İsmail BERK

İsmail BERK

60+ ihtiyari pir olmaya doğru

A+A-

Hayatın ömür basamakları kendi içinde yıl olarak takvim haline geliyor. 10’arlı yıllar bağlamında 60+ yaş grubu en çok analizi hak eden bir tecrübe küpü denilebilir. 60 yaş ile başlayan yaşlılık süreci, diğer ifadeyle ihtiyarlık, aslında ihtiyari/iradeli düşünmenin adı olarak anlamlanırken, bizim algı ve kültürümüzde sanki hayattan çekilme yaşı olarak kabul görüyor.

Emekliliğin en çok yaşandığı bir dönem. Geride bıraktığı yıllar yormuşsa, ağır bir iş kolunda çalışmışsa veya sağlığını riske eden meşakkatli süreçler yaşamışsa, haliyle daha yıpranmış  biyolojik/psikolojik süreçler  hayat yükünü sabırla buluşturuyor. Endişe, merak, hassasiyetler de işin içine girince ayrıca şükür zeminini tahkim etmek gerekiyor.

Akıl, ruh ve beden disiplininin en çok birbiriyle senkronize olması gereken ve birbirini dengelemeye ihtiyacı olduğu yaş grubudur. Aynı zamanda ihtiyari düşünen ve yaşayan, hürmeti hak eden ve nitelikli  saygıyı gösterilmesi  gereken kifayetli ve  yeterlilik sahibi  sosyal imtiyazı olan yaş dönemidir.

60+, “yaşı altmış, işi bitmiş” cehaletinden kaynaklanan yanlış beyan ve halk arasındaki tekerlemeler, toplum psikolojisinde sağlıksız bir konumlandırma ve algılamadır. Bu ifade, yaşlıların şartlarını dikkate alma açısından olumluya yorumlanabilir, ama hürmeti kırmaya sebep olursa vebali büyüktür.

“Ununu elemiş, eleğini asmış” ifadesi daha doğru olabilir bu yaş grubu için. Bunu başaranlara ne mutlu. Dünyalık makam, mevki, iş, sorumluluk, aile, gelir, çevre ve hizmet gibi altyapılarını hırslanmadan minnetsiz bir zemine oturtmuş bu muhterem ve muhtereme büyüklere  ‘ihtiyar insanlar’ yerine  “İhtiyari insanlar” tarifi daha çok yakışıyor. Yani dünya, mal, makam, his ve heves için olayların parçası olmayan, tartışmalı ortamlardan ve ayırıcı hallerden uzaktırlar. Kavga ve gürültüden azade, taraftar pozisyonuna düşeceği her türlü duruş ve tavırlara mesafelidirler. Sadece hak, hakikat, şefkat ve teşvik zemininde nefsinin beklentilerine servis istemeyen birer pir misalidirler. “İhtiyari pir” tabiri ne kadar uyduysa böyle tanımlamak geçti içimden.

İhtiyari pir, bagajını boşaltan beyefendidir. Beyliği geçmiş, beyefendi olmuştur. Ağalığı ve otoriteyi geçmiş ağabey olmuştur. Kendi adına bir iddiası bulunmamaktadır. Hakem, gözeten, müspet kavşaktan teşvik caddesine geçen, şefkat sokağından huzur apartmanına çıkan ve nur dairesinde keyifle ve tebessümle sohbet eden, rahlesine oturmuş şevk verici hatıralar anlatan ve başkaca bir şeyi hatırlamayacak kadar zihni rafine tutmuş pirdir bu zatlar.

Pir, birdir hep. Bire aittir, birlik ister, tevhidi düşünür.

60+ yaş grubundaki nur talebesi ağabeylerime de buradan bir arz ve teşekkürde bulunmak istiyorum. İhtiyari meclisinizi her daim ziyaret etmek ve dinlemek isterim. İhtiyarlar Risalesi’nin bütün duvarlara vecizeler şeklinde nakşedildiği, bütün mekanın sadelik ve ihtiyari tercihle donatıldığı bir mekanda 26. Lema’yı hep dinlemek isterim.

İhtiyarlar Risalesi üzerinden bütün risaleyi okuma tarzınızı, o nurani dairedeki tebessümlerinizi, tenezzüh veren gezilerinizi, seyirlik ömür gibi yukarıdan temaşa eden o şefkatli ziyaretlerinizi ve belli periyotlarla yaptığınız İhtiyarlar Risalesi şerh ve izahları o kadar beni mest etti ki, şimdiden 60+ Rabbim ömür verirse hayırlısıyla bir hazırlık sınıfı öğrencisi olabilirim.

60+ yaş grubu daha rikkatli bir devredir. Dakik ve alınganlığın hassasiyeti ile hisli dünyasının iç hüznünü hafif bir hazinleştiren dudak kapanıklığı ile tebessüme meyleden fizyolojisini çok güzel yansıtır. Saygı beklediği ve buna şartlandığı yakın çevre ile özellikle evlatları, eşi ve diğer birinci derece yakınlarının böylesi bereket çınarlarına çok daha azami dikkat etmesini gönül bekler ahaliden.

40’ların tecrübeyi yoğuran heyecan ve teşebbüsü ile mücadele ve muvaffakiyet dinamiği fırtınalı denizden sakin ve dinmiş bir ruha emanettir artık. 50’lerin geçmişi toparlama, son tepeye burç dikme coşku ve hırslı ümidi de artık kendi gerçeğiyle yüzleşmiştir, daha sakin bir limana demir atma zamanıdır.

Bu yaş grubu, birbiriyle/akranlarıyla ve onların dilinden anlayan, anladığını gözleriyle yansıtan ve suskun halin saygı dolu ilgisiyle alakadar olan, vefa gösteren ve hatır soran ister kalbi ve hissi bağları. Çevreyi artık böyle bir adeseden okur.

Her ne kadar “vefa semaya çıkmış, cihanda namı gezer” dese de şair, hatta daha ileri gidip “sıdkı sıyrılmış” çağa sitemle şiirin devamında “Bir ehlini buldunsa söyle kurbanım.” Kaydını düşse de muhabbet/şefkat ehli insanlar bu ümitsiz vakalardan olmayalım inşallah.

Bu dönem, aynı zamanda torun işletmeciliğinin yoğun yaşandığı zamanlar. Gençler veya alt kuşak büyüklerine/babalarına/dedelerine daha bir sıcak sokulurlar, akıllıca ceplerine, imkanlarına ve fırsatlarına dahil olurlar. O kadar hassas bir konu ki, karşılıklı rahatlatıcı beraberliğini bir nema/fırsat/imkan/naz/haz veya yaşlıları değerlendirme dönemi olarak ta algılamak gibi modern zamanların getirdiği endüstriyel topluma hastalığı da maalesef zaman zaman kendini gösterir/hissettirir. Böyle bir niyetle yaklaşmamak ve büyüklerin ruh/manevi/kalbi/halis istek ve talepleri ile vasiyetine/emanetine sadık kalmak, hüve hüvesine kadar sabit kadem gereğini yapmak sonraki kuşağın önceki kuşağa bir hak/hukuk borcudur. Aynı zaman da zorunlu ahlaki bir vecibedir.

Mirasını, maddi ve manevi varlığını en çok istediği alanda ve onun zevki ruhanisine uygun letafette kullanmak, harcamak, hatta karışmamak çok faziletli, vicdani ve ahlaki bir haslettir.

Burada yılların eskimemiş hatıraları içinde gözümün önüne gelen birkaç elim bu tür hadiseden hareketle; Mal mülk paylaşımına nefsini hazırlayan, niyetinde barındıran veya hakkaniyet/adalet içinde emaneti bırakanın beyanına/niyetine uymayan evlatlar ile yakın çevre ve mirasçıların ne kadar büyük bir kayıp içinde kaldıklarını maalesef hayatın demleri/hüzünleri/tokatları içinde mukabiliyle gördük.

60+ yaş grubuna kendimi hazırlık sınıfı öğrencisi olarak kaydetmek istiyorum. İhzariye nevinden aklımızı, kalbimizi, duygularımızı, vicdanımızı ve hepsinin omurgası ruhumuzu yeniden keşfedip, rafine hale getirmenin, kesretten çıkış yolu olarak kesretten vahdete doğru inkişafın, araziden geçip, arızi halleri aşıp arzın bir sakini olarak sükunu bulmaya aday olmak harika bir mecra.

Evet, “Ehli haliz, namzedi istikbaliz.” Buyurun istikbalimize ümitle ve duayla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum