Ey Nûrların Nûru Yâ Nûr! Ölüm dalgalarının karanlığını iman nuruyla aydınlat
29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar
Bismillahirrahmannirrahim
Ey hayatı veren ve hayatın hakikatini devam ettiren Yâ Muhyî!
Bize ölümün yokluk olmadığını, Senin kudretin altında bir âlemden başka bir âleme geçiş olduğunu idrak ettir.
Ey ölüleri diriltip yeniden kaldıracak olan Yâ Bâis, Yâ Muîd!
Ölüm dalgalarının bizi düşüşe değil, Senin vaad ettiğin ebedî hayata doğru bir yükselişe taşıdığını kalplerimize yerleştir.
Ey kullarını saadete sevk eden Yâ Hâdî!
Dünya yolculuğumuzun yönünü şaşırtma. Önümüzdeki yolu karanlık bir yokluk olarak değil, rahmetine ve rızana doğru yükselen bir yol olarak göster.
Ey sonsuz rahmet sahibi Yâ Rahmân, Yâ Rahîm!
Ölümün ayrılık yüzünü gördüğümüzde rahmetini hatırlat; faniliğin acısını gördüğümüzde bekānın saadetini göster.
Ey ebedî saadetin sahibi Yâ Kerîm!
Bizi dünya hayatının geçici lezzetlerine mahkûm etme. Kalplerimizdeki ebediyet arzusunu Senin rızana yönelt.
Ey her şeyi hikmetle idare eden Yâ Hakîm!
Hayatımızın her safhasını bir hizmet, her imtihanı bir terbiye, her ölümü bir intikal ve her intikali Senin rahmetine açılan bir kapı olarak okuyabilmeyi nasip eyle.
Ey Nûrların Nûru Yâ Nûr!
Ölüm dalgalarının karanlığını iman nuruyla aydınlat. Bize zahirde düşüş gibi görünen hareketlerin hakikatte Sana doğru bir yükseliş olabileceğini göster.
Ve kalbimizden şu niyazı yükselt: “Yâ Rabbi! Bizi ölüm dalgaları içinde şaşkın ve korkmuş yolcular eyleme. İştiyakla Sana yönelen, saadetlerine doğru yükselen, dünyadaki hizmetini tamamlayıp Senin rahmetine kavuşmaya hazırlanan kullarından eyle.” Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
Arapça Metin
وَأَمَّا سُرْعَةُ ذَوِي الْحَيَاةِ فِي أَمْوَاجِ الْمَوْتِ، فَلَيْسَتْ سُقُوطًا وَمُصِيبَةً، بَلْ هِيَ صُعُودٌ بِاشْتِيَاقٍ وَتَسَارُعٌ إِلَى سَعَادَاتِهِمْ.
Türkçe Meali
“Hayat sahiplerinin ölüm dalgaları içindeki süratli hareketlerine gelince; bu, bir düşüş ve musibet değildir. Bilakis onların saadetlerine doğru bir iştiyakla yükselişleri ve süratle ilerleyişleridir.”
Bu cümle, bir önceki cümlenin çok güçlü bir devamıdır. Önce:
مِنْ دَارِ الْفَنَاءِ إِلَى دَارِ الْبَقَاءِ “Fenâ yurdundan bekā yurduna geçiş”
denilmişti. Şimdi ise bu geçişin nasıl anlaşılması gerektiği açıklanıyor.
Ölüm, düşüş değil yükseliştir.
Ölüm, musibet değil, saadete doğru süratli bir ilerleyiştir.
Bu cümlede üç kelime özellikle önemlidir:
سُقُوطًا — sukūṭan “Düşüş, aşağı düşme.”
صُعُودٌ — suûd “Yükselme.”
تَسَارُعٌ — tesāru‘ “Süratlenme, hızla ilerleme.”
Metin, insanın ölüm karşısındaki bütün algısını tersine çeviriyor.
Dalâlet nazarında;
Hayat, ölüm, düşüş, kayıp
İman nazarında;
Hayat, ölüm, yükseliş, saadet.
Bu, metnin temel mantığı,İnsan ölümle aşağı düşmüyor. Bilakis
dünya, berzah, haşir, ebediyet
istikametinde yükseliyor.
Buradaki “yükseliş” elbette fiziksel bir yükselme değil; mertebe ve âlem değişimi anlamındadır.
بِاشْتِيَاقٍ “İştiyakla, büyük bir özlem ve arzu ile.”Burada ölüm sadece bir zorunlu geçiş olarak değil, saadete yönelen bir hareket olarak tasvir edilmektedir.
Bu, insanın yaratılışındaki ebediyet arzusuyla da ilişkilidir.
İnsan, sonsuzluğu ister,
sevdiklerinin yok olmasını istemez, güzelliğin devamını ister, mutluluğun sona ermesini istemez, adaletin
tamamlanmasını ister.
Bu yönüyle insanın ebediyet arzusu, dünya hayatının sınırlılığıyla tam olarak açıklanamaz. Kur'ân'ın şu ifadesi bu perspektifi destekler.
وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ “ Âhiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
(A'lâ, 87/17)
Bu cümlenin ana fikrini en güzel ifade eden ayetlerden biri:
وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar Rableri katında diridirler ve rızıklandırılmaktadırlar.”
(Âl-i İmrân, 3/169)
Bu pasaj, Risale-i Nur'daki ölüm anlayışının temel eksenlerinden biriyle doğrudan örtüşür.Onuncu Söz, haşir ve âhiret hakikatini ispat ederken dünyanın geçici oluşunu, insanın vazifesini ve ölümden sonraki hayatı birlikte ele alır. Ayrıca Yirmi Üçüncü Söz'de insanın dünya hayatındaki konumu şu kısa ifadeyle özetlenir. “İnsan bu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş.” Bu bakış açısından ölüm; memurun görev yerinden ayrılmasıdır. Bir önceki cümledeki:
مَكَانِ الْخِدْمَةِ “hizmet yeri” ifadesi de tam burada anlam kazanıyor.
İnsan dünyada hizmet eder; ölümle hizmet safhası sona erer ve sonuçların görüleceği başka bir âleme geçer.
Cümlenin gayesi ölümün korkutucu görüntüsünü silmek değil, ölümün arkasındaki gayeyi göstermektir. İnsan ölümden korktuğu zaman çoğu zaman şunu düşünür. “Her şey bitecek.” İman ise soruyu değiştirir. “Her şey bitecek mi, yoksa başka bir âleme mi geçilecek?” Bu soru değişikliği, bütün psikolojiyi değiştirir. Çünkü son ile geçiş aynı şey değildir.
Hazırlayan: Nuran Şahin

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.