Prof. İsmail Kara'nın Said Nursi eleştirisinde 'insaf' eksik

Prof. İsmail Kara'nın Said Nursi eleştirisinde 'insaf' eksik

Metin Karabaşoğlu, İsmail Kara'nın Bediüzzaman Said Nursi hakkındaki sözlerine cevap veriyor...

SORU: Prof. Dr. İsmail Kara bir yazısında Bediüzzaman'dan bahisle şöyle diyor: "Bel bağlanılacak, tartışılacak, tenkit edilecek, yer yer reddedilecek fikirleri vardır ve böyle olması tabiidir" diyor. (Şeyh Efendi'nin Rüyasındaki Türkiye-İsmail Kara) Bu konuda siz neler söylersiniz?

KARABAŞOĞLU: Bu cümleye teknik olarak itiraz etmemiz mümkün değil. Bu bütün İslam âlimleri ve tüm insanlar için geçerlidir. Peygamberler ve başta bizim Peygamberimiz (ASM) hariç; ki bu husus Kur’an’la sabittir.

Bediüzzaman bir beşerdir. Beşer olarak elbette onun hayat tecrübelerinden, onun sözlerinden bağlanılacak dersler çıkarılabilir, tenkit edilebilecek, tartışılabilecek şeyler görülebilir. Buna, bizim gibi Risale-i Nur okuyanların açık olması gerekiyor. Burada ben, ehl-i Risale’nin Bediüzzaman’a ziyade muhabbetten dolayı böyle cümlelere yeteri kadar müsamaha gösteremediği kanaatindeyim.

Bu noktada Bediüzzaman’ın kendi ifadeleri var: “Üstadınız lâyuhtî değil. Onu hatasız zannetmek hatadır.” Veya Eski Said gibi bir hayat yaşamıştır ki, Bediüzzaman unvanını Eski Said döneminde almıştır. Böyle bir hayatı bir kenara bırakıp, Yeni Said hayatı kurmuştur kendisi...

Burada Bediüzzaman’ın kendisini mutlak bağlayıcı bir insan yerine koymadığını ve hayatını apaçık ortaya koyduğunu görebiliyoruz.

Yine, Münazarat’taki ifadelerini hatırlayalım: “Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mehenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mehenge vurunuz. Eğer altun çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz.”

Bediüzzaman’ın eleştirel düşünceyi teşvik eden, yani tahkikli bir tutum almaya teşvik eden ifadeleridir bunlar. Dolayısıyla İsmail Kara’nın böyle bir cümle kullanmaya elbette hakkı vardır. Ve böyle bir cümle kullandığından dolayı da İsmail Kara’ya bizim “Niye böyle bir cümle kullanıyorsun? Ne demek tartışılsın? Ne demek eleştirilsin?” diyerek hesap sorucu bir tutumla yaklaşmaya hakkımız yoktur.

SİZE GÖRE TARTIŞILACAK, TENKİT EDİLECEK, REDDEDİLECEK TARAFI NEDİR?

Ama şunu demeye hakkımız vardır: “Tamam, bu teknik olarak doğru bir cümle. Fakat açar mısın? Size göre bağlanılacak tarafı nedir? Tartışılacak tarafı nedir? Tenkit edilecek tarafı nedir? Reddedilecek tarafı nedir? Tartışılacak şeyler nedir, ortaya koyun, tartışalım. Tenkit ettiğiniz şeyler nedir, buyurun ifade edin, gönül rahatlılığı ile ifade edin. Biz de bakalım, tenkitte haklı mısınız, yoksa fiziki bir nüfuz problemi mi, bir bakış, bir yorum hatasından mı kaynaklanıyor, beraberce bakalım. Tenkidiniz doğruysa, göz baş üstüne. Değilse, siz de karşı tenkide açık olun, hazır olun. Reddedilecek şeyler nedir, buyurun ortaya koyun. Hakikaten reddedilecek şeyler ise, beraber reddedelim. Aslında ortada reddedilecek bir şey yok da, bir bakış, bir algı hatası veya bir bilgi eksikliği, bütün olarak kuşatamama, her ne ise varsa, burada da sizden bir açıklık ve anlayış bekleriz.”

Yani, böyle bir yaklaşıma sahip olmamız gerekir. Ki ben kendi kısmi tetebbuatım itibarıyla şunu biliyorum: İsmail Kara’nın İslamcılık Cereyanı adlı kitabında Bediüzzaman’a eleştiri olarak getirdiği belli şeyler var. Çok rahatlıkla, bunların Bediüzzaman’ı bir bütün olarak kavrayamamaktan; dahası, biraz ağır bir ifade olacak ama, bir bütün olarak kavramaya çok da arzulu, çok da niyetli olmamaktan kaynaklandığı kanaatindeyim.

POTPORİ TARZINDA ÇALIŞMALARLA ANLAŞILMAZ

Bir örneği hemen söyleyebilirim. Mesela İsmail Kara’nın genel değerlendirmelerinde, Bediüzzaman’ı tipik bir Osmanlı son dönem âlimi, İslamcı aydını olarak görme temayülü seziyorum. İşte; “Batının bilim ve teknolojisi karşısında biraz pasif ve teslimiyetçi bir tutum genelinde vardır. Bediüzzaman'da bu durum görülmektedir” filan gibi... Bunu Eski Said için söylemek bir parça doğru olabilir; ki az önce bir soruyu ifade ederken de onun kendi ifadeleri ile buna temas etmiştim. “Eski Said ile mütefekkirin kısmı” diye başlayan (29. Mek. 7. kısım, 7. işaret) meşhur bahsi hatırlayalım. Orada, özeleştiriyi çok rahat yapan bir insandır Bediüzzaman.

Ama şimdi, İşarat-ül İ’caz’da mucizeler bahsinden bu yorumu (bilime karşı teslimiyetçi yorumunu) çıkarıyorsanız, sizin bu insanın daha sonraki Yeni Said dönemine gidip, 20. Söz’de yine mucizeler bahsinde meseleyi aynı şekilde sürdürüp sürdürmediğini görmeniz gerekir. Varsa bir nüans, o nüansı da görmeniz gerekir.

1-O nüanstan, 20. Söz’deki yorumdan haberdar değilseniz...

2-Haberdar olmuş olsanız dahi daha önceki ulaştığınız yargıyı bir veri olarak kabul edip, artık “bu da aynı şey” diye üstünkörü geçip gittiyseniz, Bediüzzaman’ı Batı teknolojisi karşısında teslim olmuş bir âlim olarak yaftalayıp geçebilirsiniz.

Ama daha dikkatli bir okumayla iki metni yan yana koyup oradaki nüanslara, vurgu farklarına baktığınızda, kitabınıza böyle bir ifadeyi yazmaktan imtina edersiniz. Veya yazmışsanız, bir kayıt koyma ihtiyacı hissedersiniz.

Özetle, Bediüzzaman’ın kendi eseriyle, kendi hayatıyla bir bütün olarak Bediüzzaman’ın resmini oraya koymaya çalışıyorsak, potpori tarzında çalışmalarla veya kafamızdaki algıya uygun seçiciliklerle bunu gerçekleştirmemiz mümkün değil.

KENDİ ZİHİN AYNASINDAKİ BEDİÜZZAMAN RESMİNİ ARADIĞI KANAATİNDEYİM

Ben bu anlamda, İsmail Kara’nın gerçek Bediüzzaman resminden ziyade, onun kendi zihin aynasındaki Bediüzzaman resmini aradığı kanaatindeyim. Ve Bediüzzaman’ın gerek hayatı, gerekse eserleri içerisinde buna göre bir seçmecilik yaptığı ve buna uygun parçalar seçtiği düşüncesindeyim.

Benim Bediüzzaman’la ilgili puzzle’m İsmail Kara’nın puzzle’ından daha geniş. Bu bağlamda bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Ve baktığımda onun sahip olduğu fotoğraf bana biraz photoshop hileleri taşıyan bir fotoğraf olarak gözüküyor. Bunu gönül rahatlılığı ile ifade etme durumundayım.

Bir diğer nokta olarak da, burada şunu söylemek isterim. Bediüzzaman gibi şu zamanda—ki modern zamanları bir bütün olarak kastediyorum—imanı savunmanın, Kur’an’ı savunmanın çok ağır bedeller ödemeyi gerektirdiği bir zamanda yaşamış ve bu bedelleri ödemeyi göze almış insanları eleştirirken insaf sınırını da zorlamamamız gerektiğini düşünüyorum.

İNSAFLI DEĞERLENDİRİLMEYİ HAK ETTİĞİNİ GÖREBİLMELİ

Ve mesela İsmail Kara açısından burada hatalı gördüğüm bir tutumu rahatlıkla söyleyebilirim. Mesela bir Nureddin Topçu’yu ele alırsak, baktığımızda eleştirilecek pek çok yön görürüz. Sosyalizme yaklaşan tarafları vardır. Milliyetçi-devletçi yorumu belli bakışlar açısından faşizme kayabilecek kıvamdadır. İnsafsız bir nazarla ona baksanız, Nasyonal Sosyalizm ile damgalamanız zor değildir.

Veya bir Bergson vesaireyi önemsemesinden hareketle, çok rahatlıkla Batı felsefesinin bir kolunun şakirdi olmuş, onun cenderesinden çıkamamış bir insan olarak tanımlayıp geçebilirsiniz..

Doğru olur mu peki? Doğru olmaz. Baktığınızda, Nureddin Topçu zor bir zamanda bir felsefe geleneği içerisinde olup, o gelenek içerisinde mü’min olmanın, imanı ve İslam’ı savunmanın, Kur’an’ı savunmanın zor olduğu, hatta Allah’ın varlığından bahsetmenin zor olduğu ve insana bedeller ödettiği bir zamanda bu bedelleri ödeyebilmiş kahraman bir insandır, yürekli bir insandır. Dolayısıyla, bu açıdan da bakıldığında, insafla değerlendirilmesi gereken, belli ipuçlarından, belli noktalardan hareketle keskin tenkitlere maruz bırakılmamayı hak eden bir insandır.

Ben İsmail Kara’yı Nureddin Topçu’ya olan özel muhabbeti ile de bilirim ve bu son derece anlaşılır bir şeydir. Ve bence, İsmail Kara’nın, Bediüzzaman’ın en az bir Nureddin Topçu kadar insaflı değerlendirilmeyi hak ettiğini görebilmesi hep gerekirdi ve bugün de gerekir diye düşünüyorum.

Kaynak: Üstad Bediüzzaman ve Menheci

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.