Suriyeli sığınmacıların 'soğukla' mücadelesi
Suriye'deki iç savaş ve açlık nedeniyle Erbil'deki kamplara yerleştirilen sığınmacıların, hayatı her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Kışın gelmesiyle etkili olan yağmurda su altında kalan çadırlarda yaşam mücadelesi veren Suriyeli sığınmacılar, hastalıklarla boğuşuyor.
Ağustos ayında Suriye'de etkisini arttıran savaş ve açlık korkusu nedeniyle binlerce insan evlerini terk ederek Erbil'e 10 kilometre uzaklıktaki Kevırgosık kampına yerleştirildi. Yazın sıcak günlerini çadırlarda geçiren aileler, şimdi de zorlu kış şartlarıyla baş etmeye çalışıyor.
Suriyeli sığınmacılar, her geçen gün şiddetini arttıran soğuk ve yağmurdan dolayı hastalık başta olmak üzere birçok sorunla boğuşuyor. Yağmur yağdığı sırada sular altında kalan çadırlarda çocuklarıyla hayatta tutmaya çalışan annelerin çaresizliği görenlerin yüreğini burkuyor. Sığınmacı aileler, kendilerine dağıtılan gaz sobalarıyla dondurucu soğukları atlatmaya çalışıyor. Yeterli beslenememekten zayıf düşen, solgun yüzlü, yalın ayak çocuklar ise olup bitenlere aldırmadan yollarda oyun oynuyor.
Edinilen bilgilere göre özellikle küçük çocuklar, soğuk algınlığı, grip, nezle ve zattüre bili hastalıkla çok çabuk yenik düşüyorlar. Kampta, Sınır Tanımayan Doktorların görev yaptığı konteyner hastanelere gidenlerin yüzde 80'nini çocuklar oluşturuyor. Konteyner hastanelerde sığınmacılar kontrol edilerek ilaç veriliyor ancak tedavi yöntemlerine tepki gösteriliyor. Bazı anneler daha birkaç aylık bebeklere hap verilmesine isyan ediyorlar.
''Suriye'de öldürülseydim daha iyiydi''
Bir çadırda tek başına yaşayan 70 yaşındaki Azize İbrahim, daha önce böbreklerindeki rahatsızlıktan dolayı ameliyat geçirdiğini belirterek, "bizlere iyi bakmıyorlar. Rahatsızlıklarımıza yenileri ekleniyor" dedi.
IKBY hükümetinin kendilerine yiyecek, giyecek konusunda yardım ettiğini belirten Azize İbrahim, geceleri şiddetli soğuktan korunmanın güç olduğunu kaydetti.
Kışın başlamasıyla kendilerine gaz sobasının dağıtıldığını, ancak soğuklara karşı yetersiz kaldığını ifade eden İbrahim, sözlerini şöyle sürdürdü.
''Hükümet yetkilileri ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Soba dağıtıldı ancak yeterli gaz verilmiyor. İlaçlarımı bulamıyorum. Böbreklerimdeki ağrılar için burada ve Erbil'de doktora gittim ama fayda etmedi. Benim kaldığım çadır çeşme ve tuvalete çok uzak. Yağmur yağdığı zaman oluşan çamurda zorlukla yürüyerek ulaşabiliyorum. Ulaşana kadar düşüp ayağımın kırılmasından korkuyorum. Çok zorluk çekiyoruz. Yağmur yağınca çadırlarımızı su basıyor. Küçük bebekler özellikle soğuklardan dolayı çok zorluk çekiyor. Böyle olduğunu bilseydim gelmezdim. Suriye'de öldürülseydim daha iyiydi.''
AA muhabirinin 'evinize dönmek istiyor musunuz?' sorusuna Azize İbrahim gözyaşı dökerek, ''Artık savaş bitisin evimize dönelim. Evimizde yaşamak ya da ölmek her şeyden güzeldir. Zor günler geçiriyoruz. Allah yardımcımız olsun" sözleriyle cevap verdi.
''Beşar Esed düşmeden dönemeyiz''
Kampta doğan kızına ''Hewler''(Erbil) ismini veren anne Sosen Ahmet (50), bebeğiyle çadırda çok zor günler geçirdiğini, doğduğu günden beri hastalıkla mücadele ettiğini söyledi.
Bebeğinin yaz günlerinde sıcaktan, kışın gelmesiyle soğuktan dolayı sürekli hastalık geçirdiğini dile getiren Ahmet, şöyle devam etti:
''Çocuğumun burada doğması birçok zorluğu beraberinde getirdi. Aslında bize çok yardım ediyorlar. Allah razı olsun. Ama çadırların içerisinde soğuk hava ve hastalıklarla savaşıyoruz. Bebeğimi kamptaki hastaneye götürdüm. Hap verdiler. Ben de bebeğe hapları içirmedim. Geçen gün kampta bir bebek hayatını kaybetti. Kızıma ilaç vermekten korkuyorum ne yapacağımı bilemiyorum. Beşar Esed düşmeden dönemeyiz. Ne yapacağımız ve nasıl yaşayacağımız konusunda şaşkınız''
AA
