Bana duâ edin, size icâbet edeyim (duânıza cevab vereyim)
Ayet meali
Bismillahirrahmanirrahim
Cenab-ı Hak (c.c), Mü'min Suresi 57-60. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:
57 . Elbette göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür; fakat insanların çoğu bilmezler.
58 . Kör ile gören; îmân edip sâlih ameller işleyenlerle kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az ibret alıyorsunuz!
59 . Şüphesiz ki kıyâmet (günü) elbette gelicidir; onda şüphe yoktur; fakat insanların çoğu (buna) îmân etmezler.
60 . Rabbiniz buyurdu ki: “Bana duâ edin, size icâbet edeyim (duânıza cevab vereyim)! (1) Şüphesiz benim ibâdetimden (yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelîl olan kimseler olarak Cehenneme gireceklerdir!”
1- “Eğer desen: ‘Birçok def‘a duâ ediyoruz, kabûl olmuyor. Hâlbuki, âyet umûmîdir. Her duâya cevab var, ifâde ediyor?’ El-cevâb: Cevab vermek ayrıdır; kabûl etmek ayrıdır. Her duâ için cevab vermek var; fakat kabûl etmek, hem ayn-ı matlûbu (istediğinin aynısını) vermek Cenâb-ı Hakk’ın hikmetine tâbi‘dir. Meselâ, hasta bir çocuk çağırır: ‘Yâ hekim, bana bak!’ Hekim: ‘Lebbeyk! (buyur)’ der. ‘Ne istersin?’ cevab ver. Çocuk: ‘Şu ilâcı ver bana!’ der. Hekim ise; ya aynen istediğini verir, yâhut onun maslahatına (menfaatine) binâen ondan daha iyisini verir, yâhut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Cenâb-ı Hakk, Hakîm-i Mutlak (sonsuz hikmet sâhibi); hâzır, nâzır (görücü) olduğu için, abdin (kulun) duâsına cevab verir. Vahşet (yalnızlık) ve kimsesizlik dehşetini, huzûruyla (hâzır olmasıyla) ve cevâbıyla ünsiyete (yakınlığa) çevirir. Fakat insanın hevâperestâne (nefsinin arzularına taparcasına) ve heveskârâne tahakkümüyle (zorlamasıyla) değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin (Allah’ın hikmetinin) iktizâsıyla (gereğiyle) ya matlûbunu veya daha evlâsını (daha iyisini) verir veya hiç vermez. Hem, duâ bir ubûdiyettir (kulluktur). Ubûdiyet ise semerâtı (meyveleri) uhreviyedir (âhirete âiddir). Dünyevî (dünyaya âid) maksadlar ise, o nevi‘ duâ ve ibâdetin vakitleridir. O maksadlar, gāyeleri değil.” (Sözler, 23. Söz, 106-107)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.