Baykal’ı neden alkışladım?

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türk Diyanet Vakfı’nın düzenlemiş olduğu Kutlu Doğum programındaydık. Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan kutlamaya hem siyasiler hem de sanatçılar katıldı.

Protokol listesine baktığımızda, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Devlet Bakanı Faruk Çelik, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, BBP Genel Başkanı Yaşar Topçu, Süryani Ortodoks İstanbul ve Ankara temsilcisi Yusuf Çetin…
Başka: İbrahim Tatlıses’ten Nuri Sesigüzel’e… Ertuğurul Özkök’ten Fermani Altun’a kadar birçok davetli…
Bir sima daha vardı ki, gelmesi muhtemel olması bile başlıbaşına bir haber niteliği taşıyordu:
CHP Lideri Deniz Baykal!

Günün siyasi olayları ve anayasa tartışmalarını bir kenara bırakın, Baykal’ın Diyanet kürsüsünde konuşması ve bir “tabu”yu yıkması ilginç bir enstantane oluşturdu.
Baykal, protokol konuşmalarından sonra kürsüde yerini alır almaz, alkışlandı.
Baykal dikkatli bir üslupla ve tane tane konuştu.
Peygamberimiz (a.s.v.) hakkında düşünceleri yer yer alkışlarla kesildi. Buna rağmen kendini kaptırmadı ve üslubuna özen göstermeye devam ederek cümlelerini bitirdi. Grup toplantısında gibi rahattı…

Kısaca Baykal, Peygamberimizin vasıflarını anlattı. O’nun doğumu sonrasında isminin dedesi Abdülmüttalip tarafından niçin verildiğini “Önce hak, sonra halk” deyişiyle özetledi. Peygamberimizin de bir “beşer” olduğunu, ancak onu diğer insanlardan ayıran vasfından dolayı “peygamberlik” verildiğini hatırlattı... Emaneti sahibine teslim etmekten söz ederken, siyasi karar mercilerin de “şûra”ya önem göstermesi gerçeğine vurgu yaptı.

“Kur’an’ın ve İslamiyet’in siyasetle ilişkisi konusunda yanlışlıklara karşı hepimizin duyarlı olmasına ihtiyaç vardır. Şura, adalet ve işlerin ehillerine verilmesi temel değerlerdir. Ama bunlar hiçbir siyasetin tekelinde olmayan ve her zaman gözetilmesi gereken unsurlardır. İstişare şarttır” dedi.

“Akıl”ın, “ahlak”ın temel kaynağının Kur’an olduğu gerçeğine işaret etti. Parmağı ile sahnede bulunan panodaki yazıyı işaret ederek, “O’nun hayatı Kur’an’dı” dedi.

Baykal sözlerine şöyle devam etti:
“Hazreti Muhammed bilimi teşvik etmekle kalmamış, ilk okuma yazma seferberliğini de başlatmıştır. Kur’an insanı özgürleştirirken toplumsal hayatta da adaletin belirleyici olmasını sağlamıştır. Kur’an bir kavme veya soya değil tüm insanlığa inmiştir. Dinin bir servet veya ün elde etmek amacıyla ele alınması İslamiyet’in özüne yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Her insan aklı ve kendi hür iradesi ile inanır.”
Dahası:
“Cennete ancak hak eden gider. Cennette hiçbir cemaatin toplu rezervasyon yapma imkanı yoktur” derken, Ertuğrul Özkök bu sözleri alkışlamadan edemedi.
*
Cumhuriyet Halk Partisi lideri ve ekibinin orada bulunması, kuşkusuz bir çok anlam taşıyor.
Bunlardan en başında geleni CHP’nin söylemleri…
Baykal’ın bu yüzden Kutlu Doğum Haftası gibi bir programa katılmasını önemsemek lazım.
CHP’li Baykal bu güne kadarki siyasi duruşuyla halka yakın olamadı.
Hele Ergenekon gibi “derin” yapılanmayla sırt sırta verip onun avukatlığına soyunması hiç benimsenmedi.
Açıklamaları kendi partililer tarafından bile “çiğ” karşılandı.
Dediğimiz gibi, siyasi tartışmalarını ve Anayasa konusundaki tutarsız üslubunu bir kenara bırakacak olursak, Baykal’ın Diyanet kürsüsündeki konuşması ona olumlu bir puan kazandırdı.

Peki bu duruş CHP’ye ne kazandırır?
İşte onu bilemem.
Siyaset bizim işimiz değil. Ne getirir, ne götürür bırakalım da bunu siyasiler hesaplasın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.