Kanayan Karanfiller

“Gardaş Kömeği hatırına İlham Aliyev’in yüce katına”

Sayın Azerbaycan Cumhurbaşkanına maruzatımdır.

1990 yılında o zamanki Ermenilerin kışkırtmaları ve Karabağ’ı ilhak etmelerine karşı çıkıp vatanlarını savunmak için Azerbaycan halkı direnişe geçmişti. Fakat Ermenilere destek için 20 Ocak 1990 tarihinde Sovyetler Ordusu, Bakü’ye girmiş ve yüzlerce sivil kardeşimizi katletmişti. Bu katliam üzerine yüreklerimiz yanmış ve ben aşağıdaki şiiri kaleme almıştım. O günkü ulusal bir edebiyat dergisinde yayınlanan bu şiirimi, 2001 yılında bastırdığım “Bekleyiş” isimli şiir kitabıma da aldırmıştım. Sayfa 59’da yer alan şiirim şu şekildeydi.

KANAYAN KARANFİLLER

Can Azerbaycan’da şehitler yatar
Şehadetin şerbetine kanarlar
Şehitler bağında güneşler batar
Bağrındaki karanfiller kanarlar

Hazer’i mâtemin sisleri sarmış
Coşkun dalgaları sükûta varmış
O bahadır gardaşlarım ağlarmış
Hürriyetin hasretiyle yanarlar

Aziz vatan istiklâl bulsun diye
Canlarını eylemişler hediye
Umutları sınırlardan öteye
Kuşlar gibi uçup uçup konarlar

Doğacaktır kurtuluşun güneşi
İlkbahar kovalar tükenen kışı
Gönüllerde alevlenen ateşi
O zâlimler sönüp bitmiş sanarlar

Ey Seferî! Yürür başın eğerek
Ağlamayan kalpten sana ne gerek?
Gara günün dostu imiş diyerek
Günü gelir feryadını anarlar.

Adıyaman-1990.

***

Aradan geçen 35 yıllık süreçte Azerbaycan Cumhuriyetinin İstiklâlini kazanmış olması, daha kudretli ve kalkınmış hale gelmesi, göğsümüzü kabartmış, Şehitler Hıyabânında medfun gardaşlarımızın acısını bir nebze dindirmişti. O şehitlerin makberlerini ziyaret etmeyi hep arzu etmiştim. Fakat hayatın hayhuyu içinde bir türlü nasip olmadı. Gelemesem de ruhum o aziz topraklarda dolaşıyor. Ama ne acı ki artık gelmek istesem de gelmeye gönlüm varmıyor.

Nereden ve kimden kaynaklandığını yorumlamak istemediğim tesettür yasağı üzerine inanın ki Sovyet işgaline uğramış gibiyim. Bir gavur süngüsü beni bu kadar yaralayamaz ve bana bu kadar acı veremezdi. Başörtüsü, ne İran ne Turan kaynaklı bir meseledir. Tamamen Allah’ın emrinden dolayı yapılan bir farizadır. “Mü’minler kardeştir. O halde aralarını düzeltin” âyetinin gereği ve “Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir” mealindeki hadis-i şerife istinaden ben böyle bir konuda mütesettir bacılarımın acısını paylaşmak istedim. İçişleri-Dışişleri polemiğine konu edilmesini istemediğim bu hissiyatımın yansıması olarak bu şiiri şimdi de içimizi yakan ciğersûz vaka üzerine üzülerek aşağıdaki gibi revize ediyorum. 1990’larda şehit edilen gardaşlarımın kanlarını karanfile benzetmiştim. Kaderin cilvesi, bugün yürekleri kan ağlayan bacılarımızın-kızlarımızın gözyaşlarını da karanfile benzetmek zorunda kaldım. Hasbunallahu ve ni’me-l Vekil.

KANAYAN KARANFİLLER

Can Azerbaycan’da şehitler yatar
Yürekleri tutuşmuş da kanarlar
Şüheda yurdunda tesettür yasak
Sanki gavur işgali var sanarlar.

Hazer’i matemin sisleri sarmış
Coşkun dalgaları sükûta varmış
O masum bacılarım ağlarmış
Okumanın hasretiyle yanarlar

Allah’ın emrine uydular diye
İlim yuvasından ayırmak niye
Umutları okullardan öteye
Kuşlar gibi uçup uçup konarlar

Doğacaktır hidayetin güneşi
İlkbahar kovalar tükenen kışı
Gönüllerde alevlenen ateşi
O gafiller sönüp bitmiş sanarlar

Ey Seferî yürü başın eğerek
Acımayan kalpten sana ne gerek?
Kara günün dostu imiş diyerek
Günü gelir feryâdını anarlar

Ankara-2026

* Bu günkü Ermeniler ve Sovyetler o günkü gibi değiller.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.