Bediüzzaman’ın Cumhuriyet Anlayışı

Bediüzzaman Said Nursî’nin Cumhuriyet anlayışı, yalnızca bir yönetim biçiminin adının kabul edilmesi şeklinde değerlendirilemez. Onun metinlerinde Cumhuriyet; adalet, meşveret, hürriyet ve kuvvetin kanunla sınırlandırılması gibi temel prensiplerle birlikte ele alınmaktadır.

Bediüzzaman’ın kendi beyanı bu konuda çok açıktır:

“Ben eskiden beri cumhuriyetçiyim. Zira Hulefa-i Raşidin hem halife, hem de cumhurreisi idiler.”¹

Bu ifade, onun Cumhuriyetçiliğinin dışarıdan yapılmış bir yakıştırma olmadığını, bizzat kendi beyanına dayandığını göstermektedir. Ancak bu Cumhuriyetçiliğin mahiyetini anlamak için, Cumhuriyet kavramına yüklediği anlamın incelenmesi gerekir.

1. Cumhuriyetin Esası: Adalet, Meşveret ve Kanun

Bediüzzaman Cumhuriyeti şu şekilde tarif etmektedir:

“Cumhuriyet ki, adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir.”²

Bu tarif, onun Cumhuriyet anlayışının temel çerçevesini ortaya koymaktadır. Adalet, yönetimin temel ölçüsünü; meşveret, istişare ve ortak aklı; kuvvetin kanunda bulunması ise siyasî gücün keyfî biçimde kullanılmamasını ifade etmektedir. Bu anlayış, Bediüzzaman’ın II. Meşrutiyet dönemindeki siyasî düşüncesiyle de ilişkilidir. Divan-ı Harb-i Örfî’de: “Meşrutiyet ve Kanun-u Esasî işittiğiniz mes’ele ise; hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir.”³ demektedir. Dolayısıyla adalet ve meşveret, Bediüzzaman’ın farklı dönemlerdeki siyasî düşüncesini birbirine bağlayan temel kavramlardır.

2. Kuvvetin Kanunda Olması ve İstibdadın Reddi

Bediüzzaman’ın Cumhuriyet anlayışının en belirgin yönlerinden biri, siyasî kuvvetin şahsî iradeye bırakılmamasıdır: “Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa istibdat tevzi olunmuş olur.”⁴

Bu söz, onun yönetim anlayışının merkezindeki düşünceyi açıkça ortaya koymaktadır. Mesele yalnızca kuvvetin kimde bulunduğu değil, kuvvetin hangi sınırlar içerisinde kullanılacağıdır. Kuvvet kanunla sınırlandırılmadığında istibdat ortadan kalkmış olmaz; farklı kişi ve makamlara dağılarak devam eder. Bediüzzaman istibdadı: “İstibdat, zulüm ve tahakkümdür.”⁵ şeklinde tanımlar.

Bu nedenle onun siyasî düşüncesindeki temel karşıtlık, yalnızca farklı rejim isimleri arasında değildir. Asıl karşıtlık istibdat ile adalet, meşveret ve kanuna bağlı yönetim arasındadır.

3. Hürriyet ve Sorumluluk

Bediüzzaman’ın yönetim anlayışında hürriyet de önemli bir yere sahiptir. Ancak onun hürriyet anlayışı sınırsız ve sorumsuz bir serbestlik değildir.

“İnsanlar hür oldular, ama yine abdullahtırlar.”⁶

Bu ifade, siyasî hürriyet ile dinî ve ahlâkî sorumluluğun birlikte düşünüldüğünü göstermektedir. İnsan yönetim karşısında hür olabilir; fakat Allah’a karşı kulluk sorumluluğu devam eder.

Dolayısıyla Bediüzzaman’ın hürriyet anlayışı, insanın hukukunu koruyan fakat onu ahlâkî sorumluluktan koparmayan bir hürriyet anlayışıdır.

4. Meşrutiyet ile Cumhuriyet Arasındaki İlkesel Devamlılık

Bediüzzaman’ın Cumhuriyet anlayışını anlamak için Eski Said dönemindeki meşrutiyet düşüncesinin de dikkate alınması gerekir. Çünkü daha önce meşrutiyet hakkında kullandığı bazı ifadeleri sonraki dönemde Cumhuriyet kavramıyla ilişkilendirmiştir.

Eski Said Dönemi Eserleri’nde yer alan haşiyede: “O zaman ‘Meşrutiyet’, şimdi o kelime yerine ‘Cumhuriyet’ konulmuş.”⁷ denilmektedir.

Aynı metinde: “Cumhuriyet ve demokrat mânâsındaki Meşrutiyet ve Kanun-u Esasî” ifadesi de yer almaktadır.⁸

Bu ifadeler, Meşrutiyet ile Cumhuriyetin bütün tarihî, hukukî ve kurumsal özelliklerinin aynı olduğu anlamına gelmez. Doğrusu; Bediüzzaman’ın adalet, meşveret, hürriyet ve kuvvetin kanunla sınırlandırılması gibi temel siyasî prensipler bakımından bir devamlılık kurduğudur.⁹ Onun için yönetim biçimlerinin isminden ziyade, keyfiliği dışlayan ve kuvveti kanuna teslim eden öz değerlerin hâkim olması esastır.

5. Cumhuriyetin İslâmî Çerçevesi

Bediüzzaman Cumhuriyeti, İslâm’ın yönetimle ilgili temel prensiplerinden bağımsız düşünmemektedir. Cumhuriyet tarifinde kullandığı adalet ve meşveret kavramları bunun açık göstergesidir.

Hulefâ-yı Râşidîn’e yaptığı atıf da bu çerçevede anlaşılmalıdır: “Zira Hulefa-i Raşidin hem halife, hem de cumhurreisi idiler.”¹ Buradan modern Cumhuriyet ile Hulefâ-yı Râşidîn dönemindeki yönetimin bütün hukukî ve kurumsal özelliklerinin aynı olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Bediüzzaman’ın vurgusu, daha çok adalet, meşveret ve yönetimde keyfîliğin önlenmesi gibi temel prensipler üzerindedir.

Sonuç

Bediüzzaman’ın Cumhuriyet anlayışı, rejimin yalnızca adına veya şekline değil, taşıdığı temel prensiplere odaklanmaktadır. Bu anlayışın merkezinde: Adalet, meşveret, hürriyet ve kuvvetin kanunla sınırlandırılması bulunmaktadır.

Bediüzzaman’ın: “Ben eskiden beri cumhuriyetçiyim.” sözü, onun Cumhuriyet karşısındaki şahsî konumunu açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu Cumhuriyetçilik, günümüzdeki herhangi bir parti veya siyasî ideolojiyle özdeşleştirilmemelidir. Bediüzzaman’ın kendi metinlerinde belirleyici olan, yönetimin adaletle yürütülmesi, meşveretin işletilmesi, hürriyetin korunması ve siyasî kuvvetin kanunla sınırlandırılmasıdır.

Bu nedenle Bediüzzaman’ın Cumhuriyet anlayışı en özlü biçimde şöyle ifade edilebilir:

“Cumhuriyet ki, adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir.”

Bediüzzaman’ın Cumhuriyet anlayışının özü, şekilden ziyade muhtevaya; isimden ziyade ilkeye; şahsî kuvvetten ziyade kanuna; istibdattan ziyade adalet ve meşverete dayanmaktadır.

Dipnotlar

  1. Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı, Eskişehir Mahkemesi Müdafaası.
  2. Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri, “Hakikat”.
  3. Bediüzzaman Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfî, s. 21.
  4. Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri, “Hakikat”.
  5. Bediüzzaman Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfî, s. 55.
  6. Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri, “Mebusan’a Hitap”.
  7. Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri, “Mebusan’a Hitap”, ilgili haşiye.
  8. Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri, “Mebusan’a Hitap”.
  9. İlyas Üzüm, “Bediüzzaman’ın ‘Cumhuriyet Tanımı’nın İslâmî Temelleri”, Köprü Dergisi, Sayı 164.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.