Sur'daki çocukları görünce Bediüzzaman gibi 'eyvah' dedim

Sur'daki çocukları görünce Bediüzzaman gibi 'eyvah' dedim

Hani Bediüzzaman hapishane penceresinden okul bahçesindeki çocukları anlatır ve ağlar. Bende o an...

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

MAZLUMDER eski Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Sur'daki çocukları görünce Bediüzzaman gibi "eyvah" dediğini söyledi.

Diyarbakır'ın Sur ilçesini gezme imkanı bulduğunu belirten Gergerlioğlu, felaketle karşılaştığını söyledi. Yeni Asya'dan Gökhan Yılmaz ve Ekrem Özden'e konuşan Gergerlioğlu, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin çözüm önerisine dikkat çekti ve ilgili soruları şöyle cevapladı:

SUR'DAKİ ÇOCUKLARI GÖRÜNCE BEDİÜZZAMAN GİBİ HİSSETTİM

Nasıl bir felaket?

Ben 3 ay önce sokağa çıkma yasağı sonrası Sur içinde şu an en şiddetli çatışmaların yaşandığı bu sokaklarda dolaştım bir gün boyunca.7-8 yaşındaki çocuklar, onlar o çatışmaların içinde delik deşik olmuş duvarların arasında, sokağa çıkma yasaklarının arasında büyüyor. Sur'daki çocuklar üzerinde yapılan çalışmalarda yüzde 90'nında davranış bozukluğu var. Bu çocukların çatışma, kurşunlar, bombalar, sokağa çıkma yasakları ortamında gideceği yer çok belli, dağ. 7-8 yaşındaki çocukların hani Bediüzzaman da anlatır ya hapishane penceresinden okul bahçesindeki çocukları seyretmiştir, anlatır. “Eskişehir Hapishanesi'nden onların 70-80 yaşındaki hallerini şöyle görüyorum” der ve ağlar bende o an  kendimi öyle hissettim “eyvah” dedim içimden “7-8 yaşındaki şu çocuklar yarın öbür gün elinde bir silah, dağlarda çatışma peşinde koşan insanlar olacak.”

MEDRESETTÜZZEHRA İLE YENİDEN DİRİLİŞ OLABİLİRDİ

Bu sorunların, problemlerin çözümünde Bediüzzaman'ın çözümlemelerinden nasıl faydalanılabilir?

Bediüzzaman Said Nursi memleketin en gerilimli zamanlarında, örneğin Ermeni meselesinin olduğu zamanlarda bile çok hakkaniyetli, adaletli, ve özgürlükçü bir yaklaşımla yaklaşmış konulara. Mesela Ermeni meselesi'nin çok şiddetle tartışıldığı, katliamların olduğu zamanlarda bile hak üzerinden olaya yaklaşmış. Makalelerinde olayı hakkaniyet çerçevesinden, penceresinden çözmekten başka çare olmadığını söylüyor, savaş ortamında bunları söylemek  çok zor. Şu an o zamanların 1915'lerin konularını konuşuyoruz şimdi bile gerginiz ama o olaylar yaşanırken Bediüzzaman'ın tavrının çok örnek olduğunu, çok özgürlükçü ve adil bir yaklaşım olduğunu görüyorum ve bu çok güzel. 

Medresetüzzehra projesinin o bölgede çok önemli olacağını düşünüyorum. Orda ilimlerin gelişmesi,bir büyük üniversitenin kurulmasının aslında bölgeye çok çok büyük bir faydası olacağı çok önemli nitelikli bir görüştü. İslam Dünyası niye geriydi. O  geriliği biz başka türlü aşamazdık. İlmen gerilemiştik ve ilmen ilerleyecektik ki teknolojimiz artsın. Tabi ki bir üniversitenin kurulması bölgedeki ırkçılığın yenilmesi, İnsanların birbirini anlaması, birbirini tanıması için çok önemliydi. 

Yine Bediüzzaman'ın barışı tercih etmesi çok önemli örneklerdi. Çatışmayı değil anlaşmayı konuşmayı, kavgayı değil sulhu  tercih etmesi o dönem yaşadığı olaylarda son derece önemli. Çünkü meselenin Kürdün Türk'ü yenmesiyle çözülemeyeceğini biliyordu benim gördüğüm. Meselenin çok boyutlu olduğunu,  ilmi açıdan üniversiteler kurarak bölge insanının kendisini geliştirmesiyle, zenginleştirmesiyle, karşılıklı anlayışları  tanımanın gelişmesiyle, İslam Dünyası'ndaki düşünce sorunlarının aşılmasıyla çözülebileceğini düşünüyordu. Çünkü yüzyılların getirdiği büyük düşünsel sorunlarımız vardı. Aklımızı geliştirmemişiz, tamamen sığ ve köhne bir ortam oluşmuş. Akıl etme, sorunlara yeni çözümler bulma gibi tercihler yerine adeta bir bataklıkta debelenir haldeydi İslam Alemi. Bu durumda yeniden bir diriliş, yeniden büyük bir ayağa kalkış ancak ilmi gelişmelerle olacaktı. Bediüzzaman'ın bu konudaki tavırları gerçekten keşke o zamanlar örnek alınsaydı.

SAİD NURSİ'NİN PROJESİNİN GERÇEKLEŞMEMESİ BÜYÜK BİR ACIDIR

Devr-i zamanında Van gibi bir yerde dini ilimlerle fen bilimlerinin bir arada okutulduğu Arapça,Kürtçe,Türkçe eğitimin verildiği 3 dilli bugün bile konuşamadığımız ana dilde eğitimlerin eğitim olarak verildiği bir medrese bir üniversite kurulabilseydi bugün bu hali yaşamayabilir miydik? 

Kesinlikle,  gaybı bilemeyiz ama, bölge için çok önemli gelişmelere neden olabilecek,çok hayırlı bir gelişme olurdu. Kürt meselesi bugün önümüzdeki acı haliyle olmayabilirdi. Gerçekten büyük bir acıdır, Bediüzzaman'ın o projesinin gerçekleşmemesi. Bölgede ilmi açıdan da zafiyetler vardı. Sadece o bölgede değil, Osmanlı’da  tüm İslam Alemi'nde aslında ilmi açıdan düşünsel açıdan çok önemli  gerilemeler vardı. Ve bunu taklit yoluyla aşamayacağımız belliydi. Batılılar bizi yüzyıllar öncesinden fersah fersah geçmişti düşünsel atılımlarla, hamlelerle ve biz onları ister istemez taklit etmeye başlamıştık. Bunu gidermenin yolu tekrar ilimde, irfanda, dini ve fenni bilimlerde yeniden bir temel oluşturmak ve bunun üstünde yükselmekti. Aramızdaki belaları, ırkçılıkları yenmenin yolu anlayışımızı ıslahtan geçiyor. Burada çatışma yerine, birbirini anlamayı ve tanımayı tercih eden bir tavır görüyorum Bediüzzaman Said Nursi’de.

 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum