmiş olmasına bağlayarak edebiyata önemli katkılarda bulunabildiklerini ve bundan hayırların doğmasını umduğunu dile getirdi.