Yahudi çocuğa Müslüman ol çağrısı

Yahudi çocuğa Müslüman ol çağrısı

Yahudi bir çocuk Peygamber’e hizmet ederdi. Derken bir gün hastalandı. Peygamber (s.a) ziyaretine gitti, başucuna oturdu ve “Müslüman ol!” diyerek onu İslâm’a davet etti.

Prof. Dr. Zekeriya Gürel'in Hadis Günlüğü'nden...
GAYR-İ MÜSLİM HASTAYI ZİYARET

Enes (r.a) anlatıyor:

Yahudi bir çocuk Peygamber’e hizmet ederdi. Derken bir gün hastalandı. Peygamber (s.a) ziyaretine gitti, başucuna oturdu ve “Müslüman ol!” diyerek onu İslâm’a davet etti. Çocuk hemen yanındaki babasına baktı. Babası, “Ebu’l-Kâsım’a itaat et (yavrum)!” dedi. Çocuk, derhal müslüman oldu. Nihayet Peygamber (s.a),

“Onu ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun!” diyerek oradan ayrıldı[1].

AÇIKLAMA

Hadis-i şerifte bahse konu olan erkek çocuğun (gulâm), iman, küfür ve şirk gibi mücerret kavramları algılama olgunluğuna erişmiş mümeyyiz ve bıyığı henüz terlemiş (belki de bülûğa ermiş) bir delikanlı[2] olduğu anlaşılır. Rasûl-i Ekrem’in beşerî-ahlâkî münasebetlerine hayran olup onun câzibe alanına girdiği anlaşılan çocuğun isminin Abdülkuddûs olduğu ifade edilir.

Yemenli âlim Şevkânî (v. 1250/1834)), hadis üzerine şu açıklamayı yapar:

“Hastanın müslüman olması gibi dini bir maslahat gözetilerek zimmileri (gayr-i müslim vatandaşlar) ziyaret etmek câizdir. Münzirî, İslâm’a davet için müşrik kimsenin ziyaret edilebileceğini İslâm’a rağbet ve arzusu olmayan, icabeti de umulmayan kimseyi ziyaretin uygun olmayacağını ifade eder. İbn Battâl da bu kanaattedir. İbn Hacer (Askalânî) ise, bunun niyet ve maksatlara göre değişiklik arz eden bir durum olduğunu, bazen ziyaretle başka bir fayda ve maslahatın ortaya çıkabileceği görüşündedir[3].

Hadis-i şeriften, müşrik bir kimsenin istihdamı; iş ve hizmet sâhası açarak onu çalıştırmanın cevâzı ve imkanı, hastalandığında onun ziyaret edilmesi, ahde vefa gösterilmesi gibi hükümler çıkarılır[4].

Ayrıca hadis, yahudi ailenin küçük bir ferdini ziyaret ederek onun başucuna oturan ve onunla sohbet eden Rasûl-i Ekrem’in nezâket ve tevazu ahlâkını, hastalık ve ölüm gibi hüzünlü vasat ve olağanüstü hallerde sıcak beşerî münasebetlerin İslâm’ın tebliğ ve telkini için değerlendirilmesi gereken birer fırsat olduğunu öğretir.

Hadis, son ve evrensel İslâm dininden başka bir kurtuluş yolunun olmadığını açıklaması bakımından da dikkat çeker.

****

[1] Buhârî, Cenâiz, 79; Ebû Dâvud, Cenâiz, 5; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 175.

[2] Hadis metninde geçen ğulâm kelimesinin, bülûğa ermiş delikanlı mânasında da kullanıldığına dair bkz. Seâlibî, Fıkhu’l-lüğa, s. 82.

[3] Şevkânî, Neylü’l-evtâr, VIII, 228.

[4] İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, III, 262-263.

HABER7