Mekke İttifakını Gazze'den izlemek

Mekke İttifakını olduğundan küçük görmek istemem. Fakat Mekke İttifakını olduğundan büyük görmek de istemem. Aleyhissalatuvesselam Efendimizin o duasını hatırlarım: "Allahım, bana, eşyanın hakikatini olduğu gibi göster." Hakikatiyle görülmeyende manipülasyon vardır çünkü. Aldanma vardır. Aldanmanın biraz arkasıysa illa inkisar-ı hayaldir. Kalp kırıklığıdır. Hüzündür. Acıdır. Onun da azıcık arkasında yeisi bulursunuz. Evet. Ümitsizlik özünde en yanlış ümitlerin çocuğudur. Kimse 'ümitsizlik hastalığıyla' doğmaz. Her çocuk fıtrat üzerinedir. İslamî ümit üzerinedir. Fakat inkisar-ı hayallerinin toplamı onu bu hastalığa düçar eder. O kadar çok yanlış/acele ümitler ederek dilini yakmıştır ki, 'dil'in bir manası da kalptir malum, artık yoğurdu üfleyerek de yiyemez. Yoğurdu yoğurt gibi göremez. Görse de gözünü inandıramaz. Tokluk hayalinden gayet yorulmuştur. Açlığını ümidine tercih eder.

Bilirim ki: "Evet, ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!" Ve yine bilirim ki: "Yeis, ümmetlerin, milletlerin 'seretan' denilen en dehşetli bir hastalığıdır." Ancak yine bilirim ki: "Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, asammâne tahribimizde eser-i telkini icra ederiz..." Bu sözlerin söylenmesinden yüzyıl geçmesine rağmen, Gazze üzerinden hâl-i İslam'a bakıp, şöyle teşhis ederim: Henüz müslümanların siyasası 'müstakil' bir irade kazanmamıştır. Hatta 'nim-müstakil' demek bile güçtür. Bediüzzaman Hazretlerinin bu hususta bir parça övdüğü Vehhabiler dahi artık o meziyetlere sahip değillerdir.

Buna mümasil ne Pakistan ne de Türkiye 'Amerika-Avrupa kontrolünden' çıkmış hüviyettedir. O halde müslümanlarda hâsıl olan ümidin kaynağı nice oluyor? Allahu a'lem, müslümanlar, düşlemekten yandıkları bir hayalin gerçekleşeceği hüsnüzannıyla Mekke İttifakına sarılıyorlar. Lakin Gazze kışının şiddetli ihtarını çabuk unutuyorlar. Eğer bu siyasetten bize bahar gelecek olsaydı bu kadar uzun zemherir yaşamazdık. "Herşeyin bir vakt-i muayyenesi var." Doğru. Fakat ümidin de öyle olmalı. Ümidin de oranı beklentilerin karşılanma miktarıyla bir gitmeli. Henüz ellerine birşey geçmemiş kapılara büyük umutlar bağlayanlar muhtemelen dolandırılıyorlar.

Erdoğan hakkında suizan sahibi değilim. Ancak onu gözümde abartıyor da değilim. Bu satranç tahtasında, taşlar bu şekildeyken, onun da hamleleri bu kadar olabiliyor. Hamiyeti vardır. İnanırım. Lakin o hamiyetin de sınırları var. Dünyada, onun da varlığını kabul ettiği, dengeler var. Siyasette, onun da çekilmişliğini kabullendiği, sınırlar var. Ve bu dengeler/sınırlar nedeniyle biz Gazze'ye müdahil olamadık. Yüzbinlerce insanın kadın-çocuk denilmeden katledilişini izledik. Halen de izliyoruz. Başını çevirmeyenler için film oynamaya devam ediyor. Onu izlediğimiz sürece ben büyük hayallerin adamı olamayacağım. "Bir tane sıdk bir harman yalanları yakar. Bir tane hakikat bir harman hayalâta müreccahtır." Şimdi, ben, Allah'tan yana değil ama, siyasetten yana umudum bitik bir kenarda yeisimle boğuşmaktayım. Ne zaman Gazze'de çiçekler açar, beni uyandırın, biraz umutlanayım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum