Zalime meyl etmemek

Nimetullah AKAY

Öncelikle ifade edelim ki, iki çeşit zalim grubu vardır. Birincisi, günahlarla kendi nefislerine zulmedenler, ikincisi ise, başta insanlar olarak diğer mahlukatın hak ve hukuklarını ihlal ederek zalim durumuna düşenlerdir. Birinci duruma göre her insan bazen zalim olabilmektedir. İnsanlar, Allah’ın emrine karşı gelerek işlediği günahlarla kendilerine emanet olarak verilen nefislerine, hayatlarına, vücudlarının azalarına zulmektedirler. Bu durumdakilerin bir kısmı büyük günahlar işleyerek, küfre girmeseler dahi fasık duruma düşüp hem dünya hayatlarını zehirlendirmekte hem de ebedî hayatlarını tehlikeye düşürmektedirler.

Bunlardan en büyük zalim olanlar Allah’a şirk koşanlardır. Allah’a ortak koşan veya inkâr edenler Cehennemin en derin çukurlarında bunun cezasını göreceklerdir. Malumunuz katl, zina, içki, kumar, faiz ve yalan yere şahitlik yapıp insanların hukukunu çiğnemek de büyük günahların başında gelmektedir. Bunları işlemek zulüm olduğu gibi, onları hoş görmek, onlara meyletmek de büyük bir vebaldir. Küçük günahlar ise yapılan ibadetlerle, güzel amel ve tevbelerle ve Allah’ın mağfiretiyle temizlenebilmektedirler. Şüphesiz iman edenler küçük günahlarda da ısrar etmemeliler. İşlenen her günahdan sonra samimiyetle ve bir daha işlememek niyetiyle nedamet etmek gerekir.

Öncelikle büyük günahlardan kaçınarak ve farzları eksiksiz yerine getirerek kendi nefsine zulmedenlerden olmamak her inananın birinci hedefi olmalıdır. Bunda başarılı olanlar diğer mahlukatın hukukuna dikkat edecek ve böyle bir zulümden kendisini uzak tutmaya çalışacaktır.

Şüphesiz zalimler Allah’ın en büyük düşmanlarıdırlar. Bu sebeple Rabbimiz “Muhakkak ki Allah’a ortak koşmak büyük bir zulümdür” ve “Zalimlere meyletmeyin, ateş sizi de yakar” buyurarak, biz kullarını ikâz etmektedir. Demek ki zalimler o kadar yakıcı bir ateşte yanacaklardır ki, bu onlara değil yardım veya tarafgirlik gösterenleri, onlara meyledenleri bile yakacak cinsten bir cehennem ateşidir.

Rabbimizin Kur’an-ı Azimüşşanındaki ikâz ve tehditleri ve Habibullah olan Peygamberimizin (as) muhtelif şekillerdeki zalimden ve zulümden uzak kalmamız gerektiği şeklindeki uyarılarından sonra mü’min olan insan nasıl olur da, değişik dünyevî gerekçelerle Allah ve Peygamber düşmanlarının yanında olabilmekte veya onlara sempati duyabilmektedir? Gerçekten şaşılacak bir durum. Şeytanlar inanan insanları bu hatalara düşürmek için bütün cabalarını sarfetmektedirler. Bunu unutmamak gerekir.

Hepimizin bir nefis muhasebesine girmemiz gerekir. Bakalım hiç meylettiğimiz zalimler var mıdır? Varsa bir an önce bu hatadan dönmeli ve sadece Allah’a ve Peygambere sevgisi olanlara sevgimizi hasretmeliyiz. Allah bize muhabbet denilen sevgi hissini sadece Ona muhabbet etmek, Resulünü sevmek ve Allah ve Resulü için mahlukata dostluk beslemek için vermiştir. Hangi gerekçe ile olursa olsun Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmenin bir mazereti bulunmamaktadır.

Nefsimizin ve şeytanların tuzaklarına dikkat etmemiz gerekir. Onların bize Allah düşmanlarını sevdirmelerine izin vermememiz gerekir.  Aksi takdirde zalime meyledenlerden oluruz, Allah muhafaza… Allah’ı sevmek, Allah için sevmek dünyadan ve dünyanın içindekilerden, ifade edilmeyecek kadar daha değerlidir.

Bütün fiil ve hareketlerimizde, beynimizden geçen bütün düşüncelerimizde Allah’ın rızasını ön planda tutabilirsek hem dünyada hem ahirette kazançlı çıkacaklardan oluruz. Rabbim bizleri zalimlerden, zalime sevgi gösterenlerden, zalime tarafgirlik edenlerden ve zalime meyledenlerden etmesin ve onlardan uzak tutsun…

 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.