Yâ Muhyî! Kabirleri, haşrin bekleme menzilleri olarak okumayı nasip eyle

Yâ Muhyî! Kabirleri, haşrin bekleme menzilleri olarak okumayı nasip eyle

29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar

Bismillahirrahmannirrahim

Ey geçmişin karanlıklarını iman nuruyla gideren Yâ Nûr! Ey ölüleri hayat-ı ebediyeye çıkaracak Yâ Muhyî! Ey kullarını rahmetinde cem eden Yâ Câmi‘! Ey fânîlerin ardından Bâkî olan Yâ Bâkî! Ey her ayrılığın ardındaki hikmeti bilen Yâ Hakîm! Ey kullarına ünsiyet ve selâmet veren Yâ Selâm!

Allah'ım! Gözlerimizin geçmişte gördüğü mezarlığı, kalplerimizin imanla okuyacağı nurlu bir meclise dönüştür. Bizden önce göçenleri yokluk karanlığında değil, Senin rahmetinin genişliğinde müşahede etmeyi nasip eyle. Sevdiklerimizin ardından kalan boşluğu rahmetinle doldur. Onların hatıralarını bizim için yalnızca hüzün kaynağı değil, dua, vefa, ibret ve ebediyet şuuruna vesile eyle.

Yâ Bâkî! Geçmiş zamanın yapraklarını birer birer çevirirken, fânî olanın arkasında Senin bekânı görmeyi öğret.

Yâ Muhyî! Kabirleri yokluğun son noktaları olarak değil, haşrin bekleme menzilleri olarak okumayı; ölümü nihayet değil, Sana doğru bir intikal olarak anlayabilmeyi nasip eyle.

Yâ Câmi‘! Dünyada ayrılmış olan iman ehli kullarını rahmetinin meclislerinde bir araya getir. Bizleri de o nurlu meclislere lâyık olacak bir iman, salih amel ve güzel ahlâkla yaşat.

Yâ Hakîm! Geçmişte anlayamadığımız hadiselerin hikmetlerini âhirette göstereceğin hakikatlere bağla. Geçmişin acılarını bizi Sana yaklaştıran birer basamak eyle.

Yâ Nûr! İman nimetinin nurunu kalplerimizde öyle kuvvetlendir ki, geçmişe baktığımızda yalnızca mezarları değil; Senin rahmetini, kudretini, hikmetini ve ebedî hayatın işaretlerini okuyabilelim. Âmin.

رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.

"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.

DİPNOT:

وَبِنِعْمَةِ الْإِيمَانِ تَزُولُ تِلْكَ الظُّلْمَةُ وَيَنْكَشِفُ الْمَزَارُ الْأَكْبَرُ عَنْ مَجْلِسٍ مُنَوَّرٍ.

“İman nimetiyle o karanlık ortadan kalkar ve büyük mezarlık, nurlanmış bir meclis olarak açığa çıkar.”

Burada çok önemli bir dönüşüm vardır:

مَزَارٌ أَكْبَرُ → مَجْلِسٌ مُنَوَّرٌ

Yani: Büyük mezarlık → Nurlanmış meclis. Bu, iman nazarının geçmişe bakışını tamamen değiştirmesidir.

Cümlenin Anahtar Kelimeleri

وَبِنِعْمَةِ الْإِيمَانِ “İman nimetiyle”

Burada iman özellikle نِعْمَة (nimet) olarak isimlendirilmiştir.

Çünkü iman, sadece bilgi değildir, sadece kanaat değildir,

sadece bir hükmü kabul etmek değildir. İman, insanın bütün varlık tasavvurunu değiştiren ilâhî bir nimettir.

Bu cümledeki nur kavramı doğrudan Kur'ân'ın iman-nur ilişkisiyle bağlantılıdır. Bakara 257

اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى

النُّورِ

“Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan nura çıkarır.” Buradaki:

يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ

ifadesi ile bizim cümlemizdeki:

تَزُولُ تِلْكَ الظُّلْمَةُ arasında çok güçlü bir anlam ilişkisi vardır.

وَيَجْعَلْ لَكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِ

“Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin.” Hadîd 28

Bu açıdan iman, sadece geçmişi aydınlatan bir ışık değil, insanın bütün hayat yolculuğunda yürümesini sağlayan nurdur.

Bu cümle özellikle Yirmi Üçüncü Söz'ün iman-küfür mukayesesi ile çok yakından ilişkilidir.

Risale-i Nur'daki temel düşünce şudur: İman, insanın kâinatı ve hayatı okuma biçimini değiştirir.

Aynı olay: küfür nazarında başka, iman nazarında başka

görünür. Buradaki geçmiş örneğinde: İmansız nazar

Ölenler → yok oldu.

İman nazarı

Ölenler → ebedî âleme göç etti.

Bu sebeple geçmiş “büyük mezarlık” olmaktan çıkıp “nurlanmış meclis”haline geliyor.

Bu cümlenin hikmeti: İnsanın ölüm algısını dönüştürmesidir.

İman ölümün gerçekliğini inkâr etmez. Tam tersine ölümü kabul eder fakat ölümün anlamını değiştirir. İmansızlık:

ölüm = yokluk

İman:

ölüm = intikal

İmansızlık:

mezarlık = ayrılık

İman:

mezarlık = ebedî hayat yolcularının menzili. İşte:

مَزَار → مَجْلِس değişiminin hikmeti budur. Burada tefekkürün çok önemli bir prensibi ortaya çıkıyor.Hakikat, sadece gözün gördüğüyle değil, imanın verdiği anlamla okunur.

Hazırlayan: Nuran Şahin

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.