ABD, İngiltere ve Fransa 'kukla Libya'da ittifak etti

ABD, İngiltere ve Fransa 'kukla Libya'da ittifak etti

Libya'ya müdahaleyi değerlendiren uzmanlar, Birleşmiş Milletler'in aldığı insancıl kararların istismar edildiğini belirterek operasyonun 'intikam'a dönüştüğüne dikkat çekti.

Uzmanlara göre, müdahaleye katılan ülkelerin asıl amacı birbirinden farklı.

Fransa ve İngiltere Irak'ta olduğu gibi zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarından rant almak istiyor. İran ve Suriye için prova yapan ABD ise bu iki ülkeye 'akıllı ol' mesajı veriyor. Ortak hedef ise Akdeniz'de daha rahat kontrol edilebilecek Libya...

Birleşmiş Milletler'in Libya'ya yönelik yaptırım kararının ardından ABD, Fransa ve İngiltere'nin başlattığı operasyonun amacı sorgulanmaya başlandı. Özellikle Kaddafi'yi hedef alan operasyonlar ve ABD'nin ülkeyi ikiye bölme planı operasyonun isyancı halkı korumak yerine başka amaçları olduğu yönündeki kuşkuları güçlendirdi. Operasyonun asıl amacı Libya'nın zengin petrol yatakları mı, yoksa Fransa'nın yeniden Akdeniz'de söz sahibi olma çabası mı? Ya da ABD'nin İran ve Suriye ile noktalanacak bölgeyi kontrol altına alma girişiminin başlangıcı mı? 'Libya'ya özgürlük' kılıfı ile yapılan müdahalenin yine Libya halkının zararlı çıkacağına dikkat çeken uzmanların görüşleri şöyle:

MÜDAHALE SEBEBİ PETROL

TRT EL Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Sefer Turan: "Batı ve ABD, Ortadoğu'daki halk ayaklanmalarına hazırlıksız yakalandı. Bu halk ayaklanması Tunus'ta Zeynel Abidin Bin Ali'yi devirmeyi başardı. Aynı şekilde Mısır'da da bunun tekrarı yaşandı. Tek mermi sıkılmadan Hüsnü Mübarek iktidarı devrildi. Ortadoğu'daki yaşananlara Batı hazırlıksız yakalandı ve olaylara müdahil olamadı. Ama Libya'da böyle olmadı. Batı Libya'ya bu defa doğrudan müdahale etmeye yönelik yeni bir tarzla ortaya çıktı. En başından itibaren Libya'ya müdahil olmak istedi. Burada en önemli ayırt edici özellik ise Libya'nın sahip olduğu petrol. Fransa ve İngiltere petrolden rant almak isteyecektir. Operasyondan sonra ne olacağı, müdahalenin kendisi kadar önemli hale geldi. Çoğu Arap yazar, bu konuda bir tespitin altını çiziyor: Libya, Suriye'nin provasıdır. Yani bir sonraki hedef Suriye... Ondan sonra da İran. Tespitler bu yönde. Diğer tarafı ise Libya'nın geleceğinde Batılıların söz sahibi olacağını gösteriyor. Çünkü, şimdiye kadarki operasyonların tek amacının Batılı ülkelerin çıkarlarını korumak için yapıldığı aşikâr. Afganistan, Irak bunun en acı örneği..."

FRANSA ÇELİŞKİYE DÜŞTÜ

Ortadoğu Uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner: "Burada ciddi bir paylaşım yarışından söz ediyoruz. Bir kere Kaddafi'nin halka karşı katliamının önüne geçmek için BM'den çıkan karar istismar edildi. Karar şiddetin durdurulmasını içeriyorken, operasyon bir ülke yönetimin düşürülmesine, Kaddafi'nin indirilmesine yönelik olarak uygulanmaya başlandı. Fransa'nın başını çektiği bazı ülkeler ise adeta saldırı için hazırda bekliyorlardı. Karar çıkar çıkmaz Fransa'nın 'vururuz" açıklaması bunun en bariz örneği oldu. Fransa Tunus'taki muhalif gösterileri bastırmak için, Tunus yönetimine silahlı asker gönderme teklifinde bulunmuştu. Ama Libya'da benzer yönetime ilk saldırı yapan ülke oldu. Sorarlar adama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye... Burada iki amaç var. İlki Fransa'nın olayı iç politikaya alet etmesi. Diğeri de yeni gelecek muhalif yönetimle birlikte petrol ve doğalgaz rantının paylaşımı... Libya bakir bir yer, doğalgazı ve petrolü zengin. Yeni yönetim petrol sahalarını paylaştıracak. En büyük payı Fransa, İngiltere ve ABD alacaktır."

İNSANCIL KARAR İNTİKAMA DÖNÜŞTÜ

İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Mansur Akgün: "BM'nin aldığı 1973 sayılı karara insancıl diyebilirdik ama uygulama 'intikam'a yönelik oldu. Karar uçuşa yasak bölge ilanını aştı, abartıldı. Öte yandan Türkiye bunu sezdiği için de ikinci gün temkinli yaklaşım ortaya koydu. Kaddafi'nin ateşkes ilanına rağmen operasyonun gerçekleşmesi Fransa'nın hegemonyasına bağlanabilir. Sarkozy, yapılacak seçimler öncesi aşırı milliyetçi Fransız kamuoyunu tatmin etmek istiyor. Diğer taraftan da ranttan pay almak istiyor. Eğer Fransa başarılı olursa, Sarkozy'nin seçim zaferine kesin gözüyle bakılıyor. Bundan sonra direniş hareketi taraf değiştirmezse Kaddafi devrilecek. İşin diğer boyutu da Suriye ve İran'a yönelik... Bu ülkelere de gözdağı verildi. Mesaj açık: "Canımızı sıkmayın saldırırız." Burada rahatsızlık konusu operasyonun yapılması değil, yapılış biçimidir. İyi niyet taşımadığı kesin..."

SARKOZY ETKİSİNİ ARTIRMAK İSTİYOR

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Başdanışmanı eski Büyükelçi Armağan Kuloğlu: "Neden bu operasyonun başını Fransa çekiyor sorusunun iki cevabı var. Biri söylendiği gibi Fransa'daki seçimlerdir. İkincisi ise, Fransa uzun yıllar himaye ettiği Tunus ve Cezair'de etkisini kaybetti. Buralardaki etkinliğini yitirdi. Afrika'da güçlü yeni bağlantı Fransa'nın Akdeniz'deki etkinliğini arttıracaktır. O yüzden Fransa, yeni kurulacak muhalif hükümet üzerinde baskın olmak adına bu operasyonda öncü olmayı seçmiştir."

HALK AKILLARINA YENİ Mİ GELDİ?

Emekli Büyükelçi, Dr. Mustafa Aşula: "Her ne kadar ABD işi Fransa'ya bırakmış gibi görünse de kısa süre sonra buna pişman olacağa benziyor. Kaddafi'nin sivillere karşı silah ve şiddete başvurduğu, daha çok uluslararası haberlerin konusu. Ancak kimse, bir kesimin ayrı devlet kurmak için başlattığı silahlı ayaklanmadan bahsetmiyor. Ayaklanma halinde, hangi egemen ülke olaylara seyirci kalabilir ki, Libya da kalsın. Libya'ya karşı kurulmuş olan koalisyon, 42 yıldır fiiliyatta ülkenin pazarlamaya çıkardığı pastadan büyük paylar almaya devam ederken, ilginçtir Libya halkının özgürlüklerden yeterli ölçüde yararlanmadığını hiç fark etmedi. Daha önceleri halkın bu denli vazgeçilmez ihtiyaçlarıyla uzaktan yakından hiç ilgilenmedi. Anlaşılıyor ki, amaç insan hakları değil uluslararası polislik, Libya'yı daha rahat kontrol edebilmek."

Rant savaşı başına hep bela oldu

ABD ve Avrupa'nın 1990'dan beri ambargo uyguladığı Libya, sürekli rant çekişmesinin merkezinde yeraldı. 1911'de Trablus Savaşı'yla Osmanlı'dan koparılarak İtalyanları'ın işgal ettiği Libya, bu ülke tarafından uzun yıllar sömürüldü. İkinci Dünya Savaşı sonrası da Fransa ve İngiltere'ye bırakılan ülke ancak 1951'de bağımsızlığına kavuşabildi. Ülkede uygulanan ambargo, Lokerbie faciasını bahane eden Amerika'nın baskısı ile alındı. Yeraltı zenginliklerini sömüren İtalyanlar'a karşı ayaklanan Ömer Muhtar direnişin sembolü olarak tarihe geçti.
Yeni Şafak