Yusuf İslam: İran'ın ölüm fetvasını asla desteklemedim

Yusuf İslam: İran'ın ölüm fetvasını asla desteklemedim

“Keskin dişli gazetecilerle başa çıkmak için hazır veya donanımlı değildim. Fetvayı asla desteklemedim ama bunu yaşamak zorunda kaldım”

A+A-

Eskiden Cat Stevens olarak bilinen İngiliz şarkıcı ve besteci Yusuf İslam ‘Tea For The Tillerman’ albümünü çıkardığında henüz 21 yaşındaydı.

Sanatçı aradan geçen 50 yılın ardından geçtiğimiz günlerde, 72 yaşında bu albümünü tekrar kaydetti. 60’lar ve 70’lerde albümleri 60 milyondan fazla satan, Father and Son, The First Cut is the Deepest, Moonshadow ve Wild World gibi şarkılarıyla dünya çapında hala büyük bir üne sahip olan sanatçının bütün yaşamı 1976’da Kaliforniya kıyılarında kendisini ölümün eşiğine getiren bir boğulma tehlikesi yaşadıktan sonra değişti.

Kur’an-ı Kerim’le ruhani yolculuğu başladı

Röportajlarında o dönemi arayış yılları olarak niteleyen Yusuf İslam, bu olaydan sonra kardeşinin kendisine hediye ettiği Kur’an-ı Kerim’le ruhani yolculuğunun başladığını söyleyerek, 1977’de Müslüman olduğunu açıkladı. İki yıl sonra Yusuf İslam adını aldığını açıklayan sanatçı, sonraki 20 yıl boyunca ise ‘inancı gereği’ gitarını eline almadı, kendisini inancını yaşamaya ve yardım çalışmalarına adadı.

90’ların sonunda çocuk CD’si ‘A Is For Allah’, 2006’da An Other Cup albümüyle müziğe yeniden dönen sanatçının bu albümü her ne kadar yıllar içinde Müslüman olmasından büyük mutluluk duyan Doğulu hayranlarından büyük ilgi görse de, bütün dünyada ünlendiği topraklarda, Batı’da geçmişte gördüğü ilgiyi göremedi.

BATILILAR DÜŞMANCA DAVRANDI, ÖTEKİLER ‘TÜRK OLDU’ DEDİ 

Yusuf İslam, bugünlerde 1970’lerde çıkardığı ‘Tea For The Tillerman’ albümünü yeniden kaydetmesiyle ve albümde bu kez Yusuf/Cat Stevens olarak kullanmasıyla gündemde. Pazar günü BBC Radyosu’nda Lauren Laverne’in sunduğu Desert Island Discs programına konuk olan sanatçı, burada İslam’ı seçtikten sonra müziği bırakma kararının ‘acısını’ ve bir inancın temsilcisi olarak ‘kullanılmanın’ zorluklarını anlattı. Yolculuğunun ilk yıllarını “Zor bir dönemdi. Hayranlarıma karşı bir sorumluluk hissettim fakat ikiyüzlü olurdum. Gerçeği bulmaya ihtiyacım vardı. Bu yüzden şarkı söylemeyi bıraktım ve inandığım şeye göre yaşamaya başladım” sözleriyle özetleyen Yusuf İslam, başlangıçta iki büyük kültür arasında köprü görevi görmek istediğini fakat ardından her iki taraftan kendisine yönelen önyargıların buna engel olduğunu söyledi.

Her iki tarafta karşılaştığı önyargıları “Batılı dinleyicilerim düşmanca davrandılar, diğer taraftakiler ‘o biraz hain’ dediler, ‘O da Türk oldu’ dediler. Bu yüzden sık sık bir sözcü olarak kullanılıyordum ve bazı durumlar için yararlı oldum” sözleriyle anlatan Yusuf İslam’ın bu sözleri dikkat çekiciydi.

Müziği bıraktığı süreçte hayranlarının kendisinden sürekli müziğe geri dönmesini istediğini aktaran Yusuf İslam, 20 yıl sonra gitarını yeniden eline aldığı yaşadığı sevinci ise “Sihirli bir andı” sözleriyle dile getirdi. Albümü yeniden kaydetmekten büyük mutluluk duyduğunu belirten Yusuf İslam, programın sonunda müziğin hayatındaki önemini ise şu sözlerle vurguladı:

‘Müzik hala mistik bir şey. Duygumuza, ruhumuza, bazen de aklımıza nüfuz eden bir şey. Vücudumuz ona doğru hareket eder. Ben nereye gittiğimi bilmiyorum ama müzik oraya gitmeme yardımcı oluyor.”

Yusuf İslam’ın radyoda yaptığı bu samimi konuşmalar, Müslüman olduktan sonra Batı’da karşılaştığı düşmanca tavırların ya da İslam’ı seçtiği için Doğu’da ‘el üstünde tutulmanın’ sanatçı kişiliğiyle arasında büyük uçurumlar oluşturmadığını, 72 yaşında dahi elinde gitarı, sadece şarkılarını söylemek isteyen biri olmaktan vazgeçmediğini gösteriyor. 

KESKİN DİŞLİ GAZETECİLERLE BAŞA ÇIKMAYA HAZIR DEĞİLDİM 

Programda, Müslüman olduktan sonra karşılaştığı ön yargılı olaylara da değinen Yusuf İslam, bunlar arasında kendisini en çok üzenin 1989’da ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının yazarı Salman Rushdie’yi saklanmaya zorlayan İran’ın ölüm fetvasının bir destekçisi olarak gösterilmesi olduğunu söyledi.

O yılları “Kesinlikle keskin dişli gazetecilerle başa çıkmak için hazır veya donanımlı değildim” sözleriyle tanımlayan Yusuf İslam, “Belirli sorularla zekice çerçevelenmiştim. Fetvayı asla desteklemedim ama bunu yaşamak zorunda kaldım” diyerek, olayın basının kendisine önyargısından kaynaklandığını ileri sürdü.

Yusuf İslam’ın 21 Şubat 1989’da Londra’daki bir üniversitede öğrencilere İslam’a dönüşü hakkında yaptığı konuşma basına yansımış, haberde öğrencilerin Salman Rushdie hakkında verilen fetva hakkındaki sorularına “O öldürülmeli. Kur'an bunu açıkça gösteriyor - eğer biri peygambere hakaret ederse ölmeli” cevabını verdiği iddia edilmişti.

Karar

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.